12 Eylül 2002 Perşembe


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Dünyamızın değiştiği gün mü 11 Eylül?

     NEW YORK

     Wall Street Journal gazetesi, bir yıl öncesine kadar İkiz Kuleler’in bulunduğu, şimdi Sıfır Noktası diye anılan kocaman çukurun hemen dibinde.
     Gazetenin başyazı ve yorumlardan sorumlu yazı işleri heyetinin toplantı salonu da İngilizcesi Ground Zero olan bu çukura bakıyor. Pencereden bakınca Liberty Street, yani Türkçesi Özgürlük Sokağı’ndaki o büyük pankartı görmek mümkün:
     Asla unutmayacağız!
     Haftalık toplantıda bir Türk gazetecisi olunca, iki konu ister istemez gündeme geliyor:
     Türkiye’yle Irak...
     Türkiye’yle seçimler...
     Tabii öncelik Irak!
     Amerika, sanki 11 Eylül’le değil Irak’la yatıp kalkıyor. Ya da terörle mücadele artık Saddam Hüseyin’le özdeş kılınmış.
     Saddam saplantı halinde.
     Bir bakıma Başkan Bush’un kişisel kan davası haline gelmiş durumda. Kimse kuşku duymuyor. Amerika mutlaka vuracak Saddam’ı.
     Ama ne zaman?
     "Vurmaya başladılar bile" diyor toplantıdaki bir gazeteci, "Geçen hafta 100 tane Amerikan ve İngiliz savaş uçağı Güney Irak’taki hedefleri vurdu. Bu çok büyük bir saldırıydı. Ayrıca, Ürdün’deki Amerikan özel kuvvetlerinin Irak’a sızmaya başladığı belirtiliyor."
     Bana yöneltilen sorulara gelince... Önce Irak’la ilgili sorular tabii:
     Türkiye üsleri kullandıracak mı?
     İncirlik’i ve diğerlerini...
     Türkiye, Amerika’nın Irak Kürtlerine, yani Barzani’yle Talabani’ye silah göndermesine razı olacak mı?
     İlgi duyulan bir başka konu:
     Amerika, kara kuvvetleriyle Kuzey Irak’a Türkiye’den girmek isterse, ne olabilir, Ankara ne der?
     Saddam sonrası Bağdat’ta kurulacak yönetimde Kürtlerin yer alması ve Irak’ta bir federasyon kurulması konusunda Türkiye ne düşünüyordu?
     Türkiye zaten Kuzey Irak’ta değil miydi?
     Aslında bu soruların hepsi, öyle sanıyorum ki, Amerika’nın Türkiye’ye yönelttiği, yanıtlarını önemsediği sorular...
     Merak edilen konulardan biri de, Türkiye’de seçime girecek olan partilerin Amerika’ya karşı tutumuydu. Tümüyle anti - Amerikan partiler var mıydı?
     Bir başka soru:
     Tayyip Erdoğan’ın partisi AKP, Irak operasyonu konusunda nasıl bir tutum alabilirdi? Belki bu sorunun altında bir başka şey yatıyordu.
     AKP parlamentoda Türkiye’nin Afganistan’a asker göndermesinde karşı oy kullanmıştı. Bu tutumunun Washington’da, Amerikan yönetiminde not edildiği biliniyor. O yüzden, Irak konusunda da AKP’nin bazı açılardan anti - Amerikan adımlar atması ihtimali var mı sorusu akla takılmış olabilirdi.
     Toplantı sırasında AKP’den ~İslamcı parti diye söz edildi. Ben bunu reddettiklerini belirttim. Kiminin AKP’yi muhafazakâr, kiminin de liberal muhafazakâr diye nitelediğini söyleyince, biri gülerek "Biz Wall Street Journal için liberal muhafazakâr deyimini kullanıyoruz" dedi.
     Sohbet sırasında dikkatimi çekiyor, AKP’ye dönük soru işaretleri bayağı belirgin. İnandırıcılık sorunu yani...
     Wall Street Journal’ın toplantısında, bizdeki partiler daha çok liderlerin adıyla anılıyor. Özal’ın partisi, Demirel’in partisi gibi. CHP’den söz açılınca, "Kemal Derviş’in katıldığı parti" diye hatırlatma yaptı biri...
     Toplantıda Türkiye’nin önemine, model ülke olması konusuna da değiniliyor. Bu arada biri, ABD Savunma Bakan Yardımcısı Paul Wolfowitz’i tanıyıp tanımadığımı soruyor. Kendisinin Türkiye dostu olduğunu belirtiyor.
     Wolfowitz geçen hafta Washington’da Brookings Enstitüsü’nde yaptığı konuşmada, Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğini savunurken şöyle demiş:
     "Türkiye İslam dünyası için önemli bir model. Büyük Amerikalı tarihçi Bernard Lewis’in dediği gibi Türkiye tecrübesi, demokrasinin güç ama mümkün olduğunu İslam âlemine gösterdi. Demokrasi ve pazar ekonomisinin gelişmesi kolay olmadı. Batı’da bu yüzyıllar aldı. Türkiye yirminci yüzyılda bu yolu büyük bir kararlılık ve cesaretle seçti."
     Sıfır Noktası!
     Platformun üstünden geleni geçeni seyrediyorum. Yaşlı bir kadın, dalmış, yanaklarından yaşlar akıyor.
     Küçük St. Paul Kilisesi’nin önünde bir yardım kuruluşunun kadınları akordeon eşliğinde şarkı söylüyor. Biri de üstünde özgürlük projesi yazan broşürleri dağıtıyor.
     "11 Eylül’den sonra çaresizlik, korku, hüzün, öfke hissediyorsanız, hâlâ umutsuzluk içindeyseniz bize gelin!"
     Liberty Street’ten metroya biniyorum. New York’un nasıl bir dünya şehri olduğunu anlamanın belki de en iyi yolu metroya binmek. Yetmiş iki milletten insanın bu kentte nasıl bir renk cümbüşü yarattığını en iyi New York’un yeraltı treninde görmek mümkün...
     Trenlerin içi serin, metronun koridorlarındaki hava rutubetli ve kötü kokuyor. 103. Sokak’ta iniyorum. Rum Ortodoks Kilisesi’nin önünde cigaralarını fosur fosur tüttüren, beyaz atletli Yunanlı kardeşlerimiz öğle vakti dama ve tavla oynuyorlar.
     New York Şehri Müzesi’ndeki sergi çok güzel:
     Dünyamızın Değiştiği Gün!
     Çocukların 11 Eylül’ü anlatan resimlerinden oluşuyor. 14 yaşında bir erkek çocuğunun resmi. New York’un üstüne kapkara kâbus gibi bir bulut çökmüş. Resmin altına el yazısıyla şunları yazmış:
     "İkiz Kuleler her gün gözümün önündeydi. Artık seyredemiyorum onları. İkizler’i olmayan New York, Eyfel’siz Paris, Piramit’siz Mısır, Çin Seddi’nden yoksun Çin gibi değil mi? 11 Eylül’de çok ağladım, hem de çok..."
     9 yaşında bir erkek çocuğu, yemyeşil bir park resmi yapmış, altına da "Mimar olsaydım, Sıfır Noktası’nı bana verselerdi, yemyeşil bir parkla bir anıt yapardım" diye yazmış.
     New York Belediyesi hâlâ karar verebilmiş değil, Sıfır Noktası’nda ne yapacağını. Bugüne kadar altı plan hazırlanmış, altısı da reddedilmiş.
     Sabah erken.
     Dışarıdan New York’un o hiç bitmeyen homurtusu geliyor. Televizyonlar sabah karanlığından beri 11 Eylül’le dolu. Herhangi bir terör saldırısına karşı bütün ülke en üst düzeyde alarma geçirilmiş durumda.
     Amerika büyük acısının birinci yılını anıyor.
     
     h.cemal@milliyet.com.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Senaryolar...

Çetin ALTAN
Kriz mıriz, hiiiç enseyi karartmayın...

Melih AŞIK
Metin Oktay...

Fikret BİLA
Son umut küsler...

Hasan CEMAL
Dünyamızın değiştiği gün mü 11 Eylül?

Yılmaz ÇETİNER
Politikacılar bindikleri dalı kestiler!

Güneri CIVAOĞLU
‘Vaha’ ve ‘Serap’

Can DÜNDAR
"Eylül darbesinden, ABD ne ölçüde sorumludur?"

Hurşit GÜNEŞ
Seçimler neden ertelenmesin

Sami KOHEN
11 Eylül Türkiye’yi nasıl etkiledi?

Mehmet Y. YILMAZ
Kahire’de bir kadın, erkekler tuvaletine gitti

Meliha OKUR
Öngörülebilir piyasa

Hasan PULUR
Fuarın kapısına halıyı kim serdi?

Derya SAZAK
CHP politbürosu Meclis’te

Meral TAMER
Ey milletvekili, birinci vazifen...

Güngör URAS
Mihneti zevk eyledik

Serpil YILMAZ
Mustafa Süzer Derviş’in kâbusu gibi

M. Ali BİRAND
Siyasiler açıkça intihar ediyor

© 2002 Milliyet