
|

11 Eylül ve İslam
11 EYLÜL terörünün yıldönümünde, İslam dünyasının neden geri kaldığı ve İslam adına neden terör yapıldığı tartışılıyor.
Bu vesileyle, büyük tarihçi Fernand Braudel’in "Medeniyetlerin Tarihi" adlı büyük eserinden bahsedeceğim. (A History of Civilizations, 1995, ISBN 0-14-01.2489)
(Mehmet Ali Kılıçbay’ın ‘Uygarlıkların Grameri’ adlı tercümesi, İmge Kitabevi’nce yayımlandı.)
İslam tarihte üstün bir medeniyet kurdu, sonra gerileyip Batı tahakkümü altına düştü. Müslüman okumuşlar bu dayanılmaz tezadın bilincine varıyor, tepki duyuyor. Filistin gibi facialar tepkiyi azdırıyor. Ve cahil yoksulların değil, okumuşların isyanı biçiminde fundamentalist ve terörist tepkiler oluyor.
Ve soruluyor: İslam dünyası neden geri kaldı?
Filozofça yazılarını zevkle okuduğum Hadi Uluengin, İslam medeniyetinin gerilemesinin çok karmaşık bir mesele olduğunu belirtmekle beraber, Endülüslü rasyonalist İbn Rüşd değil, Ortadoğulu Kelamcı Gazali ağır bastığı için İslamın gerilediğini yazdı ki, bu yaygın bir görüştür.
***
BRAUDEL kitabında, önce, 8-12. yüzyıllarda Batı karanlık çağları yaşarken, İslamın bir "altın çağ" yaşadığını, bilimlerdeki muhteşem gelişmeyi anlatır. (Sf. 41 vd.)
Bir örnek: 10. yüzyılda Endülüs’te Halife II. Hakem’in kitaplığında 400 (dört yüz) bin yazma eser varken, komşusu Fransız Kralı V. Charles’in kitapları sadece 900 tanedir! (Sf. 72)
Deneysel bilimlerin kaynağı eski Yunan değil İslam’dır.
Öyleyse niye geri kaldı?
Gazali’nin sorumlu tutulmasını Braudel inandırıcı bulmaz. Büyük düşünür Gazali’nin gerçi "rasyonel ilahiyatı değil, mistik sufi itikadı" savunduğunu, ama ‘felsefenin Gazali’den sonra da geliştiğini ve tek ismin İbn Rüşd olmadığını" belirtir. Rasyonalist ilahiyatın ve bilimlerin gerileyerek tasavvufun ağır basması İslam medeniyetindeki çöküntünün sebebinden ziyade, sonucudur. (Sf. 85 vd.)
***
GERİLEMENİN asıl sebepleri, Braudel’e göre, Haçlı seferleri ile Akdeniz’in kaybedilip İslamın karalara, kurak bir coğrafyaya kapanması, ardından Moğollar gibi "barbar akınları"nın kent ve ticaret hayatını mahvetmesidir. (Sf. 87-88)
Sonra Türk (Osmanlı) yükselişi bu gerilemeyi bir ölçüde telafi etmiştir ama "13, 14, ve 15’inci asırlar İslam coğrafyasının iktisaden karanlık çağları" idi bir defa... "Türkiye’nin gerçek büyüklüğü" bunu tersine çeviremezdi. (Sf. 91)
16. yüzyılda dünya ticaretinin Okyanuslara kayması ise, Batı’nın günümüze kadar süren müthiş üstünlüğünün tescili idi.
Denizleri kaybeden, karalara kapanan, kentli ve tüccar altyapısı tahrip edilen ve dünya ticaretinin dışında kalan İslam dünyası zihnen de içine kapanmıştır.
Paygamberimiz ticareti çok övdüğü halde, Gazali’nin "Kimyai Saadet" adlı kitabında "dünya hırsını artırır" diye deniz ticaretini kötülemesi, bu içe kapanmanın yansımasından ibarettir.
Bugünkü iletişim ve küreselleşme çağında ‘fundamentalizm’in sımsıkı içe kapanıklığı ve terörün kör ve barbar ruhu değil, dünyaya daha fazla açılmak İslamın yeni medeniyet hamlesinin yoludur.
t.akyol@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|