
|

"Yeni şeyler söylemek lazım!"
Sezen Aksu’nun "Türkiye Şarkıları" adı altında Efes’te ve Aspendos’ta verdiği konserlerle "Yeniliğe Doğru" bir adım daha atıldı.
FİLİZ AYGÜNDÜZ
"Dünyada nice diller var, nice diller,
Ama hepsinde de anlam bir.
Sen kapları, testileri hele bir kır,
Sular nazlı bir yol tutar, gider.
Hele birliğe ulaş, hır gürü, savaşı bırak,
Can nasıl koşar, bunu canlara iletir"
Mevlana
Dibi yosun tutmuş bir testiydi, yapımına hemen hepimizin bir şekilde el verdiği. Susarak, onaylayarak, görmezden gelerek, çamurunu bizzat kararak. İçindeki suyun canı sıkılmış, canı yanmış bir testi, bağbozumu yitik eylüllerde, baharsız, denizsiz kentlerde... 30 Ağustos 2002 gecesi Efes’te kendi payına düşeni kırdı Sezen Aksu. Aynı şeyi Aspendos’ta tekrarladı. Suyu içimize akıttı, serin. Kimseyi incitmeden, incitilmeyi göze alarak.
Sadece şarkı söyledi.
Anlatmadı, idrak ettirdi!
Sahnedekiler, İzmir Devlet Opera ve Balesi Orkestrası, Feriköy Vartanant Ermeni Kilise Korosu, Diyarbakır Belediyesi Çocuk Korosu, Los Paşaros Sefaradis Müzik Topluluğu, Oniro Rum Müzik Topluluğu, Enderun Klasik Türk Müziği Topluluğu ve Aksu’nun orkestrası sadece şarkı söylediler. Dilleri farklıydı. Yaşadıkları "anlam" bir.
Sarı gelin’in ruhu şad oldu o gece, hem Türkçe hem Ermenice. AB yüzü suyu hürmetine babası tarafından "gece dışarı çıkması"na izin verilen Kürtçe "Gülümse"di Diyarbakırlı çocukların masum yüzlerinde. Sezen Aksu’nun kırılgan sesinde. Herkes oradaydı. Kemal Burkay da. Ahmed Arif de. Ne bir meydan okuma vardı havada, ne bir "ben" öznesi, ne politik bir mesaj. Can Dündar’ın konser sonrası yazdığı gibi "Bu toprağın farklı dilden, farklı dinden insanlarını müziğin ortak dilinde, dininde buluştururken, farklılıklarını nicedir utançla toprağa gömen Türkiye’ye o sizin yaranız değil, mirasınızdır dedi Sezen", Efes’teki binlerce insanla birlikte. Ahmet Tulgar’ın deyişiyle "Türkiye çoğulculuğunun bir kültürel zaferi"ydi yaşanan. Murat Çelikkan "Bu sadece bir konser değil" diyerek yaptı yorumunu: "Sezen de sadece bir şarkıcı değil. O bu coğrafyanın farklı insanlarını, farklı dillerin farklı müziklerini bir araya getiren yumurtanın akı, yapının harcı bu gece."
Konserin ardından en ilginç yorumlardan biri, Ege Ordu Komutanı Orgeneral Hurşit Tolon’dan geldi: "Türkiye mozaiği adı altında anlamsız bir konser". Ertuğrul Özkök itiraz etti: "Sezen’in konseri bana bir kere daha şunu öğretti: Toplumların büyük dönüşüm anlarında, büyük kararları aldığı ve uygulamaya koyduğu o tarihi dönemlerde, büyük düşünmeye ve büyük cesarete ihtiyaçları var. İşte öyle anlarda elinizden bir şey gelmiyorsa yapabileceğiniz bir şey vardır: Öyle anlarda şarkı söylemeli avaz avaz..."
