21 Eylül 2002 Cumartesi


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



11 Eylül edebiyata nasıl yansıyacak?

Malzemesini insan ve insan hayatından alan edebiyat, tüm yüzlerini hesaba kattığı 11 Eylül travmasını nasıl aktaracak? Yazar ve yayıncılar 11 Eylül 2001’in sonrasında yaşanan gelişmeleri, edebiyata kısa vadede etkisi ekseninde yorumladılar.

     ILGIN KÜREKÇİOĞLU

BUKET UZUNER (Yazar):
     "11 Eylül edebiyatımızı doğrudan etkilemeyecek"
     11 Eylül, 21. yy.’da terörün globalleştiğini ve artık hiç kimsenin hiçbir yerde güvende olamayacağını anlatan bir felaketin dönüm noktasıdır. İster istemez bunun etkileri kendini edebiyatta da gösterecektir. 11 Eylül, terörden şimdiye kadar uzakta yaşayan Amerikalılar’ın edebiyatına, ‘tehdit altında olma’ durumu ve terörle özdeşleştirilmeye çalışılan Müslüman kültürlere ilgi olarak yansıyacaktır, diye düşünüyorum. Bizim edebiyatımıza gelince; yıllardır terörle ve devletin vatandaşlarına potansiyel teröristmiş gibi davranış tehdidiyle beraber yaşadığımız için -ne yazık ki- bizim bu konuda bağışıklığımız var. 11 Eylül bu nedenle bizim edebiyatımızı doğrudan etkilemeyecektir.
     
SEMİH GÜMÜŞ (Eleştirmen):
     "Bu savaşı edebiyatın kazanması olanaksız"
     Bu tepeden tırnağa şiddete kesmiş hayatın nereye varacağını kestiremiyorum. Ne yazık ki, sanatçılar zayıf ve çaresizler. Yazının gücünden söz etmeyelim; o yapabileceğini esirgemiyor. Ne burada, ne orada... Şu var ki, hayatı insanlar için olmaktan çıkaranların hiç bilmediğimiz yerlerde tasarladıkları bu savaşı edebiyatın kazanması olanaksız. Hayat son kertede, yazıya hep üstün geliyor.
     
     
OM YAYINLARI
     "Paranoya uyarlaması Amerikanvari bir çaba"
     Amerikalı zihniyet dünyasının soğuk savaş döneminden miras paronaya alışkanlığının 11 Eylül ile en üst noktaya ulaşması normal görülmeli. Bunu bizim toplumuza uyarlama çabasının Amerikanvari bir çaba, medyanın zorlaması olduğunu düşünüyorum. Amerika ve bir ölçüde de Avrupa edebiyatını, bu paranoya kışkırtmasının popülist anlamda etkileyeceği açık. Bizim gibi daha az steril toplumlarda pek etki yapacağını düşünmüyoruz.
     
     
SÜREYYYA EVREN (Yazar):
     "Korku, yer yer irrasyonel boyutlar aldı"
     Bence en çarpıcısı; 11 Eylül’ün tüm Batı dünyasına saldığı bir tür ‘korku’ idi. Korku gibi temel insani duygulardan birinin aldığı bu form kuşkusuz edebiyatçıları ilgilendirir. Bu ‘korku’, Batı dünyasında yer yer irrasyonel boyutlar aldı ve Nobel Edebiyat Ödülü’nün Naipul’a verilmesi gibi kimi olmadık işlere de imza attı. ‘Üçüncü dünya’ insanını ve kültürlerini çoğu kez ırkçı, kaba yaklaşımlarla aşağılamasıyla ünlü Naipaul’un ödülü geçici bir panik duygusuna borçlu olduğunu düşünüyorum.
     
     
OYA BAYDAR (Yazar):
     "Ya başkaldırı ya da çöküş"
     Önümüzdeki dönemde, edebiyat ürünlerinde 11 Eylül’ün malzeme veya fon olarak kullanıldığı biçimsel bir etkilenmeye mutlaka rastlanacak. Ama asıl, yaşadığı toplum ve ortamın ürünü olan yazarın, 11 Eylül dünyasında yaşadığı travmanın edebiyata yansıması önemli. 1789 ve 1917 devrimlerini, Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarını hatırlayalım. Her biri yepyeni edebiyat akımları doğurdu. Bu açıdan bakacak olursak, 11 Eylül’de simgeleşen tarihsel - toplumsal kaosun, içine girdiğimiz ürkütücü korku ve çöküş çağının edebiyata, hem de güçlü bir biçimde - hatta belki bildiğimiz edebiyatı yok ederek - yansımasını beklemeliyiz. Öyle anlaşılıyor ki, bu yeni dönem, güçlünün kural ve ahlak tanımaz şiddetini egemen kılmaya çalışacağı bir çağ olacak. Böyle bir dünyada edebiyatın kaderi ya başkaldırı ya da çöküş olabilir."
     
