21 Eylül 2002 Pazartesi


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




"Tarz 30’undan sonra oturur"

Stilist Alev Ciliv "30 yaşından sonra kırmızı puantiye moda olsa da, tarzınıza uygun değilse giymezsiniz" diyor. Kendi markasını yaratmaya hazırlanan Ciliv’in kış koleksiyonunun adı Kontrast

     TUBA AKYOL

     Daha önce hiç görmediğiniz ve sadece stilist olduğunu bildiğiniz birini kalabalık bir kafede onca insanın arasında bir çırpıda tanıyabilir misiniz? Ben tanıdım. Hali tavrı, duruşu, en çok da kıyafetlerinin yardımıyla. Alev Ciliv bir moda dergisinden fırlamış gibi değil ama kendi tasarımlarını giymiş bir stilist gibi görünüyordu. İtalya’da dünyaca ünlü Margoni’de stilistlik okuyan, 1993’te Beymen Academia’nın tasarım yarışmasında birincilik kazanan Alev Ciliv 27 Eylül’de, Nişantaşı’nda kendi tasarım butiğini açıyor, Ciliv markasını yaratıyor. Zira artık Türkiye’de de gençler her alanda kendi tarzlarını yansıtan markalar yaratmaya çalışıyorlar.
     
Kendi kıyafetlerinizi giyiyorsunuz değil mi? Tasarım yaparken de kendinizden mi yola çıkıyorsunuz?
     Genellikle kendi tasarımlarımı giyiyorum. Hatta şu sıralar biraz sabırsızlanıyorum, havalar hemen soğusa da yeni koleksiyonumdan giyinebilsem diye. Ama kendimi hedeflemiyorum tasarım yaparken. Bir tasarımcı için büyük bir hata olurdu bu. Daha geniş bir kesimi hedefliyorum. Ciliv modanın katı kuralları yerine kendi zevkine uygun giyinmeyi tercih edenleri hedefliyor. Trendleri kendi beğenisiyle harmanlayan, sırf bir şey moda diye onu giymek zorunda hissetmeyen, demode olmayan ama trendler arasından seçici olabilenler...
     
Siz böyle tanımlayınca 30 yaş üstü gibi geliyor kulağa...
     Evet, doğrudur. Öyle oluyor çünkü. Yaş ilerledikçe insanlar daha seçici oluyorlar. Önceki yaşlarda daha esnek, denemeye açık oluyor insan çünkü tarzı oturmamış. Ama bir yaştan sonra diyelim turkuvaz fırfırlar ve kırmızı puantiyeyi ne kadar moda olursa olsun giymiyor, çünkü tarzına uygun değil.
     
     "Erkek koleksiyonu da hazırlayacağım"
Bir tasarımcı moda endüstrisinin belirlediği trendlerden kaçabilir mi?
     Çok uzağa kaçamaz. Biz tasarımcılar belirlenen trendleri takip etmek ve bilmek durumundayız. Çünkü bunlar moda endüstrisinde mekanizmanın işlemesi için oluşturulmuş başlangıç noktalarıdır. Ama trendler bir ölçüde etkili olmasına rağmen bu kurallar sanıldığı kadar keskin değil. Ben bu trendlerin yalın hallerini beğeniyorum. Tasarımlarım da yalın çizgilerden oluşur ama detaylara olağanüstü önem veririm.
     
Neler var Ciliv 2002-2003 Sonbahar / Kış Koleksiyonu’nda?
     Dokuma da var, dış giyim de ama daha çok triko ağırlıklı. Kontrast dokuları, formları, renkleri birleştirdiğim için koleksiyonumun adı Kontrast. Bu sezon kadın koleksiyonu ile başlıyorum ama gelecek sezon erkekler için de bir koleksiyon hazırlamak istiyorum.
     
Babam "Terzi mi olacaksın?" dedi
Tasarımcı olmaya ne zaman, nasıl karar verdiniz?
     Kendimi bildim bileli bunu istedim. Beyoğlu Anadolu Lisesi’ni bitirdim, gayet parlak bir öğrenciydim. Bu yüzden özellikle babam ekonomi, işletme falan okumamı istedi. Uzun seneler mücadele verdikten sonra kendimi İtalya’ya, Margoni’ye attım. Burada stilistliğin bir üniversitesi yok. Margoni ise bu alanda dünyaca tanınan, çok iyi bir okul.
     
Okuldan sonra da İtalya’da kalmayı düşünmediniz mi?
     İş teklifleri oldu ama ben dönmek istedim. En büyük hayalim kendi markamı yaratmaktı. Önce Türkiye’de birkaç firmayla çalıştım. Ama firmalara dışarıdan koleksiyon hazırladığınızda kendi ürününüzün her aşamasında söz sahibi olamıyorsunuz. Şimdi Ciliv’de bir kıyafetin kağıt üzerindeki eskizinden başlayarak, kumaş, dikiş ve ardından butikteki hangi askıya asılacağına kadar her şeyi ben belirleyebileceğim.
     
     



 CUMARTESİ


Türkçe rap’in sesi yükseldi
"Tarz 30’undan sonra oturur"
1000 bağlamacının senfonik şovu
Kore’den 4 film...
Resmin öncü kadınları
Spor salonunda yoga zamanı...
‘Bizimki disiplinli bir hastalık’
ABD’de İncil parodileri oynayan Türk
Ne var, ne yok?
Su var, çay var, şeker var...
Artık WC vatandaşı olmak istiyorum
Su var, çay var, şeker var...
Zapçı Okan - 1


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet