16 Eylül 2002 Pazartesi


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Devleşen örümcekler

Toksik atıklar nedeniyle değişime uğrayarak devasa boyutlara ulaşan örümceklerin istilasını konu alan "Sekiz Bacaklı Canavarlar", türe herhangi bir yenilik getirmeyen, düşük bütçeli sıradan bir çalışma

     FERHAN BARAN

     "Sekiz Bacaklı Canavarlar / Eight Legged Freaks" - Yönetmen: Ellory Elkayem / Senaryo: Jesse Alexander, Ellory Elkayem / Görüntü: John Bartley / Müzik: John Ottman / Oyuncular: David Arquett (Chris McCormack), Kari Wuhrer (şerif Sam), Scott Terra (Mike), Scarlett Johansson (Ashley), Doug E.Doug (diskjokey Harlan), Rick Overton (Pete), Matt Czuchry (Bret), Eileen Ryan (Gladys) / 2002 ABD yapımı, 96 dakika.
     
     Soğuk savaşın kol gezdiği, nükleer bir dünya savaşı paranoyasının had safhada yaşanmakta olduğu 50’li ve 60’lı yıllarda Hollywood’da çekilmiş sayısız korku filminin bir bölümü, mutasyona uğrayarak devasa boyutlara ulaşmış atom çağı canavarlarını ele alır. Olası bir nükleer saldırıdan korunabilmek için evlerin bodrumuna sığınakların inşa edildiği o tedirgin yıllara damgasını vuran bu filmlerde genetik deneyler ya da kimyasal atıkların neden olduğu bir değişimle büyüyerek saldırganlaşan yaratıklar, uzaylı istilacılarla birlikte dönemin baş düşmanı kızıl Rusları temsil eder.
     Çevremizdeki zararsız yaratıkların dev boyutlara ulaşma meselesi 70’lerin ünlü felaket filmleri furyası sırasında da, yerden fışkıran bir maddenin yemlerine karışması sonucu büyüyen hayvanların (tavuklar, fareler, arılar vs.) yarattığı dehşeti konu alan "Dev Tohumu / The Food of the Gods" ile gündeme gelmişti.
     Yeni Zelandalı Ellory Elkayem’in toksik atıklarla beslenerek büyüyen bir örümceğin saldırısını konu alan kısa filmi "Larger than Life"ın kazandığı başarıdan yola çıkarak çektiği "Sekiz Bacaklı Canavarlar" epeydir unutulmuşa benzeyen türün yakın tarihli bir örneği. Öykü uzun metraja yayılınca devleşen örümceklerin sayısı da haliyle artmış. Ancak yüz küsur devasa egzotik örümceğin savunmasız kasaba halkını dehşete saldığı film türü yenileyecek çapta değil.
     Rosanna ve Patricia Arquette’in "Çığlık / Scream" serisinin polis kardeşleri David dışında tanınmamış zayıf bir oyuncu kadrosunun (kadın şerif Sam eski bir porno yıldızıymış) sürüklediği sürpriz içermeyen basmakalıp hikayesi, düşük bütçesi ve hayli mütevazı özel efektleriyle, dijital teknolojinin dehşetengiz numaralarıyla beslenmiş günümüz seyircisinin hayli gerisinde kalmış bu çalışma, zıplayan örümcekleriyle korkutmaktan çok güldürüyor.
     
Benim güzel düğünüm
Başroldeki Nia Vardalos’un kişisel anılarından yola çıkan film, Amerikalı Yunan azınlık çevresinin renkli ve sıcak dünyasını resmediyor.

     "Kalbinin Sesini Dinle / My Big Fat Greek Wedding" - Yönetmen: Joel Zwick / Senaryo: Nia Vardalos / Görüntü: Jeff Jur / Müzik: Xandy Janko, Chris Wilson / Oyuncular: Nia Vardalos (Toula Portokalos), John Corbett (Ian Miller), Michael Constantine (Gus), Lainie Kazan (Maria), Andrea Martin (Voula), Louis Mandylor (Nick), Stavroula Logothettis (Athena), Joey Fatone (Angelo), Gia Carides (Nikki) / 2002 ABD yapımı, 96 dakika.
     Amerika’da beklenmedik bir gişe başarısı yakalayan bu küçük film, özgün adından da anlaşılacağı üzere bir Yunan düğününü anlatıyor. Gus Portokalos (bildiğimiz portakal anlamında) ile karısı Maria’nın en büyük derdi, kızları Toula’nın 30 yaşına geldiği halde bekâr olmasıdır. Babasının "Dancing Zorba’s" isimli lokantasında ömür tüketen Toula değişmeye karar verdiğinde önce bir bilgisayar kursuna yazılır. Demode saç ve giyim tarzını üzerinden atan genç kadın sonunda rüyalarının prensiyle karşılaşır. Ancak damat adayının bir WASP (beyaz, anglo - sakson, protestan) çıkması geleneklerine bağlı aileyi şaşkına çevirir.
     "Kalbinin Sesini Dinle", Yunan asıllı bir ailenin kızı olarak Kanada’da dünyaya gelen Nia Vardalos’un kendi aile çevresinden esinlenerek yazıp sahnelediği tek kişilik gösteriden yola çıkmış. Senaryosunu Vardalos’un kaleme aldığı filmin yapımcılığını ünlü oyuncu Tom Hanks ve Yunan asıllı eşi Rita Wilson üstlenmişler. Bir yerde Hanks’in deneyimleriyle de çakışan proje, yeni kıtaya göç ettikten sonra birbirlerine kenetlenerek cemaat içi evlilikler sayesinde ata yadigarı geleneklerini koruyan Yunan azınlık çevresinin renkli ve sıcak dünyasını resmediyor.
     Filmin komik çatışması da damadın (Strauss’un dipten gelen valsi eşliğinde) sessiz sedasız sohbet eden iki kişilik ailesinin Toula’nın yeğenler, kuzenler, Türk düşmanı bir büyükanne ve sayısız akrabadan müteşekkil gürültülü sülalesiyle karşı karşıya kaldığı zaman ortaya çıkıyor.
     Bu popüler çalışma eğlenceli bölümler içeriyor, ancak kültür farklılıklarına yaklaşımı son derece yüzeysel. Damat tarafının fazlasıyla karikatürize edildiği ikinci yarıda tekrara düşen film, antik uygarlık mirasının yüceltildiği bir Yunan kilimine dönüşmekten kurtulamamış.
     
Nerede o eski çizgiler
Walt Disney’in son yapımı, Hawaili öksüz - yetim kız Lilo ile uzaylı Stitch arasındaki dostluğu anlatıyor.

     "Lilo ve Stiç / Lilo & Stitch" - Yönetim ve Senaryo: Chris Sanders, Dean Deblois / Müzik: Alan Silvestri / Seslendirenler: Daveigh Chase (Lilo), Chris Sanders (Stitch), Tia carrere (Nani), Jason Scott Lee (David), David Ogden Stiers (Dr.Jumba), Ving Rhames (sosyal hizmet görevlisi Mr.Cobra) / 2002 ABD yapımı, 85 dakika.
     
     Walt Disney Pictures’ın eski parlak yılları çoktan geride kaldı. Florida’daki animasyon stüdyolarında gerçekleştirilen 1988 yapımı "Mulanödan sonra, sinemalara uğramadan doğrudan video dağıtımı yapılan devam filmleri yapmakla yetinen bir zamanların efsanevi animasyon yapım firması, son dönemin dijital teknolojiyle geleneksel elle çizimi ustaca kaynaştıran (Shrek, Sevimli Canavarlar / Monsters Inc., ya da yeni izlediğimiz Spirit gibi) yaratıcı denemelerinin hayli gerisinde kalmış durumda. "Lilo ve Stiç" de bu açıdan pek parlak bir çalışma değil. Geleneksel suluboya tekniğiyle gerçekleştirilen çizimler çok sıradan, karakterler başka animasyon çalışmalarından kopya edilmiş izlenimi veriyor. Yüzü gülmez bir sosyal hizmet görevlisinin gözetimi altında yetişkin ablası Nani ile birlikte yaşayan öksüz-yetim Hawaili küçük kız Lilo ile uzaylı Dr.Jumba’nın yasadışı genetik deneyinin, imha edilmekten kaçarken dünyaya düşen 626 kod numaralı ürünü (sonradan Stiç adını alır) arasındaki sıcak dostluğu anlatan film, özgün besteler yerine Elvis Presley’nin popüler şarkılarını kullanmış. "Gel aile kuralım, mutlu olsun yuvamız" mesajıyla daha çok ilkokul çağındaki küçüklere seslenen bu naif yapım, uzaylılar Stiç’i bulmak için dünyaya indiklerinde hareketleniyor.
     




 KÜLTÜR & SANAT


İnsanlık tarihine acılı gönderme
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
O bir dünya insanı
"Ben bir İstanbul yazarıyım!"
Amerika demek...
"Ne dedikleri beni ilgilendirmiyor"
Başarının yolu korla döşeli
Hip - hop çocuk kitabı raflarında
‘Gerçek’, Cioran’a dokunurdu
Çay poşetlerinden enstalasyonlar
Desen desen yumurta
Seramikçiler Ege kültürüyle iç içe
Resim, mitoloji ve müzik
Turunç’ta bir sanat cenneti
Foto - muhabirliğinin 43 yılı
"Yeni şeyler söylemek lazım!"
"Yolculuk yola çıktı"
Sadece 25 yaşında!
Kaçıklar blues patlatırsa!
Şansı bol olsun!
Devleşen örümcekler
Kutsal aile sen çok yaşa
Fazla (mı) yakışıklı(?)
Hititler geri geldi!
Şile feneri de büyülendi
Üzerinden kar kalkmayan kasaba
Faydalı bir hafta daha!
Hayat atölyesi
Beyoğlu’ndan Taksim’e akan ırmak
Yeni yayınlar
Verimli, keyifli inziva


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet