21 Eylül 2002 Cumartesi


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Hamsi, taka ve heykel

Bu yıl Trabzon Şehir Girişleri Anıt Yarışması’nda ikincilik ödülü alan Ayhan Yılmaz, Karadeniz’e ait "hamsi" ve "taka" imgelerini kendi özgün anlayışıyla, günlük anlamlarından ayrıştırıp farklı bir düzleme taşıdı.

     DİLEK ŞENER

     Trabzon Belediyesi tarafından bu yılın ocak - nisan ayları arasında başvuruları yapılan Trabzon Şehir Girişleri Yöresel Figürler Heykel Yarışması düzenlendi. Büyük şehirlerimizde görmeye alıştığımız anıt -heykellerimizin soluğunun bu defa duymaya alışık olmadığımız bir yerden, Karadeniz şehrimizden gelmesi sevindirici... Yarışmanın amacı, Türkiye genelinde yaşayan insanlara şehri tanıtmayı hedefleyen sembollerin, çağdaş bir bakışla somutlaştırılması olarak belirlendi. Konu olarak seçilen imgeler ise hiçbirimize yabancı değil. Onlar sadece Trabzon şehrinin olmakla kalmayıp; hepimizin günlük yaşam içerisinde yakından tanıdığı kişiler, canlılar ve nesneler... Hamsi, balıkçı takası, Temel ile Fadime imgeleri.
     Ülkemiz için açık alanlarda yer alan heykellerin kent ve özellikle insan kültürü üzerindeki etki ve önemi tartışılmaz bir gerçek. Nitekim geçmişi Cumhuriyetin ilk yıllarına dayanan "anıt - heykel" geleneği için o yıllarda bile söylenecek tek söz vardı: "Halkın üzerindeki, heykele olan yabancılaşma etkilerini ve ön yargılarını kıracak hale getirilmesi için heykele ağırlık verilmesi". Atatürk’ün portreleri ve Kurtuluş Savaşı’na ait sahnelerle başlayan heykel geleneğinden bugünlere gelindiğinde neler söyleyebiliriz?
     Aslında Türkler’deki heykel sanatının köklerini, sadece Cumhuriyet’in ilk yıllarına kadar inen bir zaman diliminde ele almak yeterli değil. Coğrafi ve zaman sınırları oldukça geniş bir yelpazeye dağılan Selçuklu ve Osmanlı’nın mimariye bağlı olarak gelişen "taş" malzeme kullanımını hemen burada bir parantez içinde belirtmekte yarar var. Taş kullanımı ve buna bağlı olarak gelişen yontu sanatının bugünün heykeltıraşları arasında yaygın olmasa da hakkının verildiğini söylemeden geçemeyiz.
     Ayhan Yılmaz, heykeli yaşantımızda "her türlü kavramı - imgeleri - duygu ve düşünceleri vs. estetik biçimlerle uygun malzemelerde somutlaştırıp, görselleştiren, çoğu zaman mesajlar ileten ve kendine özgü dili ve gerçekliği olan bir olgu" olarak yorumluyor. Onun taş ve mermerle olan birlikteliği, daha doğrusu aynı dili konuşup aynı atmosferde yer almalarıyla, yıllardır süre gelen birliktelik, bugün birçok şehrimizin açık alanlarında boy gösteriyor. İstanbul, Mersin - Taşucu, Antalya ve Yalova’da sanatçının gerçekleştirdiği açık alan heykelleri hemen ilk anda akla gelenler. Bunlara şimdi bir yenisi daha ekleniyor. Yazımızın ana hedefine tekrar geri dönersek; Yılmaz, bu yıl Trabzon Belediyesi tarafından düzenlenen Trabzon Şehir Girişleri Anıt Yarışması’nda ikincilik ödülü aldı. Sanatçı Karadeniz’e ait "hamsi" ve "taka" imgelerini kendi özgün anlayışıyla, günlük anlamlarından ayrıştırıp farklı bir düzleme taşıdı. Bugünlerde yaşanan seçimle ilgili hareketlilik, yarışmada derece alan sanatçıların projelerini, açık alanlara taşımayı geciktirse de Trabzon Belediyesi tarafından atılan bu adım heykelin halkla buluşması açısından önem taşıyor.
     Sanatçının heykelle birlikteliğinden doğan gücün adı: "Yeni bir dünya yaratmak". Bu ise ancak yaşam damarlarını sanatla beslemekle olanaklı kılınabilir. Yılmaz, heykeli mekâna yayılan bir ses, bir enerji ve ışık olarak düşünüyor. Böylece imgeler dünyasından yükselen tüm bu veriler, Ayhan Yılmaz için taş / mermer veya bronzun dünyasında biçimlenip bizimle buluşuyor.
     
     




 KÜLTÜR & SANAT


Kuşlarla göç
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
11 Eylül edebiyata nasıl yansıyacak?
11 Eylül’den tam bir yıl sonra
"Kendi içimde değişik bir kapıyı araladım"
Retinanda kaç yüz saklı Ece?
Gün ışığına çıkan hazineler
Türkiye Beethovenfest’te!
Yeni bir oyuna hazır mısınız?
"Ben bir hayat tarzıyım"
Enis Batur’un 50. yaş kitabı
Üç okyanusun kralının trajedisi
Saçma’nın babası Camus
Hamsi, taka ve heykel
Savaşın plastik anlatısı
Sakın ha, yaklaşmayın yanına
11 Eylül’e flütlü anma
İstanbul’dan Ankara’ya caz
Bach ile dolu eylül
Bir ajan da sokaklardan
Film festivali sezonu açılıyor
Altın Aslan Peter Mullan’ın
Büyü bozuldu...
Yepyeni insanlar
Hayat atölyesi
Geleceği biçimlendireceklerden misiniz?
Yeni yayınlar


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet