
|

AB’den kötü haber
Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye raportörlüğüne atanan Hollandalı parlamenter Arie Oostlander, ilk demecinde ‘Türkiye Kopenhag’da müzakere takvimi beklemesin. Bu beklenti gerçekçi değil’ mesajı verdi.
Oostlander, Hıristiyan demokrat.
Brüksel’deki atmosferi çok iyi bilen hukukçu Tulu Gümüştekin aradı ve Hollandalı parlamenterin ‘Elinde haçla dolaşan’, AB çevrelerinde Türkiye karşıtlığıyla tanınan birisi olduğunu anlattı.
3 Kasım telaşına düşen Ankara’nın toz dumanı arasında bu tür atamalar kimsenin umurunda değil. Mesut Yılmaz AB konusunda yalnız kaldı. Cem’in yerine Dışişleri Bakanlığı’na atanan Şükrü Sina Gürel’in AB takvimi için fazlaca heyecan duyduğu söylenemez.
12 Aralık’taki Kopenhag zirvesi öncesinde Türkiye hakkında iki belge yayımlanacak. Birisi ekimdeki ilerleme raporu. Diğeri Avrupa Parlamentosu raporu. Geçen yıl Fransız parlamenter Alain Lamassoure imzasını taşıyan rapor hayli destekleyiciydi.
Komisyon raportörlüğü cuma günü Fransız’dan Hollandalı Oostlander’e geçti. Oostlander daha göreve başlamadan şunu söyledi:
‘Türkiye’ye tarih verilmesi söz konusu değil. Türk yetkililerin AB bize Lüksemburg zirvesinde değil de Helsinki’de adaylık statüsü vererek iki yıl kaybettirdi görüşü gerçekçi değil. Türkiye bu reformları AB’ye girmek için değil, kendi insanı için yapmak zorunda olduğunu anlamalı.’
Hollandalı raportörün bu görüşleri yakında Avrupa Parlamentosu raporu olarak açıklanacak. Brüksel’den bakınca Oostlander gibi AB’nin ‘Hıristiyan kulübü’ olduğuna inanan, ‘önyargılı’ birinin Türkiye raportörlüğüne atanması tam bir ‘atlama’ şeklinde gözüküyor. Dışişleri biraz uyanık olsa ‘tarafsız’ bir seçimde etkili olabilirdi.
Yine de tren kaçmış sayılmaz.
12 Aralık’a kadar Türkiye müzakere takvimi yönünde bastıracak. Tulu Gümüştekin’le 3 Kasım seçimlerinin 15 Aralık sonrasına bırakılmasının AB takvimine etkisini konuştuk.
Brüksel’deki havayı şöyle aktardı Tulu:
‘Kopenhag zirvesinde takvim almak giderek zorlaşıyor. AB, seçim sonuçlarını görmek isteyebilir. Ancak 12 Aralık gerekçesiyle seçimleri Nisan 2003’e bırakmak yeni bir belirsizlik ve demokratik çözümleri ertelemek demektir. İngiltere’de karar alındıktan 2 ay sonra seçime gidiliyor. Türkiye’de de madem parlamento 3 Kasım’da erken seçim kararı aldı bundan vazgeçmek yeni sorunlar gündeme getirir.
Erken seçim AB takvimi açısından engelleyici olamaz, önemli olan 12 Aralık zirvesinde Türkiye’nin üyelik sürecine dahil edilmesidir. Kopenhag’da müzakere takvimi için Haziran 2003 beklensin denilirse buna kim itiraz eder? AB açısından seçimden daha önemli olan nasıl bir iktidar çıkacağıdır. Brüksel’de AKP’den çok MHP alerjisi var. AKP o kadar engelleyici gözükmüyor.’ Avrupa Parlamentosu’na raportör seçiminde Brüksel’den gelen kötü haber moral bozmamalı. 12 Aralık’a kadar, reformlar sürdürülmelidir.
dsazak@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|