
|

Verimli, keyifli inziva
JALE PARLA
Bu yaz bir düzine araştırmacı eski Doğanbey Köyü’nde toplanarak Tanzimat kültüründe doğa anlayışı konulu ortak projelerinin ilk çalışmasını yaptılar. Köyün taş evlerine, bu evlerin sahiplerinin cömertliği sayesinde bir haftalığına yerleşenler Atina Üniversitesi’nden Kostas Gavroğlu ve Manolis Patiniotis, Ohio Üniversitesi’nden Victoria Holbrook, İslam Araştırmaları Enstitüsü’nden Recep Şentürk, Boğaziçi Üniversitesi’nden Gürol Irzık, Berna Kılınç, Ayşe Buğra, Sibel Irzık ve Bilgi Üniversitesi’nden Christopher Neumann ile bendim. Sabancı Üniversitesi’nin desteğiyle Profesör Şerif Mardin’in organize ettiği projede, ilk aşamada, Erzurumlu İbrahim Hakkı’nın Marifetname’sinde, farklı kültürlerde, ve Ahmet Mithat Efendi’nin Niza - ı İlm ü Din adlı kitabındaki doğa anlayışı irdelendi. İlk Türk romanlarında natüralist yönelişlerdeki özellikler, okumayla doğanın kitabını okuma arasındaki olası ilişki tartışıldı. Nihai amacı Tanzimat kültüründe doğa anlayışının felsefe, bilim, edebiyat ve iktisatta temsilinin epistemolojik bir haritasını çıkarmak olan projenin ilk adımları, böylelikle, kendine has doğası ve dokusuyla başlı başına bir esin kaynağı olan eski Doğanbey köyünde atılmış oldu.
İki gün boyunca sunulan ve tartışılan makalelerin sonucunda bu epistemolojik haritada bazı yollar ve yüzeyler de şekillenmeye başladı. Değişik alanlardan gelen incelemeler kuvvetli bir yönelişin altını çiziyordu: Tanzimat düşün ve yazınında toplum ve doğa anlayışının belli bir benzerlik içinde olduğuna dair işaretler vardı. Bu analoji geliştirilince, toplumu yöneten (yönetmesi gereken) kurallarla doğa kanunları arasında belirli bir benzerlik olduğu ortaya çıktı. Örneğin, Ahmet Mithat Efendi’nin Nizaı İlm ü Din’ine göre doğa, iradesi mutlak bir Allah’ın yaratısı olarak görülüyor ve doğa kanunlarının da, son analizde, bu mutlak irade tarafından oluşturulduğu, hatta uygulandığı düşünülüyordu. Buna göre, doğanın kanunları bağımsız değildi; her an onları yaratan Allah’ın iradesiyle değişebilirdi. Aynı şekilde, toplum da yerleşik ahlâki normlar ve davranış biçimleriyle belirlenmiş bir ethos’a göre işliyordu. Tanrı’nın iradesi toplum ve doğa üzerinde aynı mutlakiyette olduğu için, doğanın tek başına, ayrı bir olgu (fenomen) gibi incelenmesi gerekmiyordu. Bu, doğal olanın, toplumsal olana kıyasla hep arka plana itilmesi, ihmal edilmesi, görmezlikten gelinmesi, çok görülür olmaya başladığı anda da (betimlemelerde, resimde, insan doğasında) tasvipsizlikle karşılanması sonucunu yaratıyordu. Tanzimat’ta toplum ve doğanın, bugün itibariyle, pek de doğal sayamayacağımız bir düzen içine yerleştirilmesi, bu düzenin korunması gerekliliği, kasıtlı olarak geri bıraktırılmış ve son derece zayıf (matbaanın kurulmasının ve çalışmasının özendirilmemesi, ve belki de engellenmesi yoluyla) bir okuma kültürüyle de pekişince, Tanzimat yazar ve düşünürleri toplumun yenileşmesine ve doğanın irdelenmesine koydukları sınırları korumakta çok da güçlük çekmemişlerdi.
Henüz başlangıç aşamasındaki bu çalışmaya ilişkin ilk sorular Doğanbey’de Ahmet Han’ın biraz da böyle toplantıları düşleyerek tasarladığı taş binasında formüle edilirken, tartışmalar köy kahvesinde verilen molalar ve Karina balıkçılarının masalarında da devam etti. Ve bence hem verimli, hem de keyifli bir inziva gerçekleşti.
KÜLTÜR & SANAT


İnsanlık tarihine acılı gönderme
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
O bir dünya insanı
"Ben bir İstanbul yazarıyım!"
Amerika demek...
"Ne dedikleri beni ilgilendirmiyor"
Başarının yolu korla döşeli
Hip - hop çocuk kitabı raflarında
‘Gerçek’, Cioran’a dokunurdu
Çay poşetlerinden enstalasyonlar
Desen desen yumurta
Seramikçiler Ege kültürüyle iç içe
Resim, mitoloji ve müzik
Turunç’ta bir sanat cenneti
Foto - muhabirliğinin 43 yılı
"Yeni şeyler söylemek lazım!"
"Yolculuk yola çıktı"
Sadece 25 yaşında!
Kaçıklar blues patlatırsa!
Şansı bol olsun!
Devleşen örümcekler
Kutsal aile sen çok yaşa
Fazla (mı) yakışıklı(?)
Hititler geri geldi!
Şile feneri de büyülendi
Üzerinden kar kalkmayan kasaba
Faydalı bir hafta daha!
Hayat atölyesi
Beyoğlu’ndan Taksim’e akan ırmak
Yeni yayınlar
Verimli, keyifli inziva
SAYFA BAŞI

|
|

|