17 Eylül 2002 Salı


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Amerika demek...

Susan Sontag’ın, Polonyalı aktris Helena Modrzejewska’nın yaşamından esinle yazdığı, National Book Awards ödüllü kitabı "Amerika’da", Everest Yayınları’ndan çıktı.

     SEMA ASLAN

     Önümüzdeki yıl 70. yaşgününü kutlayacak olan yazar, yönetmen, akademisyen, düşünür, politik aktivist Susan Sontag’ın 2000 yılında National Book Awards ödülü ile taçlandırılan romanı "In Amerika / Amerika’da", Everest Yayınları’ndan çıktı. 11 Eylül saldırılarından sonra "Bu eylemlerin, kendisini dünyanın süper gücü olarak ilan etmiş ABD’ye yönelik bir saldırı olduğunu, bazı Amerikan eylemleri ve çıkarları sonucu gerçekleştiğini kim yadsıyabilir?" diye yazan Polonya asıllı Susan Sontag New York doğumlu. Sontag’ın "Amerika’da"sı da, Polonya’dan çağrışımlarla dolu. Polonyalı aktris Helena Modrzejewska’nın yaşamından esinle yazılan roman, 1876’da, komünal bir hayat kurma hayaliyle Amerika’ya göçen bir grup entelektüelin başından geçenleri anlatıyor. Bu ütopik hayale mekân olarak Amerika’nın seçilmesi, romanın temel sorunsalını da belirliyor: Amerika, yoksul yığınların da, "dönüşüm" sancısı çeken entelektüellerin de kurtuluşu! "Amerika hepsini büyülüyordu, insan onu şiirsel ya da barbar bir yer olarak hayal ediyor ve nasıl algılarsa algılasın, hep bir çözüm olarak görüyordu."
     Çelişkilerin romanı
     Romanın etrafında dönüp durduğu karakter Maryna, döneminin en başarılı tiyatro sanatçısı. Bunun da ötesinde Polonya için, tiyatro için, sevdikleri ve kendisine hayran olanlar için adeta bir kraliçe olan Maryna, otuz beşinde ve kariyerinin doruğundayken yaşamını değiştirmeye karar verir. Bu karara, kocası, âşığı, oğlu ve arkadaşlarından oluşan yakın çevresi de dahildir. "Amerika’da"nın belki de en etkileyici yönü burada gizli; roman, keskin olmayan, fakat içerdiği yeterince açık ifadelerle, çelişkilerin romanı. Zira Maryna, yarattığı gizemli ve güçlü etki nedeniyle asla engellenmeyeceğinin farkındaysa da garip bir biçimde kendi iktidarına sahip olmadığı düşüncesi hatta umuduyla nasılsa durdurulacağını varsayarak ilerliyor. Ve aslında bu umudun beslediği güç ve hızla ilerliyor: "İnsanın yaşamını değiştirmesi: Bir eldiveni çıkartmak kadar kolay." Yaşamını ve başka yaşamları değiştirirken gel - gitlerle dolu bir süreç yaşayan Maryna aslında en büyük mücadeleyi kendisine karşı veriyor. O pes ederse herkes pes edecek, o güçlü olduğu sürece herkes güçlü kalacak. "... Sırf yolculuğun bile bana zorla kabul ettirdiği değişime hazır değilmişim. Bir boşlukta yüzüyorum. (...) Sinir hastalarına neden yolculuğa çıkmalarının öğütlendiğini anlıyorum."
     Amerika ve Amerikalı olmak üzere bol bol tahlillerin yapıldığı romanın, çelişkiler üzerine kurulu olması elbette anlaşılır bir durum: "Amerika demek, alınyazınla didişebilirsin demek!" Bu alıntı, Maryna’ya âşık, aristokrat ailesini reddetmiş sadık eş, "lanetli arzular"ın pençesindeki Bogdan’a ait. Önce tüm karakterler şahane Amerika’yı anlatıyor. Sonra hepsi komün yaşamının doğasına aykırı davranıp kendi biricik yaşamlarına sığınıyor. Aslında durumu özetleyen cümle daha kitabın başında kuruluyor: "Her evlilik, her topluluk başarısız bir ütopyadır."
     Göçmenlerin yeni bir hayata başlaması demek aslında Amerikalı vatandaşlar haline gelmeleri demek. Bunun ilk şartı isimlerin değişmesi. Adımı ilk atan, küçük Piotr. Adını Peter olarak değiştiren ve kendisine yeni ismiyle seslenmeyen hiç kimseye yanıt vermeyen Peter’ı çiçeği burnundaki yazar Ryszard izler ve Richard olur. Köklerini ve servetini terk etmek konusunda bile zorlanmayan Bogdan, Bobdan olmakla kalmayıp genç ve sağlıklı erkek bedenlerini daha bir ilgiyle izlemeye başlar.
     "Amerika’da", isimleri, Polonya’nın soğuk ve geçit vermez iklimi ile Kaliforniya’nın kavurucu sıcaklarının beden üzerindeki etkilerini düşünürsek cisimleri, yaşam standartları, dolayısıyla alışkanlıkları değişen bir grup insanın öyküsüne paralel 19. yy. Amerikası’nın değişimini anlatırken asıl olarak bir kadının öyküsünü sunuyor. "...Yeni bir ruh olmaya, boyunduruk altına girmeye hazır olan parçamla kıyasıya savaşıyorum; o parça kesinlikle daha büyük, çünkü ben bir kadınım, hizmet etmeye, köleliğe şartlanmışım. O, beni sahneye çıkaran şeyin parçası. Oynadığım roller bana özgüveni ve direnmeyi öğretti. Oyunculuk, içimdeki kölenin hakkından gelmenin bir yoluydu."
     Hem Susan Sontag adı hem de Amerikalı yazarların prestijli ödülü National Book Awards, "Amerika’da"yı, alçakgönüllü bir ifadeyle "heyecanla beklenen" bir roman yapıyor.
     
     Amerika’da
     Susan Sontag
     Çeviri: Püren Özgören
     Everest Yayınları
     Fiyatı: 12.500.000 TL.
     







 KÜLTÜR & SANAT


İnsanlık tarihine acılı gönderme
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
O bir dünya insanı
"Ben bir İstanbul yazarıyım!"
Amerika demek...
"Ne dedikleri beni ilgilendirmiyor"
Başarının yolu korla döşeli
Hip - hop çocuk kitabı raflarında
‘Gerçek’, Cioran’a dokunurdu
Çay poşetlerinden enstalasyonlar
Desen desen yumurta
Seramikçiler Ege kültürüyle iç içe
Resim, mitoloji ve müzik
Turunç’ta bir sanat cenneti
Foto - muhabirliğinin 43 yılı
"Yeni şeyler söylemek lazım!"
"Yolculuk yola çıktı"
Sadece 25 yaşında!
Kaçıklar blues patlatırsa!
Şansı bol olsun!
Devleşen örümcekler
Kutsal aile sen çok yaşa
Fazla (mı) yakışıklı(?)
Hititler geri geldi!
Şile feneri de büyülendi
Üzerinden kar kalkmayan kasaba
Faydalı bir hafta daha!
Hayat atölyesi
Beyoğlu’ndan Taksim’e akan ırmak
Yeni yayınlar
Verimli, keyifli inziva


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet