
|

Taksiye, şoförün dinini sorup da mı binsek? (2)
Türkiye’deki taksi şoförlerinin -istisnalar hariç- neden genelde müşteri kazıklama eğiliminde olduklarını sonunda anladım! Zülfü Livaneli’nin aylar önceki bir yazısını referans göstererek hafta başında (3 Eylül) "Taksiye şoförün dinini sorup da mı binsek?" diye bir yazı yazacak oldum, dünyanın dört bir yanındaki ve Türkiye’nin dört bir yanındaki Milliyet okurlarının beklenmedik ölçüde yoğun ilgisiyle karşılaştım.
Faks, mektup ve e - postalar önümde yığılı. Birbirini destekleyen ve birbirine zıt görüşler de tabii... Taksiciler de yazmış, taksiye binenler de, İslam dininin gereklerini tümüyle yerine getirenler de, dünyanın en ünlü üniversitelerindeki araştırmacılar da...
Taksi şoförlerinin müşteriye davranışlarından yola çıkarak ticari ahlakı dinle - mezheple mi açıklamak daha doğru, yasaların etkin bir biçimde uygulanıp uygulanmamasıyla mı? Yoksa hiçbir şeyin siyah - beyaz olmadığı gibi bu konu da daha mı karmaşık? Söz Milliyet okurlarının:
Almanya’da yapmazlar
"25 yıldır Almanya’dayım. Hem Türk, hem de Müslüman taksicilerle sayısız defa seyahat ettim ve şimdiye kadar bir tanesinde bile Türkiye’deki taksicilerde görülen aldatmacaya rastlamadım. Şimdi soruyorum: Aynı milletin fertleri olarak Almanya’da sadece taksicilik alanında değil, hemen her alanda dürüst çalışan Türkler, ülke değiştirip kendi memleketlerine gelince neden ahlaki değişikliğe uğruyorlar?"
Ali Kaya - Almanya
Sorunun cevabı Ahilik’te
"Sorduğunuz sorunun doğru cevabı, Türklerin İslam kültürü içinde kurdukları en önemli kurumlardan biri olan Ahilik’te yatıyor. Pabucu dama atılmak deyiminin hikayesi, esnaf ahlakının nasıl geliştirildiğiyle ilgili ipuçları veriyor. İmal ettiği pabuç, vaktinden önce yıpranan ayakkabıcının pabucu, Ayakkabıcılar Çarşısı’nın damına fırlatılırmış. Bunun anlamı o kişinin oralarda bir daha bu mesleği icra edip para kazanamaması demek.
İslam dini ile ilgili küçük çaplı bir araştırma dahi, dinin kul hakkı, aldatma, hile, eksik tartı vb. konularda ne kadar hassas ve mensuplarını uyarıcı olduğunu gösterir. Kabahati yanlış yerlerde ararsak, gerçeğe ne kadar yakın olabiliriz?"
Süleyman Can Numanoğlu
Türkiye’de olsam...
"İngiltere’de taksicilerin yüzde 50’sinden fazlası Müslüman ülkelerin insanları. Bence kazıklama dinle değil, kültür ve o ülkenin ahlaki yapısıyla ilgili. Türküm, Müslümanım ama şimdiye kadar arabama binen kimseyi kazıkladığımı hatırlamıyorum. Eğer Türkiye’de olsam kazıklar mıydım? Düşünürdüm, ama yine de yapmazdım. Burada adamlar düzenlerini oturtmuşlar. Kazık atmışsan, şikayet yerleri iyi çalışır."
Taksi şoförü Ahmet Turan Aslan - Londra
Din değil yasalar
"Bir Mısırlının bir Arabın yaptığı yanlışlık dine mal edilemez; hele İslama asla. İslamın hangi emrinde var dolandır diye bir şey. Avrupa’da kanunları sağlam adamların, yoksa dinleri değil. Bizde ise kanunlar yetersiz, yoksa İslam değil."
Şenol Aksoy
İsveç’teki Müslümanlar
"Taksi şoförleriyle ilgili yazınıza eklemek istediğim bir şey var. İskandinav ülkelerinde yabancılar iş bulmakta zorlandıkları için, fazla birikim istemeyen taksi şoförlüğü gibi işlerle uğraşıyorlar. Dolayısıyla taksi şoförleri çoğunlukla Iraklı, Lübnanlı, Türk, Mısırlı oluyor. İsveçli ya da Danimarkalı taksiciyi pek nadir görüyoruz şimdilerde. Ve o nedenle onlar da kazıklamaya başladı. En azından yolcuyu kazıklamasalar bile fiş vermeyerek devleti kazıklama yoluna gidiyorlar. Ama İsveç’te de yabancı olduğunuzu anlarlarsa, muhtemel bir kazık sizi bekliyor demektir. Ama taksicinin aynadan bacaklarınıza bakması, size sulanması veya dilin esnekliğinden faydalanarak küfür etmesi, müşterinin taksiciye saldırması veya takside tanışıp beraber çiğköfte yemeye gitmeleri uzak ihtimaller. Belki bu yönüyle Araplar, Protestan geleneklerinden bir tutam almışlardır. Ne dersiniz?"
Barış Arslan - Malmö (İsveç)
DEVAMI SALIYA
mtamer@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|