09 Eylül 2002 Pazartesi


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 


BELGELER

AB- KATILIM ORTAKLIĞI BELGESİ
KOPENHAG KRİTERLERİ



SOHBET ODASI

Bilgi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Şule Kut
Türkiye, 11 Eylül’ü avantaja çeviremedi
Prof. Şule Kut, öTürkiye, terör acısını uzun süre yaşadı, ama hep yalnız kaldı. 11 Eylül’den sonra eskiye göre belki biraz daha anlaşıldı ama bunu bir avantaja çeviremedi" diyor

     DERYA SAZAK

On bir Eylül trajedisinin üzerinden bir yıl geçti, ABD’nin uğradığı saldırının ardından "dünya eskisi gibi olmayacak" deniliyordu, bugün ne değişti? Siz ikiz kuleler vurulduğunda ne hissetmiştiniz?
     Etkilenmemek imkansızdı. Çok etkilenince de ilk anda yanlış değerlendirme yapma ihtimali vardı. Yarım saat içinde benden görüş istenmişti. "Dünya değişecek ama uluslararası ilişkiler değişmeyecek" demiştim. Terör konusunda bir değişiklik oldu ama güç ilişkileri açısından "hiçbir şey eskisi gibi olmayacak" diyenlere katılmamıştım. Bugün de katılmıyorum. 11 Eylül yapıyı değiştirmedi.
     
ABD’nin dünya egemenliği biraz daha artmadı mı?
     11 Eylül olmasaydı, ABD’nin Afganistan’a yerleşme konusunda bu kadar isteği olmayacaktı. 11 Eylül, ABD’nin dış politikasını, dünyadaki etkinlik alanını değiştirmiş olabilir ama Amerika ile diğerleri arasındaki ilişkiyi değiştirmedi. ABD zaten hegemonik bir güç haline geliyordu. Bugün Irak’a baktığınızda ABD aynı yerde sayıyor. Müdahale konusunda yanına çekmek istediklerini henüz ikna edebilmiş değil.
     
Afganistan’a yönelik koalisyon, Irak söz konusu olunca olmadı. Neden?
     Çünkü hiçbir güç sonsuz ve sınırsız şekilde dediklerini yaptırabilme durumunda değil. Bugün sadece askeri güç olarak ABD, Irak’ı yerle bir edebilir. Öte yandan edemez! Bunu yaparken meşruiyeti sağlamak zorunda. Bedeli çok ağır olur. Terörle geri dönebilir. İzolasyonla geri dönebilir. AB’nin ABD ile ilişkilerinde bazı direnç noktaları var. AB’nin geleceği konusunda da Amerika çok fazla karışamıyor. Avrupa’nın kendi savunma kimliğini geliştirmesi isteğinde de bunu görüyoruz.
     
     Komplo mu?
11 Eylül neydi?
     Terörün nasıl bir şey olduğu ilk kez böylesine dehşet verici bir olayla dünya kamuoyunca anlaşıldı. Biz bunu Türkiye’de biliyor ama anlatamıyorduk. 11 Eylül’den sonra ABD’de insan hakları alanındaki anti - demokratik uygulamalar karşısında öyle bir noktaya gelindi ki, özgürlükler kıtası ABD askeri rejim mi oluyor, sorgusu başladı. Çok talihsiz bir olay, başka bir talihsiz durumu gözler önüne serdi. Demek ki kiminle savaşacağınızı bilemediğiniz, ya da gücünüzü konsolide edemediğiniz durumlarda anti - demokratik olmak çok da kolaymış!
     İkinci olarak da birden dünyada anti - Amerikan söylem, ‘ABD bunu hak etti’ görüşü çok ortadaydı. Sadece ABD’ye kızanlar, terörist gruplar, İslamcı örgütler değil, Amerikan entelektüeller arasında da ‘ABD hak ettiğini buldu’ diyenler çıktı. Bu çok tehlikeliydi. Çünkü olayın ne olduğunu tam olarak analiz edememeye sürüklüyordu insanları.
     
11 Eylül kuşkuları dağılmadı.
     Ben 11 Eylül’ü bir komplo olarak görmedim. 11 Eylül çok gerçekti. 11 Eylül’ü kimin yaptığını net olarak söyleyebilmemiz mümkün değil. Eğer bunu Usame bin Ladin bağlantısıyla değerlendirmek gerekirse bir ABD karşıtlığı çok açık. Ama burada daha sistemik bir şey var. Evet ABD bu sistemde başı çeken, sistemin yürümesini sağlayan en önemli, tek süper güç ama her şeyin sorumlusu Amerika değil. Unutmamak lazım, ABD, İslamcı kesimlerle de birlikte çalışabilmiş bir ülke.
     
     ABD desteğini kaybetti
Afganistan’da Ruslara karşı örgütlenen Mücahitler’den söz ediyorsunuz.
     Evet. Usame bin Ladin’in zamanında ABD ile iyi ilişkilerini düşünürseniz bu kadar kesin olarak ‘İslam, ABD’nin düşmanıdır’ argümanı çok da geçerli değil. Konjonktür önemli. Bugüne baktığınızda ABD’nin sınıraşırı harekatlarda yanına çektiği dünya desteğini - moral ve lojistik açıdan - kaybettiğini düşünüyorum. En iyi örneği Türkiye...
     
Irak operasyonuna Ankara soğuk mu?
     Evet.
     
Körfez Savaşı’ndakine benzer bir taleple karşı karşıya kalırsa - üslerin kullandırılması gibi - Türkiye ne yapmalı?
     Türkiye’nin ABD’nin olası operasyonuna karşı durması için iki nedeni olabilir. En çok kullanılan argümanlardan biri, Türkiye’deki Kürt nüfus açısından ABD’nin Irak’a müdahalesinin doğurabileceği sonuçlar, Türkiye’nin toprak bütünlüğünü zedeler.
     
Kuzey Irak meselesi...
     Ben buna hiç katılmıyorum. Çok güvensiz bir ruh halinin yansıması olarak düşünüyorum. Türkiye’nin insanlarının, Kürt kökenli yurttaşlarının Kuzey Irak’ta bir Kürt devleti kuruldu diye birden o tarafa katılacaklarını, Türkiye Cumhuriyeti’nin sahip olduğu değerleri terk edeceklerini ve bu harcın bu kadar zayıf olduğunu hiç zannetmiyorum. Bunu hem o insanlara hem kendime hakaret sayıyorum.
     Irak, Türkiye açısından sadece uluslararası bir sorun değil, komşu bir ülkeyle ilişkiler yönüyle bölgesel özelliklere sahip. Türkiye Kuzey Irak’ta ne olursa olsun diyebilecek lükse sahip değil.
     
Türk tanklarını Bağdat’ta görecek miyiz?
     Bence görmeyeceğiz. Allah’tan görmeyeceğiz. Böyle bir ihtimal yok. Uluslararası ilişkilerde kesin bir şey söylemek zordur. Ama Kuzey Irak’ta örneğin Kerkük’te Türk varlığı, Türk nüfusu yok gibi de davranılamaz.
     
ABD, Kıbrıs’a destek verebilir
Siz yakın zamanda Irak’a operasyon bekliyor musunuz? ABD tek başına vuracak mı?
     Ben bir kara harekatı beklemiyorum. Nokta operasyonu yapılabilir. O nokta da Türkiye’nin desteğine ihtiyaç duyabilir. Buna karşılık Türkiye’nin de ABD’den talepleri olabilir.
     
Ne gibi?
     Türkiye’nin direnmek yerine Washington yönetimini gerçek bir şeyler vermeye zorlaması yararlı olabilir. Bu Musul Kerkük değil. Bazı akademisyenler - Prof. Gün Kut da bunu savunuyor - Amerikan tarafı Türk - ABD ilişkilerinde gerçek bir taviz olarak hiçbir şey vermediği kanısında. AB konusunda destek falan bunlar hep sözde kalıyor. Bir şey olmuyor. Kıbrıs öyle değil. Gün Kut’un söylediği Kuzey Kıbrıs ile Kuzey Irak arasındaki ilişkiyi masada tutmak anlamlı olabilir. ABD, Kıbrıs’ın tanınmasında destek verebilir.
     
Peki sizce Saddam’ı güç kullanarak devirmek hukuki açıdan meşru mudur?
     Güç kendi meşruiyetini yaratıyor. ABD güçlü olsaydı 11 Eylül’den hemen sonra bunu yapardı ve kılıfını da hazırlardı. Irak’ı vurmaması, askeri yetenek eksikliğinden değil. Sonuçlarını göremiyor.
     
Araplar, İsrail’in güç kullanımını ABD’ye bağlıyor ve niye frenlenmediğini sorguluyor.
     Uluslararası ilişkilerde ne yazık ki bu tür çifte standartlar yaşanıyor. 11 Eylül bağlamında düşünürsek Türkiye’nin uzun yıllar PKK ile mücadelesini seyreden Avrupa’da ETA’nın ve IRA’nın siyasi kolları yasaklanıyor. Dünyanın 11 Eylül sonrası yaklaşımı değişti.
     
Hep kendimizi kırbaçlıyoruz
11 Eylül Türkiye’ye ne getirdi, İslam ve Batı arasında bir ‘rol modeli’ oldu mu?
     Türkiye bu coğrafyada hep sorumlu davrandı, 15 yıl terörden çekti, dünyanın 11 Eylül’de çektiği acıyı uzun süre yaşadı, ama hep yalnız kaldı. 11 Eylül’den sonra eskiye göre belki biraz daha anlaşıldı ama bunu bir avantaja çeviremedi. Elbette rol modeli olabilir. Türkiye’nin kendisine güvenmesi gerektiğine inanıyorum. Artılarımız çok. Türk insanlarının başka toplumlarda az rastlanır biçimde ‘kendilerini kırbaçlama’ eğiliminde olduğunu görüyoruz. Bizi almıyorlar Avrupa Birliği’ne bağlamında değil. Ne olursa bir felaket haline getiriyoruz. Dinamik bir ülkeyiz, krizler çalkantılar olacak. Seçimi bile bir kabus gibi görüyoruz. Ne olabilir, 4 Kasım sabahı. Umarız, istikrarlı bir hükümet çıksın. Olmazsa yeniden seçime gideriz.
     
11 Eylül’de partilerin aday listeleri açıklanıyor, asıl kıyamet o zaman kopacak.
     Türkiye’nin 11 Eylül’ü yaşanacak!
     



 SİYASET


SOHBET ODASI
İş dünyasının oyu Dervişli hükümete
Kafatasçılar bana oy vermez
Demek bu kadar ilkesizmiş
Jandarmadan Kürtçe kursu
CHP’ye NASA’dan aday
Malatya’da darbukalı düğün
Derviş: Amerikan vatandaşı değilim
Kısa... kısa...


 SAYFA BAŞI 




© 2002 Milliyet