
|

Karpuz dondurması
2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün ilk Başbakanı Dr. Refik Saydam, ünlü ilk demecinde şöyle demişti:
- Her işimiz A’dan Z’ye bozuktur.
Tarih: 1939.
Yargıtay Başkanı Eraslan Özkaya’nın, yeni adli yılın açılışında yaptığı konuşmadan, mini minicik bir özet:
- Devletin merkeziyetçi, hantal yapısı ve yöneticileri ile genç, ilerici ve yenilikçi Türk toplumu yabancılaşmıştır. Hakim ve savcılar siyasi organın denetiminde, yargı bağımsız değil. Anayasa baskıcı. Yargı bağımsızlığı yok. Yoksulluk dayanma gücünü zorluyor. Yargıda ücretler, milletvekilleriyle denk olmalı...
Tarih: 6 Eylül 2002.
***
Biliyorsunuz, Adalet Bakanlığı’nın bütçeden aldığı pay, sadece binde 8’dir.
Yargıda bulunan 10 milyon dolaylarındaki dava dosyasından, 3.5 milyonu ceza davasıdır. 3 bin de mahkeme binası eksiği vardır.
Dünyadaki silahlanma sıralamasında ise 6’ncıyız.
Ve Eşref’ten hiçbir zaman aşınmayacak bir dize:
"Çelebi böyle olur bizde de konser dediğin"
İsterseniz bunu şöyle de değiştirebilirsiniz:
"Çelebi böyle olur bizde de devlet dediğin"
***
Merkez sağ nedir, merkez sol nedir?
İnsanlığın ekonomik değişim çizelgesinde endüstri devrimi sürecinde, Fransa’da aristokrat iktidarının devrilmesinden sonra; Avrupa parlamentolarında kristalleşmeye başlayan bu iki siyasal deyimin, Türkiye’de ekonomik değişim çizelgesine dayalı tarihsel bir kökeni yoktur.
***
III. Ahmet’le Sadrazamı Nevşehirli İbrahim Paşa’nın; Batı saraylarındaki albenili görünümü ve tüketimi taklit etmeye dönük, ünlü "Lale Devri" döneminde; aynı görünümü ve aynı tüketimi asla paylaşamayacak halk yığınlarının, - Komünist partilerine girecek durumları da olmadığından - Cami’lerde toplanarak Saray’a karşı Patrona Halil öncülüğünde, "bunlar kafir oldu" diye başkaldırısından sonra; "Batı’nın tüketim biçimini ve ekonomik kökenli laikliğini taklit" edenlere, "çağdaş ve ilerici"; Batı tipi tüketim biçimiyle, kendine özgü laiklik uygulamasına karşı, Cami siyasetine yönelenlere de, "gerici" dendi...
Böylece "sağ - sol" ayrımı yerine, "ilerici - gerici" ayrımı benimsendi.
Her türlü bilimsel analizden yoksun, yüzeysel bir ayrım yani...
"Sağ - sol" ayrımı üstüne ise, sadece matrak lejandlı karikatürler yapılırdı. Örneğin şöyle:
"Ne sağcıyız ne solcu; futbolcuyuz futbolcu"...
***
Süleyman Bey’in iktidarı döneminde köy kahvelerinde "solculuk" şöyle anlatılırdı:
- Evimizden sağ adımımızı atarak çıkarız; birbirimizin elini sağ elimizle sıkarız; askerler de sağ elleriyle selama dururlar; sevaplarımızı yazan melek sağ omuzumuzda oturur. Kıçımızı ise sol elimizle yıkarız; günahlarımızı yazan melek sol omuzumuzda oturur; sağ, sağlıklı olmak demektir, sağlam olmak demektir... Sol, günahkar olmak demektir; Allahsız Komünizm’den yana olmak demektir.
"Çelebi böyle olur bizde de ‘sağ - sol’ dediğin"
***
Gazetelere çarşaf çarşaf ilan veren sevimli bankalardan birinin Caddebostan şubesinde, 5 - 6’ı genç hanım, 8 - 9 gayretli insan çalışır...
Keşke elektronik aygıtlar da, onlar kadar düzgün çalışsa...
"Çelebi böyle olur bizde de ‘servis’ dediğin"
***
Açık denizlerde bir gemi, rotasını şaşırarak ıssız bir adanın yanına düşmüş. Gemi kaptanı, adaya çıkıp bilgi edinmek istemiş bulundukları yer hakkında...
Kendisini, çırılçıplak, beyaz sakalı diz kapaklarına kadar uzamış, iki büklüm bir ihtiyar karşılamış.
Kaptan sormuş:
- Niye geldin buraya?
İhtiyar kekelemiş:
- Unutmak için...
- Neyi unutmak için?
İhtiyarın birkaç kez sessizce çenesi açılıp kapanmış ve bir sözcük dökülmüş dudaklarından:
- Unuttum...
Meğer vatanını, milletini, halkını, gençlerini, yoksullarını, memurlarını, demokrasiyi, özgürlüğü, hukuku, ekonomiyi, çağdaşlığı, uygarlığı kurtarmak için parti kurup, seçimlere girdikten sonra; hiç oy alamamış bir parti lideriymiş ihtiyar... Acısını unutmak için çekilmiş öyle ıssız bir adaya.
Ne yazık ki, kazara adaya uğramış olan kaptan, tarihsel bir tanıklığın dışına düşmüş ve ulusuyla vatanı için kendini feda etmiş bir kahramanla karşılaşmış olduğunu öğrenememiş.
Bilmem biliyor musunuz, bizim bazı özel firmaların yönetim kurulları da, böyle kahramanlarla doludur...
Ve seçimlerden sonra sayıları, daha da artacağa benzemektedir.
"Çelebi böyle olur bizde de ‘lider’ dediğin"
c.altan@prizma.net.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|