     
HASAN BÜLENT KAHRAMAN (Yazar / Akademisyen):
     "Neo - romantik bir edebiyatla yapılacak!"
     11 Eylül edebiyata üç aşamada yansıyacak. Bunların ilki daha önce bir çok defa değindiğim üzere ‘muhayyilenin zaferi’ şeklinde ortaya çıkan durumdur. Yazarlar aslında İkiz Kuleler’in yıkılacağını önceden görmüş, sezmiş ve yazmıştı. Bu, üstünde yeterince durulan bir husus olmadı. Ama bu, yazarlık muhayyilesinin bundan böyle de ne yönde gelişeceğini ve nasıl dikkatle izlenmesi gerektiğini gösteren çok önemli bir nokta. Böylece daha çok muhayyileye dayanan ve nesnelerin günlük anlamlarını aşmaya çabalayan yeni bir sürece gireceğiz. İkincisi 11 Eylül saldırısı görüntüyle olan ilişkimize yeni bir boyut getirdi. Daha önce görüntünün yalan olduğuna ve görüntünün o yalan haliyle gerçeği ikame ettiğine dair şeyler söyleniyordu ve doğru şeylerdi. Fakat bu defa iş tersine döndü. Çünkü, yukarıda söylediğim gibi, görüntü bu kez tasarlanmış bir şeyi gerçekledi. İnsanlar, postmodern dünyada görüntüden gerçeğe gidiyordu. Şimdi bir kez daha gerçekten görüntüye gideceğiz.
     Üçüncüsü, artık kesin olan bir gerçek var: Bir korkular dünyasında yaşıyoruz. Bu korkunun gerçek mi yanılsama mı olduğunu bilmiyoruz. Bundan böyle sığınacak yeni adalara ihtiyacımız olacak. Sanat o dalların en büyüğünü oluşturacak. Ama bu gerçekçi bir edebiyatla değil, ‘neo - romantik’ bir edebiyatla yapılacak.
     
     
OSMAN AKINHAY (Everest Yayınları):
     Ölü toprağı
     Dünyanın sıkı edebiyatçıları 11 Eylül’ü ve sonrasını sessizlikte geçiştirmediler; örneğin Susan Sontag’ın 15 Eylül tarihli makalesi ABD’de yayımlanması reddedilecek sertlikteydi. Yine Eduardo Galeano, Ariel Dorfman, Umberto Eco, Arundhati Roy, hatta John Le Carre gibi yazarlar, ABD’nin saldırganlığını teşhir eden çok güçlü eleştirel metinler kaleme aldılar. Türkiye’de ise depolitizasyon hükmünü sürdürdü. Yankı yapan, Orhan Pamuk’un Guardian’da çıkan bir makalesi oldu; dünyaca ünlü bu yazarımız da, uluslararası ilişkiler tarihinden bihaber, ‘Tabii ki ABD’nin saldırganları cezalandırmasını istiyorum,’ diyerek düpedüz ‘evrenin efendileri’nin yanında saf tuttu. Edebiyatçılarımız üzerlerine ölü toprağı serpilmiş gibiler. Ama Mehmet Eroğlu’nun yakında çıkacak "Zamanın Manzarası" romanında belirttiği gibi, "Savaşlar kendilerini zorla yazdırırlar.
     
     




 KÜLTÜR & SANAT


Kuşlarla göç
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
11 Eylül edebiyata nasıl yansıyacak?
11 Eylül’den tam bir yıl sonra
"Kendi içimde değişik bir kapıyı araladım"
Retinanda kaç yüz saklı Ece?
Gün ışığına çıkan hazineler
Türkiye Beethovenfest’te!
Yeni bir oyuna hazır mısınız?
"Ben bir hayat tarzıyım"
Enis Batur’un 50. yaş kitabı
Üç okyanusun kralının trajedisi
Saçma’nın babası Camus
Hamsi, taka ve heykel
Savaşın plastik anlatısı
Sakın ha, yaklaşmayın yanına
11 Eylül’e flütlü anma
İstanbul’dan Ankara’ya caz
Bach ile dolu eylül
Bir ajan da sokaklardan
Film festivali sezonu açılıyor
Altın Aslan Peter Mullan’ın
Büyü bozuldu...
Yepyeni insanlar
Hayat atölyesi
Geleceği biçimlendireceklerden misiniz?
Yeni yayınlar


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet