07 Eylül 2002 Cumartesi


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Belleğin mahremini resmederdi

Julie Taymor’ın yönettiği, Frida Kahlo’nun hayatını konu alan film, Venedik Film Festivali’ni açtı. Kahlo’nun hayatını anlatan Rauda Jamis imzalı "Aşk ve Acı" yeniden basıldı.

     ILGIN SÖNMEZ

     Küçükken geçirdiği çocuk felci sonrasında topal kalan ve 19 yaşındayken başına gelen ürkütücü bir otobüs kazası sonucu omurgası zedelenen, iç organları parçalanan Frida Kahlo (1907 - 1954), ‘umutsuzluğunu acı bir neşe’yle ifade eden bir kadındı ki bu, tablolarındaki renk cümbüşünün hayatın dehşetine tanıklık etmesine benziyordu. Tüm o güneş renkleri gerçekte kopkoyu bir karanlığa denk düşüyordu. Macar Yahudisi kökenli Magdalena Carmen Frida Kahlo, gündüzleri kahkahalar atan sosyal bir dişiyken, geceleri haykırışlarla kendi lahtine gömülen cinsiyetler üstü bir karakterdi sanki. Frida, uçmak isteyip de uçamayan bir kuş gibiydi. Bunlar kendi sözleri. "Uçmak için kanatlarım varken niye yürümek için ayaklar isteyeyim ki?" de diyecekti. Çocukken bir uçak istediği için kendisine dikilen melek giysisine iliştirilen hasırdan büyük kanatlarla uçmayı denediği anı, 1938’de yaptığı, "Onlardan Uçak İstersiniz, Size Hasır Kanat Verirler" adlı tablosunda görüntüledi. Onda her renk mevcuttu. Fransız sürrealist Andre Breton, Kahlo’nun işlerini ‘güçlü bir bombanın etrafındaki renkli kurdelalar’ diyerek yorumlamıştı. Sanat otoriteleri, Frida Kahlo’nun ‘20 ve ‘30’lu yıllar arasında yaygınlaşan Sürrealizm hareketinin bir parçası olup olmadığını tartışmayı sürdürürken, sanatçının kendisi bu ‘suçlama’ları asla kabul etmedi. 20.yy. dünya literatüründe çok sayıda çalışmaya ilham veren bu ufak tefek ‘hasta’ kadın, yapıbozum üzerinden hareket eden ‘feminist’ sanatçıların da önemli esin kaynaklarından biri oldu.
     Bundan yıllar önce Afa Yayınları Kadın Serisi’nden çıkan, Rauda Jamis imzalı günlüklerle desteklenen Frida biyografisi "Frida Kahlo: Aşk ve Acı", içine kuşe kağıda Kahlo tabloları ve fotoğraflar eklenerek Everest Yayınları tarafından yeniden basıldı.
     Kısa yaşamı boyunca bir tür umutsuz aşk hastalığının acısını çeken Frida Kahlo’nun hayatı yaratıcı, ilginç, kışkırtıcı, cüretkâr, kafa bulandırıcı ve anarşist ruhlu çevrelerde geçti. Henüz çok gençken tehlikeli dostluklar kurdu ve ‘sevinçle, her dostlukta biraz da suç ortaklığı olduğunu’ öğrendi. Argoyu tercih etti ve Frida’ca kullanıma yönelik bir kelime dağarcığı üretti.
     Everest’ten çıkan kitabın en vurucu bölümlerinin başında "Kaza" geliyor. 19 yaşındaki Frida, nişanlısı Alejandro ile birlikte şehir trafiğine yeni katılan ‘tahta’ otobüslerden birine biniyor, banka oturuyorlar. Dikiz aynasına asılı dini resimler, bir tesbih ve Meryem Ana suretini çevreleyen bir sarmısak demeti yolcuları kazadan koruyor. Ama sarmısak bu işte. Bir trenin otobüsü biçmesine, otobüsteki tutunma çubuklarından birinin Frida Kahlo’yu bir boynuz gibi delmesine engel olamıyor. Teşhis : "Üçüncü ve dördüncü omurga kemikleri kırılmış, kalça kemiğinde üç, sağ ayakta on bir kırık, sol dirsekte çıkık, sol kalçadan giren ve cinsel organından çıkan bir demir çubuğun yol açtığı derin yara, cinsel organda sol dudak yırtılması". Rahmi, kalça kemikleri, karnının alt bölgesi parçalandığı için çocuk sahibi olması mümkün olmayacak, acılı bir düşük yapacaktı. Alçıdan korseler takıyor, bacağı için protez kullanıyordu. "Henry James’in kendi eviyle ilgili söylediği gibi," diyor Rauda Jamis:
     "Kahlo’nun evi ‘bir mezar kadar’ neşeliydi". Yatağa mahkumiyet onu öyle sıkıyordu ki, fazla ciddiye almadan resim yapmaya başladı. Babasından aldığı fotoğraf derslerinin de yararını gördü. Umutsuzlukları da en az çoşkusu kadar şiddetli oluyordu. Resme yoğunlaştığı ilk dönemde Proust okuyordu. Bir kraliçe tahtına dönüştürülen yatağının üstüne yerleştirilen ayna, Frida’da büsbütün kendine terk edildiği duygusunu yaratmıştı. Saplantıya dönüşen otoportrelerin başlangıcında bu aynanın ve Proust’un etkisi büyük. Yazarın, Boticelli’nin "Sistina Şapeli"nde çizdiği "Jetro’nun kızı Zephora"dan söz etme biçiminden etkilenmişti. Yüzün önemini böylece kavradı. Yüz bir anahtardı. Yüz her şeyi dile getiriyordu. Kendi suretlerini çizme fikri bu düşünceler sırasında vahiy gibi indi Frida’ya. Sevdiği adam Alejandro için "Kadife Elbiseli Otoportre"yi (1926) yaptı. Hareketli, huzursuz, gürültücü Frida yerine, zarif ve hüzünlü bir yorumdu bu.
     Hayatının erkeği Diego Rivera ile bir yetişkin olarak karşılaşması - böyle dedik çünkü, kazadan önce okuldayken onu görmüş ve Diego’dan bebek sahibi olmaya karar vermişti bile - komünist Meksika sanat çevreleriyle görüşmeye başladıktan sonra gerçekleşti. Patlak gözlü, çürük dişli, çirkin, şişman, uzun Diego için her sevgili bir model, her model bir sevgiliydi. Frida Kahlo, Diego’ya resimlerini gösterdikten kısa bir süre sonra evlendiler. Diego zamparalıklarına devam etti. Bu konuda rakiptiler aslında ve Diego’nun deyişiyle aralarında rekabet yaşanmayan tek alan resimdi. Diego, Kahlo’nun kendisinden daha iyi bir ressam olduğunu kabul ediyordu! Akciğer ambolisinden ölen Kahlo’nun benzersiz 70 tablosundan 50 tanesi bugün, büyük bir Kahlo fanatiği olan Madonna’nın koleksiyonunda bulunuyor.
     
     Frida Kahlo: Aşk ve Acı
     Rauda Jamis
     Çeviri: Hülya Uğur Tanrıöver
     Everest
     317 s.
     Fiyatı: 9.000.000 TL.
     









 KÜLTÜR & SANAT


Belleğin mahremini resmederdi
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
Koşuyoruz ki ne biçim!
"Akıllar sevişir mizah olur"
Edebiyatımızın ‘diri’ doğmuş çocuğu
Sanal ortamda sanat
Bir bankanın görsel anıları
Hem yerel hem kişisel
Askeri harekat alanında natürmortlar
Anasının kızı
ISM’de sanata devam
Spielberg’den Yüksel’e tam not!
Müzikle terapi için "Silence" serisi birebir
Hiçbir yerden gelen adamlar
"Ne hissediyorsam o..."
Andy Williams’a başlarken
"Uluslararası adını hak ediyoruz"
Olmadı ama olacak inşallah!
Caza elektronik bulaşınca
Pahalıya patlayan şaka
Sapına kadar kötü
Dünya emin ellerde
Ustaoğlu’nun bitmeyen yolculuğu
59 gösteriyor ama 70 yaşında!
İzmir’in belleğine yolculuk
Ekran seçime koşuyor
Seçim zamanı
Doğada uyanmak
Hayat atölyesi
Kilimwomen
Yeni yayınlar


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet