
|

Ustaoğlu’nun bitmeyen yolculuğu
Yeşim Ustaoğlu, jüri üyesi olarak Venedik Film Festivali’ne gidiyor. Konusunu şimdilik gizli tuttuğu yeni filminin hazırlık aşamasında bir de belgesel çekti.
ALİN TAŞÇIYAN
Venedik Film Festivali programını nasıl buldunuz?
Göründüğü kadarıyla kuvvetli filmler var. Stephen Frears’in, Andrey Konçalovsky’nin, Michel Deville’in, Sam Mendes’in, Takeşi Kitano’nun filmleri yarışacak. Yeni filmimin çekimleri öncesinde böyle bir deneyimin benim için iyi olacağını düşünüyorum.
Jüride tanıdığınız kişiler var mı?
Şahsen tanıdığım yok fakat filmlerinden tanıdıklarım var. Gong Li hepimizin sevdiği bir aktris. Laszlo Kovacs çok önemli bir görüntü yönetmeni. Yevgeni Yevtuşenko usta bir şair...
Daha önce hangi festivallerde jüri üyeliği yaptınız?
Brüksel, Kudüs ve Tiflis’ten sonra bu dördüncü çağırılışım.
Jüri üyesi olmanın keyifli ve zorlu yanları neler?
Filmi daha büyük bir sorumlulukla izliyorsunuz. Film çekmenin ne kadar zor olduğunu bildiğim için filmi kolayca yargılamam zor. Eğer jüri uyumluysa karar vermek kolay oluyor. Eğer uzlaşma sağlanamazsa beğendiğin filmi savunmak da keyifli. Önemli bir sorumluluk.
Bir filmi değerlendirirken başlıca ölçütünüz nedir?
Kalıcı olduğunu hissetmeliyim. Bende uzun süre unutamayacağım kalıcı bir tat bırakması, etkisinin uzun süreli olduğunu hissetmem çok önemli. Teknik yargılamalar; oyunculuk, senaryo sonra geliyor.
Sizin için çok meşgul bir dönemde gidiyorsunuz. Venedik gibi büyük bir festivalin hatrına mı yoksa kendinizi tartmak için mi gidiyorsunuz?
Her ikisi de sayılabilir. Üç ay önce teklif geldi. Cannes Film Festivali sırasında. Ama çok çabuk karar veremedim. Programın oluşmasını bekledim. Kuvvetli ve sağlıklı bir program olunca karar vermem de kolaylaştı. Kendi programım da yerine oturunca bir ara vermenin benim için de iyi olacağını düşündüm.
Biraz da yeni projeniz "Bulutları Beklerkenöden söz eder misiniz?
Yaklaşık üç yıldır üzerinde çalıştığım bir proje bu. Projelerim bana bir süreç yaşatıyor. Seçtiğim hikâyenin içinde yaşamayı, araştırmayı, mekânlarda uzun süre yaşamayı, senaryoyu tüm detaylarıyla geliştirmeyi tercih ediyorum.
Bu proje yurtdışında da ilgi gördü. Hubert Bals Fonu’ndan destek aldı. Rotterdam - Berlin programına dahil oldu.
Evet projeye ilgi vardı. Senaryo beğenildi. Fikrin hoşluğunun ötesinde olgunlaşması gereken bir projeydi. O süreci dışarıda ve içerde irtibat halinde olduğum herkesle geçirdim. Çekime çok hazırlıklı olduğumuzu hissediyoruz. Sundance Senaryo Bursu’nu da aldı.
Özetle ne anlatıyor?
Bu aşamada konuşmak çok zor geliyor bana. Bir sırrı saklamayı ve o sırrın taşıttığı tüm handikapları hayatı boyunca taşıyan bir kadını anlatıyor. Bu suçluluk duygusundan hiçbir şey yapmamayı tercih ediyor. 50 yıl boyunca taşıdığı sırrı, nedenini şimdi söylemek istemiyorum, sırrın arkasında hayatını elinde tutamamış, sürekli suçluluk duymuş yaşlı bir kadının dramını anlatıyor.
Filmin politik bir boyutu da var. Bu da sürpriz mi kalacak?
Şimdilik evet.
Senaryo danışmanı Petros Markaris, Angelopoulos ile çalışan önemli bir Yunanlı yazar. Onunla ilişkinizi anlatır mısınız?
Yoğun bir dostluğumuz var. Projenin ilk versiyonunu okuyunca hemen Yunanistan’dan tanışmaya geldi. Türkçeyi iyi konuşur, Heybeliadalı zaten. Aynı noktalarda buluştuk. Film açısından da çok sağlıklı oldu bence. Tabii sonucu film bitince göreceğiz.
"Güneş’e Yolculukötaki gibi amatör oyuncularla mı çalışacaksınız yoksa "İzödeki gibi profesyonel bir kadroyla mı?
"İzödeki gibi sadece profesyoneller değil bu sefer bir kombinasyon olabilir. Amatör oyuncular yanında bir iki profesyonel oyuncu da olacak. Oyunculuk açısından da ağır bir film aslında. Büyük ihtimalle bu kombinasyon çok hoş bir tat yaratacak. Kast aşamasındaki yöresel ve kültürel araştırma sırasında kendimi çok dolu ve zor bir yaşamın içinde buldum ve onu filme dönüştürmeye başladım. Üç aydır da bu filmle ilgileniyorum.
"Bulutları Beklerken"in belgeseli diyebilir miyiz?
Bir belgesel oldu ama filmin maketi gibi değil. Çok ciddi bir belgesel oldu.
Filmle birlikte mi göstereceksiniz yoksa bağımsız mı olacak?
Bağımsız bir film aslında. Bambaşka bir yere taşıdı beni bu araştırma ve film. Bir maceraya sürüklendim ve sonuna kadar da yaşadım. Mekanla birlikte orada yaşayan insanların getirdiği özel koşullar beni maceraya sürükledi. Onlar daha sonra öbür filmin parçası da olacak aslında. Ben de o insanların bir parçası olmaya başladım. Bir belgeselin bir kurmacayla örtüştüğü 50 - 60 dakikalık kendi başına çok hoş bir film olacak. Festivallerde veya televizyonlarda şansı olacağını hissettiğim bir film olacak.
Mekân da mı gizli?
Evet. Söylersem sürprizi kalmaz. Herkes beklesin bence neden böyle bir macera yaşadığımı. Şu kadarını söyleyebilirim: Çocukluğumun geçtiği yerlerde yapıyorum çekimi. En az iki film çıkarttıracak kadar dolu olduğunu gördüm içimdeki bir sürü şeyin. Hâlâ da çok tatmin olmuş değilim kazıdıkça birçok şey çıkacakmış gibi geliyor. Çekimler kış sonunda...
"Güneşe Yolculuk" da yolculuğuna devam ediyor. Japonya’da da gösterime girecek...
Bu sonbaharda sinemalarda gösterime girecek. Daha önce festival dolayısıyla Japonya’da dağıtımcısı vardı zaten. Yoğun bir basın ilgisi var. Beni Japonya’ya çağırdılar. Venedik’ten oraya gideceğim.
Türkiye ve Fransa arasında ikiye bölünmüş yaşıyorusunuz. Artık hep yurt dışı prodüksiyon mu tercih edeceksiniz?
Her şeyimle buraya ait olmama rağmen orada bir anlamda finansal açıdan daha rahat hareket edebiliyorum. Paris’te bir şirketle çalışıyorum. Bu yüzden iki ülkede yaşamam gerekiyor. Aslında bu da uzaktan her şeyi daha net görebilmemi sağladı.
KÜLTÜR & SANAT


Belleğin mahremini resmederdi
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
Koşuyoruz ki ne biçim!
"Akıllar sevişir mizah olur"
Edebiyatımızın ‘diri’ doğmuş çocuğu
Sanal ortamda sanat
Bir bankanın görsel anıları
Hem yerel hem kişisel
Askeri harekat alanında natürmortlar
Anasının kızı
ISM’de sanata devam
Spielberg’den Yüksel’e tam not!
Müzikle terapi için "Silence" serisi birebir
Hiçbir yerden gelen adamlar
"Ne hissediyorsam o..."
Andy Williams’a başlarken
"Uluslararası adını hak ediyoruz"
Olmadı ama olacak inşallah!
Caza elektronik bulaşınca
Pahalıya patlayan şaka
Sapına kadar kötü
Dünya emin ellerde
Ustaoğlu’nun bitmeyen yolculuğu
59 gösteriyor ama 70 yaşında!
İzmir’in belleğine yolculuk
Ekran seçime koşuyor
Seçim zamanı
Doğada uyanmak
Hayat atölyesi
Kilimwomen
Yeni yayınlar
SAYFA BAŞI

|
|

|