08 Eylül 2002 Pazar


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Türkiye’nin riski neden yüksek?

     Economist Intelligence Unit’in sıralamasına göre Türkiye riski yüksek ülkeler arasında 18. sırada, Vietnam ile Nikaragua arasında yer alıyor. En yüksek riskli ülke olarak belirlenen Nijerya’nın toplam risk puanı 69 iken Türkiye’ninki 56, en az riskli ülke olan Singapur’unki ise 9. Singapur’dan sonra en az riskli bulunan ülkeler 18 puanla Almanya ve 19 puanla ABD. Komşularımızdan Yunanistan 28 puanla, Bulgaristan 36 puanla bizden çok daha az riskli, İran ise 67 puanla daha riskli görülüyor. Risk değerlendirmesinin alt gruplarına indiğimizde Türkiye’nin risk puanının öncelikle "makroekonomik riski"nin çok yüksek (85 puan) olması nedeniyle yüksek çıktığını, "hükümetin etkinliği riski" ile "siyasi istikrar riski"nin de bu sonuca katkıda bulunduğunu görüyoruz.
     Geçen yıl çok ciddi bir küçülme yaşayan ve daha da büyük bir çöküşün eşiğinden dönen Türkiye ekonomisinin, şimdi geçen yıla göre çok daha iyi bir noktada olduğu söylenebilir ama hâlâ ciddi makroekonomik risklerle karşı karşıya bulunduğumuz da bir gerçek. Son dönemini yaşayan hükümetin etkisini büyük ölçüde yitirdiği ve yaklaşmakta olan seçimlerin siyasal riski artırdığı da ortada.
     
Borç riski
     Türkiye’nin ağır bir borç servisi yüküyle karşı karşıya bulunduğunu ve halen geçerli olan reel faizlerin süreklilik kazanması ya da daha da yükselmesi halinde bu borç servisinde sorun çıkacağını herkes biliyor. Yüksek faizler biraz da bu riskin sonucu zaten. Türkiye’nin böyle bir riskle karşı karşıya bulunduğunu kabul eden Kemal Derviş de faizlerin seçimlerden sonra hızla aşağı çekilememesi halinde sorun çıkabileceğini söylüyor. Bu sorunun yaşanmaması için olması gerekenler ise şöyle sıralanıyor:
•   Seçimler sonrasında CHP’nin ağırlıkta olacağı bir hükümetin kurulması ve ekonomi yönetiminin Derviş’e bırakılması.
•   Bunun sonucunda iç ve dış piyasalarda yaratılacak olan güven havasının faizleri hızla aşağı çekmesi ve ekonomiyi canlandırması.
•   Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye tam üyelik yolunu açma konusunda somut bir adım atması, bir tarih belirlemesi.
•   Bu gelişmelerin Türkiye’ye dış kaynak akışını artırması ve doğrudan yatırımları tetiklemesi.     
     
Bu senaryo tutar mı?
     Bu ilk bakışta umut verici bir senaryo ama bu senaryonun gerçekleşme olasılığı ne kadar acaba? Bugün gelinen noktada bu soruya cevap aradığımızda şunları söyleyebiliriz:
•   CHP’nin seçimden birinci parti olarak çıkması şu an için yüksek bir olasılık olarak görünmüyor, CHP’nin tek başına iktidar olması ise olanaksız gibi.
•   Şu an için birinci parti olması olasılığı yüksek görünen AKP’nin iç ve özellikle dış piyasalara ne kadar güven verebileceği tartışmalı. Bu partinin CHP ile koalisyon yapma şartı olarak Derviş’in devre dışı kalmasını istediğini de öğrendik geçen hafta.
•   Barajı geçebilecek üçüncü parti olması halinde CHP ile koalisyon kurması söz konusu olan DYP de ekonominin yönetimini Derviş’e bırakmayacağını açıkladı.
•   MHP’nin barajı geçmesi halinde ise içerde ve dışarda mali piyasaları ürkütecek bir AKP - MHP koalisyonu gündeme gelebilir.
•   Bütün bu olasılıkların ötesinde seçim sonrasında ortaya çıkacak olan sonucun, baraj sorunu nedeniyle temsili niteliği tartışmalı bir Meclis ortaya çıkarması, oyların % 40’ının ya da daha fazlasının Meclis’e yansımaması ciddi bir olasılık. Bu da seçim sonrasında güçlü bir hükümet yerine meşruiyeti ilk günden tartışmalı bir hükümetin ortaya çıkmasına yol açabilir.     
     Daha iki aya yakın bir süre var seçime ve bu sürede çok şey değişebilir kuşkusuz ama bugün gelinen noktada seçimin, piyasaların derhal benimseyeceği güçlü bir hükümeti işbaşına getireceğine inanmak pek kolay değil.
     Ayrıca AB’nin Türkiye’ye umduğu ufku açacağı da kuşkulu. Bu koşullarda da Türkiye riskli ülke olmaya devam edecek.
     
     oulagay@milliyet.com.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Çetin ALTAN
Karpuz dondurması

Melih AŞIK
Seri ilanlar...

Fikret BİLA
Erteleme girişimi

Hasan CEMAL
Kritik seçim ve iki ana adres: AKP ile CHP...

Can DÜNDAR
23 yıl sonra... aynı yolda....

Abbas GÜÇLÜ
İzmir İzmir’e benzemiş

Mehmet Y. YILMAZ
Her kadın unutulmazdır

Hasan PULUR
Kilisenin şartı, Bezmialem Valde Sultan’ın şartı

Derya SAZAK
Çelebi niye yok?

Meral TAMER
Taksiye, şoförün dinini sorup da mı binsek? (2)

Ece TEMELKURAN
Tanrı Amerikalıları korusun!

Tamer HEPER
Bayraklı kıyafet yasak

Osman ULAGAY
Türkiye’nin riski neden yüksek?

Güngör URAS
Panayırdan fuara fuardan panayıra

Serpil YILMAZ
Malatya’da Kopenhag kriterlerine uygun sünnet

© 2002 Milliyet