21 Eylül 2002 Pazartesi


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




Kore’den 4 film...

Son yıllarda tırmanışta olan Kore sinemasından dört yeni yapım Kore Film Haftası kapsamında Ankara ve İstanbul’da gösteriliyor.

     Dünya festivallerinin hemen hepsine birkaç Kore filmi seçilir. Art house salonlarda Kore filmleri merakla izlenir. Güney Kore’nin Pusan kentindeki uluslararası film festivali dünya basınının ve festivalcilerin akınına uğrar. İstanbul Film Festivali de yıllardır bu ülkeden yetkin örnekler gösterir. Ancak ülkemizin kısıtlı vizyonunda Uzakdoğu filmleri yer bulamaz. Kore Cumhuriyet Büyükelçiliği ve Ankara Sinema Derneği işbirliğiyle Ankara ve İstanbul’da ilk kez düzenlenen Kore Film Haftası, sadece dört filmden oluşan programına rağmen bu bağlamda hatırı sayılır bir işlev görecek.
     Park Chan Wook imzalı "Joint Security Area / Ortak Güvenlik Alanı" 2000 Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı için yarışan bir film. Hollywood aksiyonları ayarındaki kalitesiyle dikkat çeken film iki Kore arasındaki sınırda uluslararası güvenlik güçlerinin müdahalesini gerektiren iki cinayetin içyüzünü anlatıyor.
     "Hayvanat Bahçesinden Sanat Müzesi" ise tam da filmin adında birleşen iki farklı olgu gibi, iki değişik kişiliğin ilişkisini konu alıyor. Rastlantı sonucu aynı evi paylaşmak zorunda kalan bir kadın ve erkeğin çatışan zevklerini birlikte oyun yazarak uzlaştırması romantik bir sonuca yol açacaktır. Kadın yönetmen Lee Jeong-Hyang bu ilk filmiyle iyi bir çıkış yaptı.
     Bae Changho’nun ince işçiliğiyle beğenilen "Hayatımöda ise Kore’nin kırsal kesiminde sürdürülen erkek egemen geleneklerin kurbanı bir kadının trajik yaşamını anlatıyor. On yaşında bir çocukla evlendirilen, büyüyen kocasının modern bir yaşamı tercih ettiği, yeniden bir yuva kurduğunda ise kocasını bir kazada yitiren kadının bitmek bilmeyen acıları bizim köy filmlerimizi andırıyor.
     İtalyanca deniz anlamına gelen "Il Mare" adındaki bir evin adını taşıyan film ise rastlantılara ve metafizik öğelere dayanan bir aşk öyküsü. Sanat yönetmenliğinden gelen Lee Hyung Seung’un birçok ödül kazanarak uluslararası arenada tanınmasını sağladı.
     
     Ankara Megapol Sineması
     21 Eylül
     18.30 Hayatım
     22 Eylül
     18.30 Il Mare
     
     İstanbul Atatürk Kültür Merkezi
     23 Eylül
     15.00, 18.30 Ortak Güvenlik Alanı
     24 Eylül
     15.00,s 18.30 Hayvanat Bahçesinden Sanat Müzesi
     25 Eylül
     15.00, 18.30 Hayatım
     26 Eylül
     15.00, 18.30 Il Mare
     27 Eylül
     15.00, 18.30 Hayvanat Bahçesinden Sanat Müzesi
     28 Eylül
     15.00, 18.30 Ortak Güvenlik Alan
     
     



 CUMARTESİ


Türkçe rap’in sesi yükseldi
"Tarz 30’undan sonra oturur"
1000 bağlamacının senfonik şovu
Kore’den 4 film...
Resmin öncü kadınları
Spor salonunda yoga zamanı...
‘Bizimki disiplinli bir hastalık’
ABD’de İncil parodileri oynayan Türk
Ne var, ne yok?
Su var, çay var, şeker var...
Artık WC vatandaşı olmak istiyorum
Su var, çay var, şeker var...
Zapçı Okan - 1


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet