
|

Mezopotamya’da Tarkan konseri
Mardin Belediyesi’nin 37 kadrolu eşeği var. Aracın giremediği yokuşlu dar yollarda çöpleri toplayıp yük taşıyorlar
Anadolu’daki değişik illerin sanayici ve işadamları derneklerinin (SİAD) toplantısı için gittiğim Mardin’i size nasıl anlatsam bilmem ki?
Mardin son dönemde çok moda. UNESCO tarafından ilçe ve köyleriyle birlikte tüm kent, dünyanın 3. SİT alanı ilan edilmiş. Her giden acayip etkileniyor, döndükten sonra da uzun uzadıya yazıyor. Mardin için "Taşın ve inancın şehri" diyorlar, "Gece gerdanlık, gündüz seyranlık" diyorlar. Süryani kültürü kente damgasını vurmuş. Türkçeden çok Arapça, yer yer de Kürtçe konuşuluyor.
Süryanilerin 1933’e kadar "Kâbe’si" olan (şimdi Suriye’de) Deyrüz Zafaran Manastırı’nı gezdiren rahip, manastırın Milat’tan 2000 yıl önce inşa edilmiş ilk bölümüyle ilgili izahat verirken tepemizde harçsız - sıvasız 4 bin yıldır duran 340 ton ağırlığındaki taşlara mı bakayım, o dönemde güneşe tapıldığı için güneşi gösteren kemerli pencerenin, tek tanrılı dinlere geçişle birlikte duvarla kapatılması üzerine derin düşüncelere mi dalayım şaşırıyorum. Uçsuz - bucaksız Mezopotamya Ovası’nın ötesini parmağıyla işaret eden rahibin "Suriye sadece 12 kilometre ötemizde" sözleriyle derhal realiteye dönüyorum. Benim evle gazetenin arası 30 km! Demek ki Suriye sınırına arabayla 10 dakikada varabilirim!
Mardin’in denizi Mezopotamya Ovası öylesine etkileyici ki... Manastırın terasından baktığınızda gözünüzü alamıyorsunuz. Ve bir noktada denizi gördüğünüzü zannediyorsunuz. "Demek Mardin’in de denizi varmış!" Mardin’e gelen çoğu turistin ilk tepkisi bu. Haritadaki yerini bilmesem, ben de tereddütsüz ovayla gökyüzünün birleştiği yeri deniz sanacağım. Gece yanılmak daha da kolay. Sarıdan tabanın tonlarına değişen ekili araziler, denizin ortasında adacıklar gibi duruyor.
Tarkan, gelecek ay Mezopotamya’da konser verecekmiş. Tarkan meraklıları, bir taşla birkaç kuş vurup, bu vesileyle Mardin’in ve sular altında kalmaktan kurtulan antik kent Hasankeyf’in de keyfine varabilirler.
Mardin’in daracık, inişli - yokuşlu sokaklarında dolaşırken karşınıza çıkan değişmez manzara eşekler. "Mardin Belediyesi’nin kadrolu 37 merkebi var" dediklerinde şaşmamak içinse, herhalde oralarda yaşamak gerek. Mardin’e bir turla, bir organizasyonla gitmek lazım. Zira size bilgi verecek herhangi bir broşür falan bulmanız, henüz pek mümkün değil.
Hate Aşireti Evsahibimiz Mardin Sanayici ve İşadamları Derneği MARSİAD. MARSİAD’ın Başkanı Şehmuz Duyan, anlaşılan oranın en büyük aşiretinden. Zira kimi sorsanız "amcamın oğlu" diyor. Önce şaka zannettim, ama değilmiş. Mardin Belediye Başkanı amcasının oğlu, Mardin Ticaret Odası Başkanı bir başka amcasının oğlu, CHP’nin Mardin’de 2. sıradaki adayı Mahmut Duyan diğer bir amca oğlu... Bu ne bitmez tükenmez amca oğullarıymış böyle!
Neyse sonunda anlayabildim: Evsahibimiz, Mardin’in önde gelen ağalarından. Sorularımın ardı arkası kesilmeyince, daha mufassal izahat verme zorunluluğunu hissetti: "Hate Aşireti derler bize. Akraba - hısım tam 12 köyümüz var. Diyarbakır’da 3 köyümüz var. Geçen seçimde 12 bin 800 oy çıkarttık. Organize sanayi bölgesi bizim arazi üzerine kuruludur..."
Tuncay Özilhan Ağa Ailede tam 9 tane Şehmuz Duyan varmış. Belediye Başkanı’na sekreteri "Sizi Şehmuz Duyan" arıyor dediğinde yaşlısı mı, genci mi, iplikçisi mi, bisküvitçisi mi olduğunu söylemezse azarı yiyormuş.
İstanbul’dan birlikte gittiğimiz TÜSİAD Başkanı Tuncay Özilhan da Mardin’de hemen ağa sınıfına konuluyor ve "Tuncay Ağa, iş dünyamızın çok değerli bir ağasıdır," diye takdim ediliyor.
Bu arada Şehmuz, Mardin’de en sık rastlanan isim. Sokakta, lokantada, otelde sanki herkes birbirine Şehmuz diye sesleniyor sanıyorsunuz. Meğer kentte Şehmuz diye bir yatır ve türbesi varmış ve bu yüzden de Şehmuz en popüler isimmiş.
mtamer@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|