07 Eylül 2002 Cumartesi


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Koşuyoruz ki ne biçim!

Karma nedir? Sorulan soruya doğru cevap "Ne ekersen onu biçersin," olabilir. Karma topluma doğru cevap ne olabilir peki? Bu soruyu da yeni kitabı çıkan Vivet Kanetti’ye sorduk.

     Henüz kayığının turuncusu akıllardan tam silinmemiş, zihinleri bir güzel oyalamaktayken geçtiğimiz yıl Vivet Kanetti, "Koş Süreyya Koş, Şampiyon Olacağız" dedi. Bu "kadın kitabı"nı Yasemin Dalkılıç ve Süreyya Ayhan’a ithaf etti. Çünkü Kanetti, cins ayrımcılığına karşıydı. Çünkü karma bir toplumda yaşamak istiyordu. Bu yüzden kitabını, dansöz ya da manken olmayan, "cici" ya da "şirin şey" olarak anılmayan, seksi pozlar vermeyen, bu iki başarılı kadına ithaf etmişti. Sadece erkek futbolcular ve basketbolcuları ve onların da hangi "seksi ve şirin şeyölerle birlikte olduğunu bildiğimiz anti - karma dünyamız için bu bir devrimdi. Vivet Kanetti’nin kitabının kapağında Süreyya koşuyordu. Süreyya Ayhan, bugün Avrupa Atletizm Şampiyonu. Peki gerçekten şampiyon olduk mu? Soruyorum, Vivet Kanetti de yanıtlıyor: "Evet, şampiyon olduk! Ama şampiyon olmak, koşuyu bırakmak demek değil ki... Şampiyon olduk, koşuya devam! Kitabım şu iki cümleyle bitiyordu: ‘Koş Süreyya koş! Bütün şampiyonluklar bizi bekliyor!’ Çıtalarımız daha da yükselecek... Süreyya Ayhan için, kendimiz için, bütün kadın bireyler, erkek bireyler ve karma bir toplum için... Bir zafer anında, geriye dönük hesaplaşmalar yerine, bugünün atılımlarını alkışlamaktan, kazançlarımızı kutlamaktan yanayım... Bak, son şampiyonanın birkaç gün öncesinden Süreyya büyük basında hep sürmanşete çıkmadı mı? Artık muhabirler bir şampiyon sporcu kadına ne tür sorular sorulması, hangi tonda konuşulması gerektiğini ögrenmediler mi? Süreyya da bilinçle bu uygun tonu herkese dayatmıyor mu? Büyük aşamalar bunlar... Sonra, artık bir genel yayın müdürü kadın var günlük basında... Sonra, Ecevit hükümeti dün bakan olmaya layık hiçbir kadını bulamazken, giderayak, düşerayak, ne yetkin kadınlar bulup çıkardı... Bu kadınların bu hükümette bakanlık kariyerleri çok kısa sürebilir ama hiç değilse, Meclis’tekilerin hep öne sürdüğü ‘Bu işleri yapabilecek kadınlar var da biz mi çalıştırmıyoruz, aramıza almıyoruz?’ gerekçeksinin ne kadar kötü niyetli ve gerçek dışı olduğunu toplum şimdi iyice görebilir...
     Böylesi bir modeli ilk kez ve aylar öncesinden bizlere sunan Kanetti’nin öngörüsü adeta şaman bir büyücüyü ya da Aztek bir falcıyı andırıyor. Oysa Kanetti’ye göre "Süreyya hep koşuyor. Azimle ve çelik gibi..." Ve bunun falcılıkla ya da öngörüyle hiçbir ilgisi yok:
     "Süreyya Sydney Olimpiyatları’nda yarı final, Edmonton’daki Dünya Atletizm Şampiyonaları’nda final koşmuş ilk atletimizdi ve daha o gün starlaşmayı hak etmişti... Varolan bir gerçeği sadece başkalarından biraz daha kuvvetle teslim ediş belki, benimkisi... Sonra, toplumun karmalaşması için verilecek mücadele artık dövünmeler alanından çıksın, tuttuğumuz bireyleri öne sürmek, korumak, zarlarımızı cesaretle atmak olsun istedim.... Yenilgileri kemikleştirmek yerine, zaferleri kamçılamak... Bugün çok gururluyum, Türkiye’de pek çok kadın ve erkek gibi..."
     Kanetti, Süreyya Ayhan, Avrupa şampiyonu olduğu gün aldığı telefon ve mesajları mesleğinin hiç bir döneminde almamış. " Öte yandan yazar, Süreyya’nın Avrupa şampiyonu oluşunun, kitabına başka bir gözle bakılmasına yol açtığını düşünüyor.
     Vivet Kanetti, en son her anlamda iştah açıcı, farklı biçemiyle dikkat çeken yaz başından beri vitrinlerde yerini alan son kitabı "Prenslerin Adası"na anlatıdan çok kurgu demeyi tercih ediyor. Kitap, "etrafta canlı bir bomba gibi dolaşan", önce insanların görüş alanına sonra kimi karyolaların altına giren" Büyükada’nın arzu nesnesi Kadir’i anlatıyor. Kanetti, kadın erkek konusundaki tüm genellemelere karşı yazdığı "Koş Süreyya Koş Şampiyon Olacağızödan sonra "Prenslerin Adası"nı yeni bir nefes idmanı, anti teori, anti sosyal ve ahlaki bir önerme olduğu için yayımlamak istemiş. Bu kitaba, "edebiyat uğraşında yeni bir pencere gibi" baktığını söylüyor. Ona "rüzgâr, serinlik, oksijen getirebilecek bir pencere".
     Oysa Kanetti’nin pencerelerinden zaten bol bol oksijen giriyor içeriye. O yüzden o da hep koşuyor, koşturuyor. Ve "Yoruldum artık!" diyenlere, "Koşuya devam burada bırakamazsın, mümkün değil!" diyor... İdmanın böylesi evet çok yorucu ama çok da zevkli, hele aramızda Süreyya gibi sıkı şampiyonlar varsa...
     
     Prenslerin Adası
     Vivet Kanetti
     Gendaş Yayınları
     135 s.
     Fiyatı: 4.000.000 TL.
     









 KÜLTÜR & SANAT


Belleğin mahremini resmederdi
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
Koşuyoruz ki ne biçim!
"Akıllar sevişir mizah olur"
Edebiyatımızın ‘diri’ doğmuş çocuğu
Sanal ortamda sanat
Bir bankanın görsel anıları
Hem yerel hem kişisel
Askeri harekat alanında natürmortlar
Anasının kızı
ISM’de sanata devam
Spielberg’den Yüksel’e tam not!
Müzikle terapi için "Silence" serisi birebir
Hiçbir yerden gelen adamlar
"Ne hissediyorsam o..."
Andy Williams’a başlarken
"Uluslararası adını hak ediyoruz"
Olmadı ama olacak inşallah!
Caza elektronik bulaşınca
Pahalıya patlayan şaka
Sapına kadar kötü
Dünya emin ellerde
Ustaoğlu’nun bitmeyen yolculuğu
59 gösteriyor ama 70 yaşında!
İzmir’in belleğine yolculuk
Ekran seçime koşuyor
Seçim zamanı
Doğada uyanmak
Hayat atölyesi
Kilimwomen
Yeni yayınlar


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet