
|

Zalim hayat başlıyor!
Derslerin saçma olduğunu söylemek için o dersleri iyi çalışmak gerekmez, ama herkesin sözünü ‘ciddiye alması’ için gerekir. Kusura bakmayın çocuklar, bu işler böyledir. İyi dersler!
Okulun ilk günü ne öğrendin sen? İlkokulun ilk günü, öğrendiğin ilk şey neydi? Şu değil miydi: Başkaları var ve başkaları senin gibi değiller!
Sen -diyelim ki- reçeli, peynirle yerdin küçükken, reçeli peynirsiz yiyenlerin, reçelin peynirle yendiğine inanamayanların dünyasına ilk ne zaman düştün? Mesela diyelim yani... İlkokulun ilk günü değil mi? Başka çocukların başka kokularının olduğunu, çünkü başkalarının evlerinin başka türlü koktuğunu, çocukların o kokuları tek tek sınıflara taşıdığını... Görmemiş miydin sen de? Şaşırmamış mıydın?
Silgini alıp gidiveren çocuğa ne diyeceğini bilemediğinde, kavga etmenin ne demek olduğunu bilmediğinden ilk kez nutkun tutulmadı mı? Senin nutkun ilk kez ilkokulun ilk günü tutulmadı mı? Sonraki şaşkınlıklarının, kırgınlıklarının, boğaz düğümlenmelerinin ilkini o zaman yaşamadın mı? Annenin kokusu demir bir kapıdan geçip seni terk ettiğinde...
Bugün okulun ilk günü. Birtakım ufaklıkların "toplum" denen muammayla tanışmalarının ilk günü olacak bu. Daha yıllarca okuyacaklarını, okuyup duracaklarını bilmeden girecekler kapıdan...
Zil çaldı, ‘gerçekler’ başladı Zenginle yoksulu, güçlü ile zayıfı, zeki ile olmayanı, kötü ile iyiyi görmeye başlayacaklar. Bazılarının ne yapsalar defter yapraklarının hep kıvrıldığını, bazılarının hiç kıvrılmadığını, kimilerinin çoraplarının hep beyaz kalacağını, kimilerinin yakasının hep yamuk duracağını, bazı çocukların annesinin babasının olmadığını, bazılarının kendisininkinden daha iyi anne babalara sahip olduklarını öğrenecekler... Zalim hayat başlıyor yani. Yüzlerindeki yastık izleriyle yakalayacak onları "Andımız". Anlamını çok sonradan öğrenecekleri "varlıklarını" armağan ediverecekler uyur uyanık. Böyle böyle "düzeltilecekler", gitgide aynılaşmak zorunda olduklarını, aynı olmayan yerlerini saklamak zorunda olduklarını iyice anlamadan yakalarından düşmeyecek okul. Başlarına gelecekleri biliyorlar mı acaba? Ya da sen, kendi çocuğuna başına gelen onca şeyi anlatmak ister misin? Becerebilir misin? Okumayı söktüğünde göğsüne takılan kırmızı kurdelenin katıksız sevinciyle çıkageldiğinde ne diyeceksin? Bu saf kuşa kırmızı kurdelenin saçmalığından bahsetmeyi hakikaten isteyecek misin?
Çocuklara mühim uyarı Başkalarıyla aynı biçimde düşünmeyi öğreten şey okuldur, aynı biçimde düşünmemenin belalı kaderini de.
Bir çocuk vardı eskiden. Ağaçtan yaprak düşünce koşup alıp yaprağı yerden, acımıştır ağacın canı diye, yerine yapıştırmaya çalışan. Bunun "aptalca" olduğunu öğreten okuldur. Perdenin desenlerini bir şeylere benzetip hikâyeler uyduran çocuğa bunun "delice" olduğunu öğreten de okuldur. Ama işte okul yine de iyidir. Çünkü büyümenin başlangıcıdır ve bütün "çocuk kalalım" klişelerinin aksine büyümek iyidir. Çünkü çocuklar korumasız ve savunmasızdır. Büyüyünce silahlarınız olur ve bütün bunların delice, saçma olmadığını söylemek, bunda diretmek ve hatta ispatlamak için sözcükler öğrenirsiniz. Bütün bunları, günün birinde bir gazetede, "ciddi bir yazar" olarak yazmaya yarayacak bilgiler oralarda öğrenilir. Derslerin saçma olduğunu söylemek için o dersleri iyi çalışmak gerekmez, ama herkesin sözünü "ciddiye alması" için gerekir. Kusura bakmayın çocuklar, bu işler böyledir... İyi dersler!
ecetem@hotmail.com
SAYFA BAŞI

|
|

|