06 Eylül 2002 Cuma


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Doğada uyanmak

     ZEYNEP AVCI

     Doğanın sabahı insanı hep hazırlıksız yakalar.
     Akla karanın ayırdına varamaz haldeyken, gün üstüne doğar. Gece boyu karanlığı taklit eden her şey ağarır, gün ışığı süzülür üstüne; aydınlanırsın, aydınlıkta olduğun gibi yakalanır, utanırsın. Kalkarsın, sanki bir ölü canlanıyor gibi, sarsak devinimlerle günün başlayışına katılmak istersin. Gün uyanırken doğa gürültü etmez. İrili ufaklı her parçası kendi işine dalmıştır. Sana ihtiyacı yoktur kimsenin. Varlığını gerekli kılmak için, işte, buyur; bir gün daha fırsat tanınmıştır sana. Omuzların güne başlarken çökerse, doğa sensiz olmaya hiç aldırmayacaktır. Buna dayanamazsın. Gerekli olduğunu kanıtlayabilmek için, var gücünle doğan güne sarılır, tüm varlığını seferber eder, gövdeni bir kez daha dikeltirsin.
     Her doğan gün ölümün yenilgisi, yaşamın zaferidir. Her yeni günün doğuşunda bunu yine anlarsın.
     Derin bir soluk alarak çok şey başlar. Gövdendeki kıpırtıyı da o zaman yakalarsın. Gün, gecenin çiğini, kırağını yok etmeye başlamışır. Buharlar yükselir yeşilliklerden. Her sabah karanlığın izleriyle yorulmaksızın başa çıkan güneşe döner, yüzünü gösterirsin. Sen de gecenin artığı, kıpırtısız bir gövdeydin az önce. Uyandığını bilmelidir güneş. Sonra toprağa basarsın. Toprak ıslaktır, gece kaçkınıdır. Solukları hızlanır güneş ışıklarıyla. Kokar, kokusu burnuna gelir. Ilınan tenine nice kokular eşlik eder. Nemin kokusu, karanlıktan kurtulmuş yeşilin coşkulu buğusu, mahmur hayvanların soluğu, gece işledikleri zorunlu, hem de bağışlanabilir cinayetlerin kokusu. Soluğuna doluşan kokular uyanışı bedenine yollar. Kolların uyanır, evreni kucaklarsın, kımıldamadan. Bacakların uyanır, dünyayı dolaşırsın, adım atmadan. İçindeki enerji uyanmıştır işte. O zaman sesler büyükten küçüğe, dizilirler kulağının dibine. Esner, gerinir dallar. Ağaçların gövdesi çatırdar, yapraklar kımıldanır, birkaç yorgun, umarsız meyve dalından kopup düşer. Pıtırtılar çıtırtıları kovalar. Islık sesleri çıkarır yaban yeşillikler. Uzaktan uzağa, homurdanan, yeni günün arayışındaki hayvan sesleri gelir. Adı olmayan uğultular yükselir ağaçların arasından.
     Gece olsaydı ürkecektin.
     Gün ışığı ürküntüyü çırılçıplak soyar, savunmasız koyar. Gün ışığı altında bildik sularda yüzer gibisin. Sanki kendinden eminsin.
     Tam bu sırada, başını kaldırıp bakmalısın gökyüzüne. Yeşil kadar mavi de canlanmıştır işte. Solgun gökyüzünün pembeliği uzaklaşır, hayatın mavisi başının üstünde aklının alamadığı noktalara uzanır. Toprağın bereketi, otun yeşili nasıl sonluysa, işte o denli sonsuzdur mavilik. Yeryüzü ölüm doludur, gökyüzü ölümsüzlük. O seni bastığın yerden yukarı, sanki ölüm silinmiş gibi defterinden, sonsuzluğa çağırır. Hem yücelirsin hem küçücük hissedersin kendini. Tüm duyuların varlığının tüm boyutlarını bilmektedir yine. Yeni bir uyanışın sarsıntısını atlatacaksın.
     Aklın uyanmasıysa hep acılı olur.
     Güneş yükselir, uyku kalmaz çevrende. Güneşle birlikte içinde bir senfoni yükselir. Hayat tüm notalarıyla çalınmaktadır. İşte, şef yine sensin. Yine verdiler eline değneği, bir kere daha dünyayı yöneteceksin.
     Yaşamın müziği çalınmaya başladığında uyanış bitmiştir. Artık kendine kulak verirsin. Nesin? Neredesin? Bugün ne? Nedir anlam verecek olan yeni doğan güne?
     Doğada uyanmak hem sorudur hem de yanıt.
     
     Yazara e-mail: zavci@hotmail.com
     



 KÜLTÜR & SANAT


Belleğin mahremini resmederdi
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
Koşuyoruz ki ne biçim!
"Akıllar sevişir mizah olur"
Edebiyatımızın ‘diri’ doğmuş çocuğu
Sanal ortamda sanat
Bir bankanın görsel anıları
Hem yerel hem kişisel
Askeri harekat alanında natürmortlar
Anasının kızı
ISM’de sanata devam
Spielberg’den Yüksel’e tam not!
Müzikle terapi için "Silence" serisi birebir
Hiçbir yerden gelen adamlar
"Ne hissediyorsam o..."
Andy Williams’a başlarken
"Uluslararası adını hak ediyoruz"
Olmadı ama olacak inşallah!
Caza elektronik bulaşınca
Pahalıya patlayan şaka
Sapına kadar kötü
Dünya emin ellerde
Ustaoğlu’nun bitmeyen yolculuğu
59 gösteriyor ama 70 yaşında!
İzmir’in belleğine yolculuk
Ekran seçime koşuyor
Seçim zamanı
Doğada uyanmak
Hayat atölyesi
Kilimwomen
Yeni yayınlar


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet