
|


Azmin sonu selamet
Hiçbir yeri tutmuyordu, yüreğinden başka. Yüreğine tutundu ve onun götürdüğü yere gitti. O şimdi, bilgisayar âleminin ‘tekerlekli sandalyeli sörfçüsü!’
SERHAT OĞUZ İstanbul
Kara gün dedikleri, Selahaddin Yıldırım için dört yıl önce gittiği Bodrum tatilinin ilk günüydü... Üniversite sınavına girmiş, ardından büyük bir heyecanla tatil için Bodrum’un yolunu tutmuştu. Eşyalarını arkadaşının evine yerleştirdi ve sahile koştu. İskeleden denize atlayınca hayatı karardı. Çünkü kafa üstü dibe çakılmıştı.
Artık göğsünün alt bölümü tutmayan, kollarını yüzde 50 kullanabilen biriydi. O tüm bunlara rağmen kolayı değil, zoru seçti. Hayata küsüp, kendini bırakmak değil, mücadele edip kazanmaktı onun yolu. Kazandı da...
Artık o Bilgi Üniversitesi Bilgisayar Sistem Mühendisliği Bölümü öğrencisi. Ya da bilişim sektörünün ‘tekerlekli sandalyeli sörfçüsü.’
Ölmeyi bile düşündü
Sağlıklı bir gençken yapamadığını, fiziksel yeteneklerinin büyük bölümünü kaybettikten sonra başararak üniversiteye giren Yıldırım, şimdi 22 yaşında. Ama son dört senede yaşadıklarından sonra hayatta mutlu olmanın sırrını çözmüş ak saçlı bir bilge olgunluğunda.
Eğlencenin başkenti Bodrum’da ölümün soğuk yüzüyle burun buruna gelen Yıldırım, hayatını değiştiren atlayışın ardından kâbus dolu günler geçirdi. Bodrum’da yapılan ameliyatın ardından İstanbul’da sekiz ay, Almanya’da dört ay hastane odalarında yattı. Zaman zaman ölmek bile istedi.
Ancak kendisi gibi omurilik felçlisi olanların kurduğu internet sitesiyle hayata bağlanan Yıldırım, artık o kaza gününü bile esprilerle süsleyerek şöyle anlatıyor:
"Gün boyu denize girdikten sonra üzerimizdeki kumları temizlemek için son bir kez daha iskeleden atlamayı önerdim. Bu kez iskelede tekne olduğu için daha yakın bir yerden atladık ve boynumu kırdım. Beni şezlongla sahile taşımışlar, ambulans bulamayınca da bir otomobille hastanaye götürdüler. Hastanede, MR teknisyenine, ‘Yaşayacak mıyım?’ diye sorunca, bana bakıp, ‘bilemem’ dedi. O anda dumura uğradım, hiç hastaya böyle şey söylenir mi?"
Son gün karar verdi
Zamanını evde sıkıntıdan patlayarak geçiren Yıldırım, bugün artık meslek olarak seçtiği bilgisayar sayesinde, hayatının dönüm noktasını yaşadı. İnternette mesleklerinde başarı yakalayan omurilik felçlileriyle tanışan Yıldırım, onlarla birlikte olmaya başlayınca, kendisine yeni bir hedef belirledi: "Hayata sıkıca tutunarak çok çalışmak ve başarılı olmak."
Arkadaşlarıyla birlikte tiyatro grubu kurup oyunlar sahneledi. Evde zamanının büyük bir bölümünü geçirmek zorunda kalınca da bilgisayar konusunda uzmanlaştı.
Bu sene üniversite sınavları için başvuru süresinin son günü ÖSS’ye girmeye karar veren Yıldırım, sıkı bir çalışma temposuna girerek, her gün onlarca test çözdü. Yıldırım’ın diğer adaylara göre birçok dezavantajı vardı, parmaklarını kullanamadığı için soruları kalemle çözemiyor, test kitabının sayfalarını bile zorlukla çeviriyordu. Bunların hiçbirisi, onu yıldıramadı ve sınava hazırlanmış olarak girdi.
Kendi masasını getirtti
İstatistiklere göre nüfusunun yüzde 10’u engelli olan Türkiye’nin hiç engelli yokmuşçasına düzenlenen yaşam alanları, Yıldırım’ı sınav salonunda da yalnız bırakmadı. Bütün engellilerle birlikte bir ilköğretim okulunda sınava giren Yıldırım’ın tekerlekli sandalyesi ilkokul sıralarının altına girmiyordu. Çareyi, evden kendi masasını getirmekte bulan Yıldırım, kendisine verilen yardımcıyla yanıtları işaretledi ve hedefini tutturdu.
Yıldırım, altı ay önce tiyatro gösterisi için gittiği Bilgi Üniversitesi’nde kurduğu hayale de ulaşmış oldu: "Omurilik felçlisi arkadaşlarla kurduğumuz tiyatro grubuyla Bilgi Üniversitesi’nde ‘12 Öfkeli Adam’ oyununu sergiledik. Okulda üç hafta prova yaparken, engellilerin düşünüldüğü mimarisini çok sevdim ve ‘keşke böyle bir okulda okusam’ demiştim. O gün böyle bir planım hiç yoktu, gerçekleşeceğini hiç düşünmüyordum."
Bilgi Üniversitesi’nin katkısı Üniversite tercihlerinin yapıldığı günlerde esnaf olan ailesinin ekonomik şartları nedeniyle zorlanan Yıldırım, çareyi Milliyet yazarı Abbas Güçlü’ye ulaşmakta buldu. Güçlü’nün Yıldırım’ın özel durumunu yazması üzerine, çok sayıda üniversiteden yardım ve kolaylık çağrısı geldi. Birisi de, beş yıl boyunca Yıldırım’ın ulaşım ve eğitim masraflarını üstlenmeyi teklif eden Bilgi Üniversitesi oldu. Geriye de Yıldırım’ın bilişim sektörüne adını yazdırması kaldı.
YAŞAM


Azmin sonu selamet
Oğlak istediğini alır Kova tam bir devrimcidir
Çılgın âşık ölüm kustu
İki saat yetti
Günahlarımı affet ‘yüce patates’
‘Köpük çocuk’ oh dedi
‘Ya kurtarın ya iğne vurun’
Öz torununu komaya soktu
SAYFA BAŞI

|
|

|