16 Eylül 2002 Pazartesi


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 


BELGELER

AB- KATILIM ORTAKLIĞI BELGESİ
KOPENHAG KRİTERLERİ



SOHBET ODASI

Liderler kral gibi
Türkiye’nin yaşadığı sorunları liderlerin kral gibi olmasına bağlayan eski TBMM Başkanı Kaya Erdem, "Demokratik olmayan büyük bir güce sahipler. Bu güçle değişimi engelliyorlar" diyor

     DERYA SAZAK

Siyasete Turgut Özal’la birlikte ANAP kurucusu olarak girdikten sonra 1983 - 1999 yılları arasında milletvekilliği ve TBMM Başkanlığı yaptınız. Son seçime katılmayarak aktif siyasete veda ettiniz. 3 Kasım seçimleri öncesindeki durumu nasıl görüyorsunuz?
     Gündemde yine küskünler hareketi var. 1987’den bu yana benzer olaylar yaşanıyor. En önemli neden siyasi sistemdeki reform ihtiyacı. Siyasi Partiler ve Seçim yasaları, aday tespitine kısmen imkan verse de liderler, ‘önseçim’ mekanizmasını kaldırmak suretiyle bunu bir nevi atama haline dönüştürmüşler. Aday listesine giremeyenler, adaletsizlik, haksızlık yapıldığını düşünerek isyan ediyorlar. Bu da seçimleri etkiliyor.
     
     ÜLKE İYİ YÖNETİLMEMİŞ
Tek neden bu mu?
     Halk değişiklik istiyor. Anketler birçok partinin baraja takılacağını gösteriyor. Kendini seçilebilecek yerde gören adaylar dahi partisinin barajı aşamayacağı ihtimaliyle küskünleri destekliyor.
     
Seçim ertelenebilir mi?
     Tepkiler o aşamaya gelebilir.
     
Siyasi Partiler ve Seçim yasaları niye değişmez? Meclis’te geçen dönem ‘Diyalog Grubu’ kurulmuştu ve bir taslak hazırlamıştınız.
     1995 - 99 arası epey çalışma yaptık, gördük ki sorunların altında siyasi sistemde reform ihtiyacı yatıyor. Bugün Türkiye’nin milli geliri az, işsizlik var, bunların temeline indiğinizde ‘niçin yıllardır enflasyon düşmüyor?’ diye bakıyorsunuz. Neden bu? Türkiye iyi yönetilememiş. Nedeni de siyasi sistemdeki reformların zamanında yapılamaması. Örneğin hükümet kurulurken başbakan, her dediğine peki diyecek bakan arıyor.
     
     DEĞİŞİM SAĞLANABİLSE...
Batılıların ‘yes man’ dedikleri...
     Evet. Bakanlar da emrindekileri atarken kendisine en yakınları seçiyor. Neden bunu başbakan böyle yapıyor. Çünkü yeri sağlam.
     
Kaybeden gitmiyor.
     Halbuki başarısız olduğu takdirde kendi yerini kaybedeceğini bilirse. o zaman en iyileri arayıp bulacak. Başarılı olmaya çalışacak. Ülkenin genç nüfusu ve yetişmiş kadroları var. Bu değişime imkan sağlandığı taktirde Türkiye hakikaten çağ atlar.
     
Siyasette değişimin önü nasıl açılacak?
     Değişim niye olmuyor, önce ona bakalım: Liderler kral gibi. Büyük bir güç var. Ama o güç demokratik değil. Demokratik bir sistemde kimseye bu kadar büyük güç verilmemiştir. Arzu ettiği gibi sorumsuzca bunu kullanma hakkı var.
     
     BİR ADIM ATALIM
Liderleri partilerin kongreleri seçmiyor mu?
     Kongre ama bizdeki siyasi sistemde bir lider partiyi ele geçirdi mi, onu asla değiştiremezsiniz. Başarısız da olsa kendisi arzu etmeden değişmez! Bugün artık Siyasi Partiler ve Seçim yasalarında değişikliği herkes istiyor. Türkiye, Avrupa Birliği’ne girecek. AB hiçbir zaman bu sisteme hoşgörüyle bakmayacak. Çünkü demokratik değil.
     
Diyalog Grubu’nda genel başkanların görev süresiyle ilgili bir öneri geliştirilmiş miydi?
     İki dönemden fazla olmasın. ABD’de başkanlar iki dönemden fazla seçilemiyor.
     
Protesto için veda ettim
Siz politikayı neden bırakmıştınız?
     1999 Nisan seçimlerinden 9 ay önce Diyalog Grubu’nun Seçim ve Siyasi Partiler yasalarında değişik önerilerini açıkladıktan sonra bunlar gerçekleşmezse siyasetten çekileceğimi ilan ettim. Protesto olarak... Bu vaatlerin her defasında erken seçime gidiliyor gerekçesiyle rafa kaldırılmasını eleştirmiştim. 1995’te vatandaşa söz vermiştik. Yapmadık. Ne oldu? Türkiye 1980 ihtilalinden sonra ilk defa rejim tartışmalarına sürüklendi. 28 Şubat falan... Ben o zaman Seçim Kanunu değişmeden gidilecek bir seçimin en büyük kötülük olduğunu söyledim, dinletemedim.
     
1999 seçimlerindeki küskünler hareketi de bugünkü gibi miydi?
     Evet, liste dışı kalanlar seçimi erteletmeye çalıştılar ama olmadı. Geç kaldılar.
     
     MECLİS KARAR DEĞİŞTİREBİLİR
Meclis Başkanlığı yaptınız, seçime giden bir Meclis daha önce aldığı kararı değiştirebilir mi?
     Değiştirir. Seçim yasası çıkarılıp, tarihi kanunla tespit edilseydi zor olabilirdi. Cumhurbaşkanı vetosu da gündeme gelebilirdi.
     
Cumhurbaşkanı daha etkili bir yol olarak parlamentoyu fesih yetkisinden söz ediyor.
     O da mümkün.
     
     ETİK OLUR MU BİLMEM
Savaş haline dayalı bir erteleme imkanı da Anayasa’da yazılı. Bu durum akla savaş hali dışında seçimlerin ertelenemeyeceğni getirmiyor mu?
     Hayır. 78’inci maddedeki erteleme TBMM’nin beş yıllık seçim döneminin uzayabileceği anlamına geliyor. Bugün TBMM daha önce almış olduğu seçim kararından vazgeçmek istiyor. Etik olur mu olmaz mı tartışılır ama anayasal engel çıkmaz.
     
Ekonomide güç önemli
Tek başına iktidar mı, koalisyon mu, ufukta ne gözüküyor?
     Her ikisi de olabilir. Ülkenin menfaatlerini göz önüne alarak siyasi partilerimizin seçimden sonra anlaşarak Türkiye’yi geriye dönüşü olmayan noktaya getirmelerini diliyorum. Efendim, ‘borç nasıl çevrilir?’ Gayet kolay çevrilir. Yeter ki vatandaşa ve demokrasiye güven veren bir hükümet gelsin.
     
AKP tek başına gelirse aynı iyimserlik geçerli olacak mı? AKP’yi 1983’ün Özal dönemine benzetenler var. Siyaset merkez sağ ve sol diye geleneksel yatağına yönelirken AKP - CHP dengesi mi kuruluyor?
     Siyasi partilerimizin iktidara gelince vaat ettiklerini yapmamaları güvensizlik yaratıyor. Yalnız AKP için değil, pek çok parti için bu geçerli. Özal’ın 1983 başarısına ben tanığım. Seçimden sonra Özal milletvekillerini Bulvar Palas’ta topladı, ‘Bürokrasiyle uğraşmayacaksınız’ dedi.
     ‘Vali, kaymakam tayinleriyle ilgili bir talep geldiği zaman şimdi bakana talimat verdim, bunları yapmayacak aksine bu istek hangi milletvekilinden geliyorsa bana bildirecek.’ Özal’ın bu tutumu sonucu hükümete güvenen bir bürokrasiyle Türkiye atağa kalktı. Bürokrasiyi yanına alamayan iktidarın başarı şansı yok. En büyük başarısı ise ekonomide koordinasyonu sağlamasıdır. Ekonomik birimlerin tek bakana bağlanması bizi başarıya götürmüştür.
     
     GÜÇ BAŞKAN’DA OLMALI
Kemal Derviş de bunu savunuyor.
     Ekonomi yönetiminde güç çok önemli. Esasında bu gücün parti başkanında, başbakanda olması lazım. Siz bu gücü onun altında birine verdiğiniz zaman, esasında kamuoyu da bunu hissederse o zaman başbakan etkili olamaz. Bugün her şeye hakim ekonomidir. Bu güç yalnız başına başbakan dışında biri tarafından kullanılıyor izlenimi doğarsa başbakan silinir gider.
     
AKP’nin başarısı halkın tepkisidir
Anketlerde birinci gözüken AKP’ye ilgiyi neye bağlıyorsunuz?
     Halk hepsini denedim, hiçbirine oy vermek istemiyorum diyor. Bu reaksiyoner havanın sonucu, AKP ile Derviş’li CHP arasında bir seçim olacakmış gibi görünüyor.
     
28 Şubat’ın izleri silindi mi?
     Halk bu tür olaylardan ders alındığını düşünüyor. Eskilere tepki olduğu için bir de ‘Tayyip’i deneyelim’ diyor. Derviş’e ilginin nedeni de o. Zaten siyasi partiler, bu değişikliğe ayak uyduramadığı için oy kaybediyor. Bir parti 10 yıllık liderini değiştirsin daha fazla oy alır.
     
ANAP ne yaparsa yapsın işi çok zor
Siz ANAP kurucusuydunuz, 1983’te yüzde 44’le iktidar olan partinin bugün barajın altında olmasını neye bağlıyorsunuz?
     Yeni çağa ayak uyduramayanlar ortadan kalkıyor. Siyasette de böyle. Halk bu değişimi bekliyor ve buna uygun projeler bekliyor. ANAP, 1990’larda kendini yenileyemedi. 21’inci yüzyılı ıskaladı.
     
AB hedefine sahiplenmek yetmiyor mu? Yolsuzluklar yıpratıyor.
     O konuda maalesef bir kanaat var. Haklı, haksız. Ne yazık ki böyle bir damga yenildi. Güvensizlik yarattığınız için AB çabaları yeterli görülmüyor.
     
Seçimi erteletmek pahalıya mal olur
Seçimin 15 Aralık’a ya da 2003 Nisan’ına ertelenmesi halinde ekonomi bundan nasıl etkilenir?
     Tabii bu konu ciddi. Türkiye’nin 3 Kasım’dan sonra yönetiminİ üstlenecek hükümetin üzerinde çok ağır bir yük olacak. Seçimden çıkacak hükümet ya Türkiye’yi şaha kaldıracak ya da daha kötü durumlar karşımıza çıkacak. Önemli bir eşikteyiz. Ertelemeyi kısa süreli öngörüp, ardından Seçim ve Siyasi Partiler Yasası’nı değiştirerek seçime gidilirse bu Türkiye için bir ışık olur. Erteletmenin maliyeti çok fazla olur.
     



 SİYASET


SOHBET ODASI
Çareler tükendi seçim kasımda
1.6 trilyonluk YSK sistemi ödeneksizlikten çalışmıyor
ANAP ve YTP birleşiyor mu?
Erdoğan kararında
26 Eylül heyecanı...

Tansu Çiller’i eleştirdi DYP’den aday oldu
‘Sağda birlik’ töreni
‘Hızımızı kesemezler’
Kısa... kısa...


 SAYFA BAŞI 




© 2002 Milliyet