
|

Yeni bir oyuna hazır mısınız?
2000 tarihli "The Magnificent Tree" albümünden çıkma "Mad About You" ile milyonlarca hayran kazanan Belçikalı üçlü Hooverphonic, yeni albümleri "Jackie Cane" ile önümüzdeki hafta müzik marketlerdeki yerini almaya hazırlanıyor.
Yukarı Avrupa’nın dünya müziğine katkılarının artarak sürdüğü bir dönem yaşıyoruz. Özellikle caz ve sentez rock, İsveç - Norveç - Danimarka - Belçika menşeli gruplar aracılığıyla bayağı bir mal mülk sahibi oldu. Belçikalı üçlü Hooverphonic de enteresan müziği, huysuz ve tatlı vokali, önümüzdeki hafta yayınlanacak olan yeni albüm "Jackie Cane" ile birlikte dörtledikleri koleksiyonlarıyla ilgiyi maksimum emek ve göz nuruyla hak edenlerin başında geliyor! Bugün itibariyle Geike Arnaert, Alex Callier ve Raymond Geerts’dan oluşan üçlü 95’de kurulduğunda farklı bir vokali vardı. Geike aralarına "The Magnificent Tree"de katıldı.
Aslına bakarsanız 97’den beri albüm yapıyorlar ama çoğumuz onları 2000 tarihli, mükemmel eleştiriler alan albümleri "The Magnificent Tree"den sonra tanıdık. Gerçi daha önceki albümlerinden çıkan "2Wicky" diye bir sample’lı parça itibariyle de muhteşem gelişlerinin pek yakında olduğu sinyalini vermişlerdi. Bu şarkı Bernardo Bertolucci’nin "Çalınan Güzellik" filminin soundtrack’inde de kullanıldı.
"The Magnificent Tree", son derece melodik bir albümdü. Buna rağmen teknolojik nimetlerden yararlanmayı da ihmal etmedikleri için, müziklerini dinlerken kendimizi muzur biçimde yenilenmiş hissettik. Adamı tavlayan beat’ler ve başarılı sample’larla dolu bu albüm, "Mad About You" gibi tüm zamanların en başarılı parçalarından birini çıkarmakla kalmadı. Başta "Every Time We Live Together We Die A Bit More" ve "L’Odeur Animale" olmak üzere harç malzemesinden çalınmadığını kanıtlayacak 11 şarkıdan oluşuyordu.
Bir arada kullanıldıklarında alternatif rock sınırlarını genişleten çellolar, diğer yaylılar, davullar, korolar, efektler vs. tam olarak tanımlanamayan Hooverphonic tarzını zenginleştiriyor, çağrışımlar yaratıyor. Bu da tabii kimimizin ‘atmosfer grupları’ dediği Portishead, Massive Attack, Morcheeba gibi ‘etiket’lerle mukayese edilmelerine yol açıyor. Bu müzisyenlerin yaptığı müzik rock değil aslında, yetişkinlere hitap eden yeni bir tür. Belki şimdilik trip - hop der geçer, gerisini müzik sosyologlarına bırakırız!
Hooverphonic, yeni albüm "Jackie Cane"de de artık iyice oturan sentez hallerine sadık kalmış. Bu kez elektrik - elektronik yoğunluk kendini daha ağırlıklı olarak hissettiriyor. Albümden çıkan ilk single "The World Is Mine". Geike, sesini yine bir enstrüman gibi kullanarak oynuyor. Albüme damgasını vuran ses ve efektlerin bir parçası haline geliyor. Lirikler bir önceki albümdeki kadar başarılı ve onlar da ayrı bir oyun oynuyor dinleyene. 14 parçalık albümde monotonluğun m’sine rastlamıyor, Hooverphonic’in kendini tekrar etmeden müzik kariyerine devam edeceğine şahit oluyorsunuz. Ki bu daha ilk parça "Sometimesöda ortaya çıkıyor. Zaten iyi bir albümün size kendini deşifre etmesi için otuz saniyeden fazlasına ihtiyacınız olmamalı! Bu arada unutmadan eklemek lazım. Hooverphonic üçlüsü çok yakında tanıtım turnesi kapsamındaki bir konser için İstanbul’da olacak.
Jackie Cane
Hooverphonic
Sony
KÜLTÜR & SANAT


Kuşlarla göç
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
11 Eylül edebiyata nasıl yansıyacak?
11 Eylül’den tam bir yıl sonra
"Kendi içimde değişik bir kapıyı araladım"
Retinanda kaç yüz saklı Ece?
Gün ışığına çıkan hazineler
Türkiye Beethovenfest’te!
Yeni bir oyuna hazır mısınız?
"Ben bir hayat tarzıyım"
Enis Batur’un 50. yaş kitabı
Üç okyanusun kralının trajedisi
Saçma’nın babası Camus
Hamsi, taka ve heykel
Savaşın plastik anlatısı
Sakın ha, yaklaşmayın yanına
11 Eylül’e flütlü anma
İstanbul’dan Ankara’ya caz
Bach ile dolu eylül
Bir ajan da sokaklardan
Film festivali sezonu açılıyor
Altın Aslan Peter Mullan’ın
Büyü bozuldu...
Yepyeni insanlar
Hayat atölyesi
Geleceği biçimlendireceklerden misiniz?
Yeni yayınlar
SAYFA BAŞI

|
|

|