Bu arada "göstermelik" diyenler oldu. "Böyle bir konser için kanunun çıkmasını beklemesi mi gerekirdi" şeklinde serzenişte bulunanlar... Derken siyasiler devreye girdi. Kimi ne var bunda derken kimi bu konserin Ermenistan’da yapılmasını önerdi. Mesele, hiç gereği yokken Onno Tunç - Sezen Aksu ilişkisine değdirildi. Konser kulisleri televizyona taşındı. Polemikler başladı ve iş tanıdık bir kerteye, bu konserin "bölücülük" amaçlı olup olmadığına kadar gitti. "Eski" şeyler söylendi bolca, "bölünme" anksiyetesi bu defa sol anahtarının açtığı "birlik" kapısından girip notaları işaretledi.
Oysa konser gecesi Efes’i dolduran devasa kalabalığın hali başkaydı. Bin yılın Minik Serçe’si Türkçe, Kürtçe, Ermenice, Rumca söylerken şarkılarını, on iki bin kişilik seyirci vokali ona eşlik ediyordu. Tek bir protestonun yer almadığı konserde insanlar, sözlerini bildiği, bilmediği tüm şarkılara seslerini veriyor, alkışlarını katıyordu. Kimi şarkılarda kişisel tarihlerden çıkıveren bir anıyla içler çekiliyor, kiminde gözler doluyor, tam yaşlar firar etmişken, sıradaki şarkıyla yerlerinde oynamaya başlıyorlardı. Sahnedeki kadın, kendine öyle çok büyük önemler atfetmeden yıllardır söylediği gibi söylüyordu şarkılarını. "Gitöli, "Sen Ağlama"lı, "Geri Dönölü bildik Sezen Aksu şarkılarını... Onlarla yan yana duran farklı dillerden Türkiye şarkılarını... Aslında o gece şarkılardan ilmeklerle birinden diğerine geçilen kültürlerin buluşmasında, Efes’in antik gövdesine süzülüp "nazlı bir yol tutan suyun" sesiydi duyulan. Gözün gördüğü buydu.
Konser gecesi "Dışarıdan çok önemli gibi görünüyor, aslında ben sadece bu ülkede duyduğumuz farklı sesleri birlikte dinleyelim, şarkılarını beraberce söyleyelim istedim," diyen Sezen Aksu’nun bütün mütevazılığına rağmen, gerçekleşen, çok özel bir "ilköti. Vebaline sanatçının sonuna kadar sahip çıkacağı... Dilleri aynı ya da farklı, onunla ortak bir duyarlılığı paylaşan "arkadaşlar" dediği seyircisinin sonuna kadar destekleyeceği...
"Şarkı Söylemek Lazımödı ve on iki bin insan hep birlikte, şarkı söyledi o gece. Bis öncesi son şarkıda Mevlana’nın dizeleriyle, Sezen Aksu’nun maestroluğunda Efes’ten "Yeniliğe Doğru" bir adım daha atıldı:
"Her gün bir yerden göçmek ne iyi.
Her gün bir yere konmak ne güzel.
Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş.
Dünle beraber gitti, cancağızım,
ne kadar söz varsa düne ait.
Şimdi yeni şeyler söylemek lazım."
KÜLTÜR & SANAT


İnsanlık tarihine acılı gönderme
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
O bir dünya insanı
"Ben bir İstanbul yazarıyım!"
Amerika demek...
"Ne dedikleri beni ilgilendirmiyor"
Başarının yolu korla döşeli
Hip - hop çocuk kitabı raflarında
‘Gerçek’, Cioran’a dokunurdu
Çay poşetlerinden enstalasyonlar
Desen desen yumurta
Seramikçiler Ege kültürüyle iç içe
Resim, mitoloji ve müzik
Turunç’ta bir sanat cenneti
Foto - muhabirliğinin 43 yılı
"Yeni şeyler söylemek lazım!"
"Yolculuk yola çıktı"
Sadece 25 yaşında!
Kaçıklar blues patlatırsa!
Şansı bol olsun!
Devleşen örümcekler
Kutsal aile sen çok yaşa
Fazla (mı) yakışıklı(?)
Hititler geri geldi!
Şile feneri de büyülendi
Üzerinden kar kalkmayan kasaba
Faydalı bir hafta daha!
Hayat atölyesi
Beyoğlu’ndan Taksim’e akan ırmak
Yeni yayınlar
Verimli, keyifli inziva
SAYFA BAŞI

|
|

|