
|

Taksiye, şoförün dinini sorup da mı binsek? (3)
Günlerdir dünyanın dört bir yanından bıkıp - usanmadan görüş bildiren okurlarımın birleştikleri ortak nokta galiba şu: Günümüzde ticari ahlak, dinden çok bir ülkede yasaların ne kadar etkin uygulandığına bağlı. Lafı uzatmadan sözü sizlere bırakıyorum:
Meksika’da yapar, ABD’de yapamaz "Son 5 yıldır Teksas’ın güneyinde, Meksika sınırına yakın bir yerde dünyanın en büyük abur - cubur (snack food) üreticisi Frito - Lay’de çalışıyorum. Sınırın iki yanındaki Katolikleri ve Meksika kökenli insanları tanıma fırsatı buldum. Amerikalı Katoliklerle Meksikalı Katolikler birbirinden o denli farklı ki... Yazınızda bahsettiğiniz ahlaki fark, ülkelerdeki yasaların ve de meslek odalarının koyduğu kuralların ne kadar işlediğine bağlı. Aynı kökenden gelen Hispanikler (Katolik), Amerika’da yapmayı hayal edemeyecekleri şeyleri, Meksika’da (kanunların uygulanmayacağını bildiklerinden dolayı) yapmakta hiçbir sakınca görmüyorlar."
Aytunç Atabek - Teksas (ABD)
İngilizler de bizimkiler gibi "Uzun süre İngiltere’de kaldım ve taksi şoförlerinin bizimkilerden bir farkı olmadığını gördüm. Yabancı olduğunuzu anladıklarında işin içine hem çıkar, hem de ırkçılık karışıyor maalesef. Bu söylediklerim istisna değil. Evet Almanya konusu doğru. Almanya’da bir taksi şoförü sizi kazıkladığında, numarasını alıp polise bildirirseniz, o taksici yaptığına pişman olur. Bu bence din değil, yasalar, ahlak ve karakter sorunu."
Tevfik Serbes
Yağ bozulursa zehir olur "Muhafazakarım. Yurtdışında bir fabrikanın genel müdürüyüm. Bir Müslüman olarak şu anki ahlak yapısının İslamiyeti temsil etmediği kanaatini taşıyorum. Eğer tarihte İslam ahlakının toplumları olumlu etkilediği örnekleri bilmesek İslamı komünizm gibi fikri planda güzel fakat uygulama alanı olmayan bir faraziye zannedebiliriz. Sizin dile getirdiğiniz hakikati Saidi Nursi’nin çok kısa bir teorisi açıklıyor: Yağ bozulursa zehir olur. Var eden değerleri yitiren İslam toplumu, insanlığa huzur getirmekten uzaklaşmıştır. Ama suçlu İslam değildir. Lütfen sebep sonuç ilişkisini iyi kurun."
H. Şahin - Kazakistan
Harvard’daki bir Türk’ün araştırması "Livaneli’nin bir yazısına değinerek tartıştığınız ticari ahlakın kaynağı konusu özellikle ilgimi çekti. Çünkü bahsettiğiniz argümanı kısmen kullanan ve de ilginç sonuçlar bulan bir projede çalışmıştım. Şu an Harvard Üniversitesi’nde araştırma görevlisiyim. Geçen sene Univesity of Chicago’dan bir meslektaşın da (L. Zingales) katıldığı bir projemiz olmuştu. Yakında Journal of Finance’de basılacak olan makalenin bir kopyasını aşağıdaki link’den bulabilirsiniz. Livaneli’nin ve sizin görüşleriniz, ufak bir istatistik genelleme hatası gibi görünse de, aslında Katoliklerin Protestanlardan farkı, kapsamlı araştırmalar ve ekonometrik analizlerde kendini gösterebiliyor. Görünen o ki, bahsettiğiniz şeyler sadece taksi şoförleriyle ilgili değil, iş hayatının birçok alanında söz konusu.
http://gsbwww.uchicago.edu/fac/finance/papers/intpbenefit1.pdf
Mehmet Beceren - Harvard Üniversitesi - Boston
Almanya’da yapmaz, çünkü cezası ağır "Almanya’daki Türk taksi şoförleri, istisnalar hariç aynı Almanlar gibi çalışır. Dinini değiştirmediği halde işini Almanlar gibi düzgün yapar. Yaptırımları ağır bir ülkede yaşadığı ve çalıştığıyla iyi bir yaşam elde edebilecek kadar kazandığı için haksızlık yapmaz."
Murat Turan - Almanya
Sorun İslamda değil, ahlaki yozlaşmada "Yazınızı okuduktan sonra dinini elinden gelince yaşamaya çalışan Müslüman biri olarak size hak verip kendimce özeleştiride bulundum. Ben Katolik camiasını sosyolojik olarak analiz edecek kadar tanımam, ama içinde yaşadığımız toplum itibarıyla şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki dindar görünen birçok insan dahil, toplumun büyük kesimi çok boyutlu bir ahlaki yozlaşmayla karşı karşıyadır. Ancak bunun temel sebebi İslam dini değil, İslam dininin yeterince öğretilmemesidir."
Şaban Kılıç - Edirne
mtamer@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|