12 Eylül 2002 Perşembe


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



"Eylül darbesinden, ABD ne ölçüde sorumludur?"

     1960’ların sonunda, dünyaca ünlü London School of Economics’de (Londra İktisat Fakültesi) bir söyleşi düzenlendi.
     Konuşmacı, Yunanistan’ın sürgündeki solcu lideri Andreas Papandreu’ydu.
     1967 Nisanı’nda, seçime bir hafta kala Albaylar Cuntası’nın darbesiyle hapse düşen Papandreu, afla salıverildikten sonra Stockholm Üniversitesi’nde ekonomi profesörü olarak çalışmaya başlamıştı.
     Kürsüde konuşmasını bitirince 19 yaşında bir Türk öğrenci söz aldı ve şu soruyu sordu:
     "- Nisan darbesinden Amerika ne ölçüde sorumludur?"
     Papandreu şu cevabı verdi:
     "- Amerika’da bazı çevrelerin, özellikle de CIA’nın körükleyici tutumu olmasa darbe gerçekleşmezdi".
     Soruyu soran öğrencinin adı; Kemal Derviş’ti...
     ***
     Doğrusu Derviş’in aynı soruyu "Eylül darbesi" için Ecevit’e sormuş olmasını diler ve cevabı merak ederdim.
     Bugün 22 yaşına giren 12 Eylül Harekâtı’nın en büyük destekçisi ABD idi.
     Harekât, dışarıda, Amerikan baskısı ile Yunanistan’ın NATO’nun askeri kanadına dönüşüne Türkiye’nin vetosunu koşulsuz kaldırdığı gibi, içeride de siyasetin yerleşik kurumlarını çökerterek halen içinde debelendiğimiz kargaşa ortamını hazırladı.
     Gerçi askerlerin devirdiği bütün liderler, siyasi arenaya - hem de Cumhurbaşkanı, Başbakan düzeyinde - geri döndü ama tarumar edilen merkez sağ ve sol hâlâ toparlanamadı.
     CHP ve AP ırmağından ayrılan kollar, 22 yıldır eski yatakta buluşma mücadelesi veriyorlar.
     Ve bu dağınık tablo, peş peşe krizler doğuruyor son 22 yıldır...
     ***
     Dün baş gösteren krizde bile 12 Eylül milatlı bu dağınıklığın rolü yok mu?
     Gerçi 1980 sonbaharında da siyaset kilitlenmiş, Meclis cumhurbaşkanını seçemeyecek kadar acze düşmüştü ama hiç olmazsa sandıkta bir çözüm umudu vardı.
     Bugün ise sandık, çözümün değil, sorunun adresiymiş gibi görünüyor.
     1980’de kapatılıp parçalanan partiler bir türlü bir araya toplanıp çare üretemiyor; sistem, tepki oylarını buluşturan "tehditölerden korunabilmek için hâlâ askerin vesayetine ihtiyaç duyuyor.
     Ne var ki, korkunun ecele faydası olmadığı anlaşılıyor.
     Seçmen, önünde tarihi meçhul sandıklar, elinde adresi meçhul oylarla, Türkiye’nin en son ihtiyacı olacak şeye, yeni bir belirsizlik ortamına sürükleniyor.
     Bu istikrarsızlığın faturası o kadar ağır ki, artık ABD bile sistemi ayakta tutabilmek uğruna seferber ettiği fonların değerlendirilmesi için, 35 yıl önce Papandreu’ya "darbede ABD’nin rolü"nü soran o üniversiteli gençten medet umuyor.
     Ne diyelim:
     12 Eylül kutlu olsun!
     
     candundar@superonline.com
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Senaryolar...

Çetin ALTAN
Kriz mıriz, hiiiç enseyi karartmayın...

Melih AŞIK
Metin Oktay...

Fikret BİLA
Son umut küsler...

Hasan CEMAL
Dünyamızın değiştiği gün mü 11 Eylül?

Yılmaz ÇETİNER
Politikacılar bindikleri dalı kestiler!

Güneri CIVAOĞLU
‘Vaha’ ve ‘Serap’

Can DÜNDAR
"Eylül darbesinden, ABD ne ölçüde sorumludur?"

Hurşit GÜNEŞ
Seçimler neden ertelenmesin

Sami KOHEN
11 Eylül Türkiye’yi nasıl etkiledi?

Mehmet Y. YILMAZ
Kahire’de bir kadın, erkekler tuvaletine gitti

Meliha OKUR
Öngörülebilir piyasa

Hasan PULUR
Fuarın kapısına halıyı kim serdi?

Derya SAZAK
CHP politbürosu Meclis’te

Meral TAMER
Ey milletvekili, birinci vazifen...

Güngör URAS
Mihneti zevk eyledik

Serpil YILMAZ
Mustafa Süzer Derviş’in kâbusu gibi

M. Ali BİRAND
Siyasiler açıkça intihar ediyor

© 2002 Milliyet