
|


Duygu cahili
Hareketli bir sosyal yaşantım olduğundan sık sık kendimi, tanıdığım kişilerin isimleri ve yüzlerini kesinlikle hatırlamama problemi ile karşı karşıya buluyorum!
Her şeyin ahbaplıklar ve halkla ilişkiler üzerine kurulduğu günümüzde, bu bir handikap sayılıyor. Bense tanıdıklarıma selam vemeyip tanımadıklarıma kocaman gülümseyerek çoğu kez rezil oluyorum!
Bazı insanları burçları dahil en ince ayrıntılara kadar hatırladığıma göre, kötü kalpli arkadaşlarımın içlerinden fısıldadıkları gibi hafızamın eskisi kadar keskin olmadığından falan değil. Olay benim "kaprisli" hafızamın yeterince etkilenmediğim insanları kaydetmemesinden ibaret!
Bir insan bana kendini tanıtırken "Ben mühendis Mario Poletti, bilmem nerede yöneticiyim" demek yerine "Ben Mario, şu anda sekreterime aşığım" dese mesela... Ya da "Ben Franca, yaşadığım aşk sonrası çok acı çektim, hayal kırıklığından yeni yeni kurtuluyorum"... "Ben Can, mimarım ve işlerim olması gerektiğinden kötü gidiyor"... "Ben Filiz, yazarım ve çok özel bir adamı seviyorum"... "Can, avukatım, andropozdan kaynaklandığını düşündüğüm bir depresyon geçiriyorum"... "Ayşe, ev hanımıyım. Çok sıkıcı bir kocam var ve canım onu aldatmak istiyor"... "Ben Carla, son derece kıskanç bir öğretmenim"... "Ben Marco, muhasebecilik yapıyorum, çılgın kadınlardan hoşlanıyorum"... "İsmim Faruk, bankacıyım, biraz yalnız ve utangaçım" gibi... İşte bu şekilde eminim insanlar aklımda kalırlar. Hatta yıllar sonra hatırlar, ilgiyle sorabilirim: "Kim bilir hâlâ aşık mı? Başka birini bulabildi mi acaba? İşi nasıl gidiyor? Andropozu bitmiş midir? Kendine eş buldu mu acaba?"
İşte böyle! En azından benim için, herkesi hatırlayabilmek adına en iyi metot olduğu kanısındayım!
Olayların, kişilerin kimliklerini, neden olduğunu anlamadığım bir şekilde önemsenmeyen heyacan ve duygusallıktan ayrıştırmamız halinde, hepimiz sadece mimarlar, mühendisler, yöneticiler, ev hanımları olarak anılmaya mahkum oluruz. Hele de farklı sayılabilecek bir özellik, güzel bir gülüş, menekşe gözler, değişik bir elbise ya da upuzun incecik bacaklara sahip olma şansımız yoksa, işte o zaman anonim bir kartvizit veya gölge kişilik olmaktan ileri gidemeyiz!
(Biz kadınlar için, hepimizi bir bilim adamı tarafından klonlanmış koyunlar haline dönüştüren kuaförler ve moda yüzünden durum daha da zorlaşıyor!)
Büyük olasılıkla benim gibi düşünen Ingmar Bergman üzülerek olayı şöyle tanımlıyor: "Biz duygu cahili bir toplumuz." Haklı!
Gelecekte, bugünün çocuklarının "duygular konusunda eğitimli" olabilmeleri için özellikle ailelerin ve okulun sadece iş alanında profesyonelleşmeye ve bir diploma parçası edinmeye odaklı olmaması gerekiyor. Küçüklükten itibaren duygularımızı saklamamamız gerektiği de vurgulanmalı!
Bu düşüncelerimi paylaştığım kuşkulu bir hoca bana şöyle sormuştu: "Duygular, heyecanlar; matematik, İngilizce ya da biyoloji dersi sırasında nasıl öğretilebilir ki?" Cevabımı hâlâ hatırlıyorum: "Fen, matematik, yabancı dili heyecanla öğreterek!" (Yıllardır öğretmenlik yapıyorum ve hiçbir zaman sadece gramer öğretmedim. Yaptığım ve hâlâ yapıyor olduğum, öğrenmeye istekli olanlara dilimi sevdirmek.)
Haklı olduğumun göstergelerini 20 yıldır eğitmenlik tecrübemi paylaştığım o tatlı öğrencilerimin yüz ifadelerini, isimlerini kesinlikle unutmayışımdan anlıyorum. Ve sizi temin ederim ki, bügün artık olgun kadınlar ve erkekler olan öğrencilerim, hâlâ benimle paylaştıkları dünyanın en güzel duygusunu unutmadılar: Öğrenmek!
Bense gerçekten mutluyum. Her zaman beni hatırlıyorlar, bana yazıyorlar, beni arıyorlar!
Bu kısa yazımı sizinle paylaşırken aynı zamanda hepinize iyi bir eğitim dönemi dilemek istiyorum. Herkese sonsuz başarılar!
Yazara e-mail
PAZAR


"Bu kararı ‘Değiş Tonton’ deyip almadık, tabii ki gerginlik oldu"
"Q kızları Türk gençliğini temsil ediyor"
Bu kitabı yazmaya 11 Eylül’de başladı
"Mumya Firarda" Hollywood’da
Beyoğlu denizle öpüşüyor
Çizgi film klasiği geri dönüyor
"Başarılıyım dediğin anda düşüşe geçersin"
En moda deri
Biranın aile ağacı
Haz nesneleri
Afrika sirklerinden Bodrum lokantasına
Mamma'dan Nonna'ya
Osmanlı tarihinde harem üzerine
Duygu cahili
İstanbul ünlüleri Adapazarlı falcı Mazlum’un kapısında kuyrukta
Evet, uzun metin sevenlerdenim
Küçük Temel’den öğrenci fıkraları
Biz çıkalım kerevetine
SAYFA BAŞI

|
|

|