
|

IMF dışında hiçbir şey konuşmamanın maliyeti
DİYARBAKIR
Diyarbakır ve Batman’da 2001’de 25 - 30 kişinin intihar ettiği belirtiliyor. İlgililerden intihar nedenlerine ilişkin edindiğim yorum; gelecekten umutsuzluk, yoğun göç ve aile içi şiddet... Sosyolojik ve psikolojik nedenleri geçiyorum, ekonominin el değmemişliğine odaklanıyorum.
Bu bölgede terörle mücadele ikliminin sürdüğü yıllarda havası olan işadamlarının, devlet katında şimdi yüzüne bakan yok. "Ekonomik OHAL" çağrısına kulak veren de gözükmüyor.
Diyarbakır’da Ticaret ve Sanayi Odası’nın yaptığı çalışmaya göre, ilde hiç para girmeyen ev sayısı 50 binin üzerinde. Bu araştırmayı nüfusa endekslersek, 500 bine yakın insan açlıkla boğuşuyor demektir.
Kalkınma mücadelesi Diyarbakır’da en büyük yatırıma imza atan bir grubun ikinci kuşak yöneticisi Osman Akyıl, yönetiminde olduğu Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği’nin (TGSD) yürüttüğü, yatırım mevzuatı mücadelesini anlatıyor;
Kalkınması teşvik edilecek illeri kapsayan 4325 sayılı yasaya göre; Güneydoğu da dahil 21 ilde 2000 yılına kadar kurulan şirketlerde, vergi muafiyetleri söz konusuydu. Bu çalışma Refahyol döneminde (1995) ortaya çıkmış, Bülent Ecevit’in azınlık hükümeti döneminde de kanunlaşmıştı. 1998’de uygulamaya geçen yasanın geçerlilik süresi 2002 yılı sonunda bitiyor. Ancak yasanın öngördüğü vergi teşvikinden yararlanan yatırımcı sayısı sınırlı kaldı. Akyıl, yatırımcıların yasaya rağmen isteksizliğini 1998 - 2002 yılları arasında süren ekonomik krize bağlıyor. Yasanın fırsata dönüşmesi için sürenin uzatılmasını talep ediyorlar. Bakanlığı döneminde Kemal Derviş’e, ardından yeni Bakan Masum Türker’e de konuyu ileten TGSD’ye verilen yanıtlarda umut yok. Hükümetin gerekçesi, IMF’ye verilen sözler gereği gelir azaltıcı hiçbir uygulamaya girememeleri. Gelir nerede? Sanki işletmeler kurulmuş, vergi alıyorlar da, feragat söz konusu.
Öte yandan 4325 sayılı yasanın ömrünü uzatmak AB’nin bölgesel farkların giderilmesi hedefine cuk diye oturmuyor mu? Bu yasa yıllık kişi başına geliri 1500 doların altındaki iller için çıkmıştı ve istihdam koşulu öne sürüyordu.
Güneydoğu’da yıllık kişi başına gelir 700 dolara inmişken, AB’ye uyum adına mı dersiniz, Türkiye’nin huzuru için mi bilemem ama, en azından Bulgaristan’ın yatırımları çekmek için aldığı kararları görmek yeterli. Ne de olsa Bulgaristan AB’ye tam üyelik tarihi alan ülkelerden biri.
TGSD’nin bayraktarlığını yaptığı, yatırımlarda vergi avantajı sağlayan yasanın geçerlilik süresini uzatma talebini duymazlıktan gelenlerle, 1999’da Bülent Ecevit’in ABD’ye ziyareti sırasında dönemin Başkanı Clinton ile mutabakata varılan Nitelikli Sanayi Bölgeleri (NSB) projesini ıskalayanlar aynı kafalar.
NSB’nin ilk ayağı, 1998 yılında ABD Büyükelçiliği ile GüNSİAD arasında yapılan görüşmelerdi. ABD’li ve Güneydoğulu işadamları arasında "Ticaret Ofisi" kurulması yönünde başlatılan girişimler, bürokratik (!) engeller yüzünden gerçekleşmedi. Aynı dönemde Ürdün bu fırsatı değerlendirdi.
2001 yılında Ürdün’deki NSB’den yapılan ihracat 29.8 milyar dolar olarak gerçekleşti. Ürdün’den ABD’ye yapılan ihracatın payı yüzde 1’den, yüzde 12’ye çıktı, istihdam 21 binin üzerine çıktı.
Bıraktım AB ülkelerini, Ürdün’ü, Bulgaristan’ı bile kıskanacak hale geldik ya pes doğrusu.
syilmaz@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|