09 Eylül 2002 Pazartesi


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Diyarbakır’a bilmukabele!

Dilini tam olarak çözemeyeceğimiz bir eski yazıttır Diyarbakır’da yüzler... Haberlerde izlediğin o tuhaf ve kötü şeyler, onların yüzüne tek tek hakkedilmiş birer harftirler!

     Olur mu sana da? Başka bir şehre gidince hani, şehirde yabancısındır ya, yürümeyi bile beceremezsin doğru dürüst. Niye biliyor musun? Çünkü her şehrin bir yürüyüşü vardır. Senin yürüyüşün bu şehrinki değildir; senin baldırlarından başka bir şehrin adımları sarkmaktadır. Herkes sana bakar gibi gelir. Çünkü hakikaten herkes sana bakmaktadır.
     Yüzünde başka türlü bir hal mi vardır, senin gözlerinden yabancılığın mı sezilmektedir? Yolda göz göze geldiklerine bu şehirden olmadığını sezdirdiğin için mi senin yabancı olduğun anlaşılmaktadır? Öyledir, fark ederler. Çünkü "her şehrin ortak bir yüzü vardır". O yüzde, o şehirde yaşanmış olan her şeyin gözle görünmez izleri saklıdır. Senin yüzüne o şehrin tarihi kazınmadığı için, senin yüzün başka bir şehrin başka izlerini taşıdığından, gözlerinin başka türlülüğü hemencecik fark edilir. Hayır, bu senin kuruntun değildir! Şehirde insanlar yabancıyı hemen ayırır. Bir İstanbullu mesela Diyarbakır sokaklarında, ancak iyot kadar saklanır...
     
Diyarbakır Nispet Bar
     Aşevi önünde güneşli tozlar içinde çökmüş bekleşen dövmeli kadınlar ve Galeria alışveriş merkezinin üzerindeki "rezidanslar"... Kara çalılar gibi bacaklara dolanan, çok eski bir şarkıyı söyler gibi yalvaran dilenci bebekler (!) ve Diyarbakır’ın "neşeli" ilan panolarında "Nispet Bar Demet Akalın’la açılıyor" diye heyecanla bekleyenler... Sur dibinde gece "ciğer çekenler" ve siyah, meşum arabalarla sokakları ağır ağır gezenler... Caddelerdeki panzerler ve şehrin ortasına karpuzdan heykeller... Şehre gelen yabancı turistlere kaburga kebapçıları önünde poz veren yalınayak çocuklar ve acıya turistik yolculuk yapan ısrarcılar... Daha dokuz yaşında, hiçbiri çalışamayacak durumdaki 12 nüfuslu ailesine bakmak zorunda olan bir kız çocuğu ve bütün o "ne desen boş" haller... İşte bütün bunların arasından geçen, geçip duran, gözü gözüne çarpan çifte su verilmiş yüzler, kalbi seninkinden başka türlü dövülmüş gövdeler... Bu yüzden işte, "bizim" aslında dilini tam olarak çözemeyeceğimiz birer eski yazıttır Diyarbakır’da yüzler... Senin haberlerde izlediğin o tuhaf ve kötü şeyler, onların yüzüne tek tek hakkedilmiş birer harftirler!
     
Anlayamamak üzerine
     Kalplerinin büsbütün anlaşılmadan kalacağını bildikleri için midir biraz öfkelidirler? Diyarbakır’ın yüzleri, rüyasında çok korkmuş ama bağıramamış çocuklar gibidirler. Çünkü bazı duygular, tercüme edilemeden kalır, ete batarlar. Senin yüzün başka, dilin... öyle. Yüzlerindeki acı yazıtlarını okudum sansan bile hep birkaç sözcükte takılacaksın, etin onun etine kaynasa bile.
     "Bilekli kadın" derler, öyle. Esmer, kocaman ve neşeli bir kadın, dilencinin parayı aldıktan sonra söylediği cümleyi tercüme ediyor Türkçe’ye. "Allah seni ‘star’ etsin" demiş adam. Star mı? Yıldız mı yani? Yok. "Bütün iyilikler" demekmiş bu, "Bütün iyilikler senin olsun, hayal edebildiklerinin hepsi." Bizden de Diyarbakır’a bilmukabele!
     
     Not: Bugün, CNN Türk’te bir canlı yayın programına katılacağım için İzmir Fuarı’nda ancak yarın olabileceğim. Duyurulur!
     
     ecetem@hotmail.com
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
6 Ok’un hikâyesi

Çetin ALTAN
Yahya Efendi şarap içer miydi?

Fikret BİLA
Çiller’in hazırlığı

Yasemin CONGAR
Bir yıl sonra...

Hurşit GÜNEŞ
Politika seçeneği kalmıyor

Hasan PULUR
"Şu AB Neyin Nesi?"

Derya SAZAK
İtaat ve tahakküm

Ece TEMELKURAN
Diyarbakır’a bilmukabele!

Osman ULAGAY
Faizin, borcun ötesini de konuşsak artık

Güngör URAS
Farkına varmadan büyüyoruz kriz öncesinin üstüne çıkacağız

© 2002 Milliyet