
|

Washington ve New York’tan Türkiye’ye bakmak!
New York
Bu yazıyı uçakta, İstanbul’dan New York’a uçarken yazıyorum. Elimde Osman Ulagay’ın yeni çıkan kitabı:
"Hedefteki Amerika, 11 Eylül Şoku."
O gün yazım gecikmişti. Öğleden sonra gazetedeki odamda oturmuş yetiştirmeye çalışıyordum. New York’ta İkiz Kuleler’e uçak çarptı dediler.
CNN’e zap yaptım.
Önce herkes gibi ben de olmadık bir kaza diye düşündüm.
Yazıma ara vermedim.
Arada bir başımı bilgisayardan çevirip televizyondaki dumanlı görüntülere göz atıyordum. Sonra bir uçak daha geldi çarptı kulelere.
Korkunçtu.
11 Eylül dehşeti!
Belki de 21. yüzyılın başlangıcı...
Bilemiyorum.
Ama bir yıl önce o gün akşamüstü yeni yazıma başlarken yalnız New Yorkluların değil, bütün dünyanın, hepimizin çok büyük bir belayla, olmadık bir fanatizmle karşı karşıya olduğunu düşündüm. Yaşanan trajedi insanlığa, uygarlığa bir meydan okumaydı.
Kuşkum yoktu bundan.
Bu terörizme karşı çifte standartsız bir savaş açılması gerekiyordu. Dünya artık eski dünya değil, daha tehlikeli bir dünyaydı.
Bir yıl geçmiş...
Osman Ulagay’ın yeni kitabında, Amerika’yla küresel kapitalizmin eleştirisi de var. Küreselleşmede reformların ve yeni kurumların gereğine işaret ederken, Amerika’nın dünyada başına buyruk şerif rolü oynamasının sakıncalarından da söz ediyor.
Şöyle demiş:
"Bir yanda hızla gelişen, ucuzlayan, yaygınlaşan teknolojinin sağladığı olanaklar vardı. Belli bir eğitimi olan herkesin, iyi niyetliler yanında kötü niyetlilerin de kullanabileceği olanaklardı bunlar. Bu olanaklar kötü niyetlilerin eline geçtiğinde binlerce kişiyi yok edebilecek biyolojik ve kimyasal silahların kullanılmasını, bilgisayar sistemlerini çökertecek sabotajları gündeme getirebilirdi. Diğer yanda ise küçük bir azınlığın gelirinin, servetinin, gücünün, söz hakkının hızla arttığı; buna karşılık büyük bir çoğunluğu kendini yoksullaşmış, güçsüzleşmiş, dışlanmış, yabancılaşmış hissettiği bir küresel düzende yaşıyorduk. Bu düzenin kaçınılmaz sonucu olarak da bir mağdurlar ordusunun, çeşitli nedenlerle durumlarından hoşnut olmayan geniş bir kitlenin oluştuğunu biliyorduk."
Amerika’nın çıkmazı ara başlığını taşıyan bölümdeyse şu cümlenin altını çizdim:
"Bombalarla çözülemeyecek sorunların giderek çoğaldığı ve ağırlaştığı çok karmaşık bir dünyada yaşıyoruz."
Peki, ne yapmalı?
Uçakta birikmiş Financial Times’ları okuyorum. Martin Wolf’un Özgür Bir Dünya başlıklı makalesi ilginç. Ne yapmalı sorusuna yanıt olabilecek bir paragraf:
"11 Eylül, İslamcı faşistlerin modern dünyaya dönük bir saldırısıydı. Buna karşı güvenlik, sadece dışarıda güç kullanmak ve içeride kaleler inşa etmekle olmaz. Doğru olan, bir yandan güvenlik arayışı ama diğer yandan refah ve umudu dünyada yaygınlaştırmaktır. Bu refah ve umudu ise dünyada sadece dinamik bir küresel pazar ekonomisi sağlayabilir. Kolay değil, biliyorum. Ama bence tek çıkar yol budur." (FT, 4 Eylül 02, s. 12)
Bir de bizimle ilgili bir yakınma var Osman’ın kitabında.
Daha ilk sayfalarda diyor ki:
"Dünyada olup bitenle ilgilenmeyi adeta lüks olarak görüyoruz. Elinizdeki çalışma bu anlayışa karşı yazılmış bir kitap..."
Sevgili Osman,
Ben de dünyayla biraz daha ilgilenebilmek için uçuyorum Amerika’ya. Yarın 11 Eylül’ün birinci yılını New York’ta yaşadıktan sonra Washington’a geçeceğim. ABD başkentinden Türkiye’nin nasıl gözüktüğünü, Irak’la ilgili nelerin pişirildiğini, 11 Eylül dünyasının nereye gittiğini anlamaya, yazmaya çalışacağım.
Anadolu yollarından sonra bu kez Washington’un nabzı nasıl atıyor, ilginç olabilir.
h.cemal@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|