06 Eylül 2002 Cuma


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



59 gösteriyor ama 70 yaşında!

Kadrosu görkemli filmlerden oluşan programına bugün başlayan 59. Venedik Film Festivali dünyanın en eski sinema etkinliği. Venedik Bienali kapsamındaki gösterilerden bu yana tam 70 yıl geçti...

     Mussolini’nin İtalya’ya bir hayrı dokunmuşsa o da Venedik Film Festivali’nin temellerinin atılmasını sağlamasıdır! 1932’de Venedik’te geniş kapsamlı bir güzel sanatlar etkinliği olan Biennale hazırlanırken Mussolini’nin Devlet Bakanı Kont Giuseppe Volpi di Misurata da L’esposizione Internazionale d’Arte Cinematografica / Sinematografik Sanat Sergisi’ni kurdu ve başkanı oldu. Devlet Başkanı’nın bizzat tanıdığı ayrıcalıkla Venedik’te sansür uygulanmadı...
     On bir yıl Bienal kapsamında sürdürülen etkinlik, daha sonra La Mostra Internazionale d’Arte Cinematografia, kısaca La Mostra (büyük sergi - gösteri) olarak anılan bir festival haline getirildi.
     6 Ağustos 1932 tarihinde Lido adasındaki Excelsior Oteli’ndeki ilk gösterimde Ermeni - Amerikalı usta Rouben Mamoulian’ın "Dr. Jekyll ve Bay Hide"ı gösterildi. Lumiere, gönderdiği tebrik telgrafında filmi "sinemanın ikinci kez icadı" olarak değerlendirdi.
     Prof. Hans Joachim Schlegel, 1932 tarihli ilk La Mostra’nın ardında ilginç bir hesap olduğunu anlatıyor. Hitler’in Sovyet Ordusu tehdidinden çekindiği bir dönemde kültürel flört adına düzenlenmiş. 1932 - 34 yıllarında aralarında Dovçenko’nun "Toprak"ının da bulunduğu altı Sovyet, iki Çekoslovak filmi etkinlikte ödüllendirilmiş. 1932’de Stalin’in Sinema Bakanı Schumjatzkij de jüriye davet edilmiş. Ancak filmlerin anti - militer ve anti - nasyonalist içeriğiyle faşistlerin hesapları oldukçe derin bir çelişki oluşturmuş!
     Savaş öncesi gerilime rağmen sinemanın altın yılları olan otuzlar Venedik açısından oldukça bereketli geçti. Festivalin yetmiş yıl sürmesini sağlayan temel böylece atıldı. On yıllık dönemlerine şöyle bir baktığımızda Venedik’in hiç de Cannes’dan geri kalmadığını görüyoruz.
     
     Kırklı yıllar
     İkinci Dünya Savaşı’nın başlamasıyla Lido’daki smokinli erkekler yerini üniformalılara bıraktı. Festival, güvenlik nedeniyle Venedik merkezine taşındı. Dönemin İtalyan yıldızları sahneden eksik olmadı ama katılım doğal olarak çok azdı. Kırkların ikinci yarısında ise Amerikan sineması ve divalar Venedik’e geri döndü. Yeni Gerçekçilik akımının ortaya çıkmasıyla Venedik’in itibarı da arttı.
     
     Ellili yıllar
     1950 yılında Festival’in izleyici sayısı yüz bini geçti. Mestre’de dahi gösterim yapıldı. Toplumdaki hızlı değişim sinemaya yanısıdı. Sinema tutkusu çılgınlık haline geldi. 1954 yılında programda yer alan yedi filmin adında ‘günah’, on birinin adında ‘aşk’ sözcüğü vardı! Gina Lollobrigida Büyük Salon’a girerken hayranları elbisesini parçaladı! Ticari sinemayla sanat sinemasının çatışması doruk noktasına vardı. 1956 yılında jüri Altın Aslan’a değer film bulamayınca, yönetmeliğe jürinin ödül verme zorunluğu maddesi eklendi.
     
     Altmışlı yıllar
     Ekonomik patlamanın yaşandığı bu yıllarda Venedik’e yıldı yağdı. Claudia Cardinale, Marcello Mastroianni, Monica Vitti’ten Paul Newman, Burt Lancaster ve Elizabeth Taylor - Richard Burton çiftine herkes Lido’da boy gösterdi. Bu döneme damgasını vuran Festival Yönetmeni Luigi Chiarini, 1968 olaylarında istifaya davet edildi. Marco Ferreri, Taviani Biraderler, Ettore Scola gibi yönetmenler Sinema Sarayı’nın önünde protestolar yaptı.
     
     Yetmişli yıllar
     ‘68 olayları ertesinde Venedik Film Festivali on bir yıl kadar sekteye uğradı. Chiarini’nin istifasına rağmen bir türlü toparlanamadı. İtalyan sinemacılar gibi uluslararası arenadan meslektaşları da Festival’in yeni statüsü belirlenene dek Venedik’e gitmedi. Altın Aslan sahipsiz kaldı. 1979’da Carlo Lizzani öncülüğünde sinema sektörü temsilcileri aradan geçen zamanı telafi etmek için kolları sıvadı.
     
     Seksenli yıllar
     1980 yılında Altın Aslan yeniden verilmeye başlandı. İzleyici de ustalar ve yıldızlar gibi salonlara döndü. Sinema Sarayı yetersiz kalmaya başladı. Harrison Ford’un da hazır bulunduğu "Indiana Jones" gösteriminde izdiham yaşandı. Fassbinder, Kusturica, Almodovar, Scorcese, Wenders, Moretti gibi auteur sinemacılar büyük ilgi gördü.
     
     Doksanlı yıllar
     Venedik prestijli konumunu doksanlarda pekiştirdi. Salon sayısı arttı. Her yıl dünyanın her yerinden yüzlerce gazeteci prömiyerleri yapılacak önemli filmleri izlemek, İtalyan Silvio Soldini’den, Avustralyalı Jane Campion’a, Çinli Zhang Yimou’dan İranlı Jafar Panahi’ye dünya sinemasının önde gelen yönetmenleriyle söyleşi yapmak için Lido’ya doluştu.
     
     Ve iki binler
     Festival yönetsel çalkalanmalara rağmen formunu ve önemini koruyor.
     
     
     






 KÜLTÜR & SANAT


Belleğin mahremini resmederdi
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
Koşuyoruz ki ne biçim!
"Akıllar sevişir mizah olur"
Edebiyatımızın ‘diri’ doğmuş çocuğu
Sanal ortamda sanat
Bir bankanın görsel anıları
Hem yerel hem kişisel
Askeri harekat alanında natürmortlar
Anasının kızı
ISM’de sanata devam
Spielberg’den Yüksel’e tam not!
Müzikle terapi için "Silence" serisi birebir
Hiçbir yerden gelen adamlar
"Ne hissediyorsam o..."
Andy Williams’a başlarken
"Uluslararası adını hak ediyoruz"
Olmadı ama olacak inşallah!
Caza elektronik bulaşınca
Pahalıya patlayan şaka
Sapına kadar kötü
Dünya emin ellerde
Ustaoğlu’nun bitmeyen yolculuğu
59 gösteriyor ama 70 yaşında!
İzmir’in belleğine yolculuk
Ekran seçime koşuyor
Seçim zamanı
Doğada uyanmak
Hayat atölyesi
Kilimwomen
Yeni yayınlar


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet