21 Eylül 2002 Cumartesi


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Batı AKP’ye farklı bakıyor

     Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) artık gündemimize oturdu ve bundan sonra kolay kolay gitmeyecek. Eğer bu parti milyonlarca insan tarafından destekleniyorsa, o zaman siyaset yelpazesinde yerini alacaktır. Ancak, bunun tek koşulu vardır. O da, AKP’nin demokratik-laik sisteme uymak zorunluğudur. Nasıl AKP’nin demokrasi içinde yaşama hakkı varsa, sistemin de kendini koruma hakkı bulunmaktadır.
     Ne yazık ki, bu sistemin kedini koruma mekanizmalarını henüz demokrasi kuralları içine yerleştiremedik. Sistemi koruyalım derken inanılmaz bir hukuk kargaşası içine düşülmektedir. Evrensel demokratik kurallara ters düşen yöntemlere başvurulmaktadır.
     Batı dünyasının AKP olayına bakışını da işte bu çerçeve içinde görmek gerekmektedir.
     
     1. Batı AKP’den rahatsız olur mu?
     "Batı ne düşünüyor?" diye sorunca, sanki Avrupa ülkeleri ve Amerika aynı görüşü paylaşıyorlarmış gibi bir izlenim doğuyor. Oysa her ülkede farklı görüşler var. Ancak ben burada sadece ortak yaklaşımları size yansıtacağım.
     AKP genelde AB ve ABD’yi ilk aşamada (bir koalisyon üyesi oldukları taktirde) rahatsız edecektir. Olmamasını tercih edeceklerdir. Ancak yapabilecekleri bir şey olmayacağından dolayı da, AKP’nin performansını izlemeye başlayacaklardır. Zaman içinde laik sistemi değiştirme eğilimi sezdikleri anda da, seslerini yükselteceklerdir. Giderek de AKP’nin iktidardan uzaklaşmasına çalışacaklardır. Demokrasinin kendini koruma hakkı bulunduğuna inandıkları için, bu şekilde hareket edeceklerdir.
     
     2. Tayyip Erdoğan’ın yasağına nasıl bakarlar?
     Batı’nın çoğumuza çelişki gibi gelebilecek diğer yaklaşımı da, Tayyip Erdoğan’ın olası bir yasaklanma kararına tepki göstermesidir. Göreceksiniz, AB’nin çeşitli çevreleri (eğer yasaklama olursa) tepki verecektir.
     "Hem AKP’den rahatsızlık duyacaklar, hem de Erdoğan’ın yasağına karşı çıkacaklar. Bunun neresinde mantık var?" diye soranlar olacaktır.
     Evet, Batı demokratik anlayışı hem rahatsızlık duyacak, hem de yasağa karşı çıkacaktır. Zira Batı’nın demokrasi anlayışı budur. Batı demokrasisi kendini belirli kurallarla korumaya alışmıştır. Çok sağlam yasalarla sınırlar çizilmiştir. Yasaklama, parti kapama çok nadir uygulanmaktadır. Bu görev öncelikle sivil toplum örgütlerine, seçim sandıklarına verilmektedir. Hukuk cambazlığı ile durmadan parti kapatmak ve lider yasaklamak, Batı demokrasilerine ters düşmektedir. Bundan dolayı da çelişki gibi görünen tepkilerle karşılaşılmaktadır. Oysa Batı ülkeleri, demokrasinin, korunucaksa da kendi kuralları içinde korunması gerektiğine inanmaktadır.
     AKP’ye de işte bu iki ayrı pencereden bakacaklardır.
     
Eczacıbaşı’nın altın 60 yaşı
     Eczacıbaşı bizim kuşağımızın bir sembolüdür.
     Her şeyin başında istikrarın sembolü oldu. Hiçbir zaman ön plana çıkma mücadelesi vermedi. Bağırıp çağırması olmadı. Başarıyı yakaladı ve en zor işi yaptı. Yukarda kalmasını bildi.
     Eczacıbaşı orta halli ve fakir halkın şirketiydi.
     Her gün kullandığımız İPANA ile evlerimize girdi ve orada da kalmasını bildi.
     Nihayet Eczacıbaşı ne yazık ki çok azalan Türk burjuvazisinin sembolüdür. Nejat Eczacıbaşıyı 1950’li yıllarda Erenköy’de at sırtında görenler; şimdi de oğlu Bülent Eczacıbaşı’nı aynı burjuva ortamında görebiliyorlar.
     Bütün bunlar, toplumumuzda büyük eksikliği çekilen "devamlılık" ve "istikrar" gibi unsurların bu ailede toplandığını gösteriyor.
     Salı akşamı Bülent’in 60’ıncı yıldönümünde konuşmasını dinlerken, Eczacıbaşı grubunun sadece bir fabrika değil, bir değerler grubu olduğunu tekrar hissettim.
     Nice yıllara.
     
10 bin işsiz beden eğitimi hocası var...
     Eğer perşembe günkü 32. GÜN’ün ŞEHİR MECLİSLERİ programında dertlerini anlatmasalar, haberim dahi olmayacaktı.
     Biliyor musunuz ki, Türkiye’de 9800 beden eğitimi veya spor öğretmeni atama bekliyor. Bunlar gencecik insanlar ve kimileri 4 yıldır işsiz.
     Artık haklarını aramak, daha doğrusu kendilerine iş sahası açmak için kampanya açmayı kararlaştırmışlar. 15 Ekim günü Ankara’da yürüyüş yapacaklar.
     Benim de garipsediğim, açıkta bu kadar öğretmen varken, Bakanlık durmadan beden eğitimi bölümü açıyor ve yenilerini yetiştiriyor. Üstelik, haftalık 1 saatlik dersleri (Batı’da, haftada 4-8 saat arasında) genişletmek düşünülmüyor.
     
Ege'de barut fıçısı gibiydi
     32. GÜN’ün ŞEHİR MECLİSİ programı (her hafta Perşembe 21:05’te CNN TÜRK’te) bu hafta Ege bölgesindeydi. Manisa merkez alındı ve 2.5 saat boyunca halk ateş püskürdü.
     Hangi renkten, hangi ideolojiden olurlarsa olsunlar politikacılar her şeyden sorumlu tutuluyorlar. Ağızlarını açtıkları anda, büyük bir tepkiyle karşılaşıyorlar. Hele birbirlerini suçlamaya kalktıkları zaman, bu tepkiler daha da büyüyor.
     32. GÜN üç haftadır nabız yokluyor ve bu seçimlerin nasıl "tepki seçimi" olacağı her yerde ortaya çıkıyor.
     Politikacılarımızın bundan ders çıkarmaları şart.
     Halk artık yeni bir tip politikacı arıyor.
     
Özhan’ın, Metin Oktay jesti
     Bu ülke değerlerine ne kadar savurganlıkla davranırsa davransın, hafızası ne kadar dar olursa olsun, bazen farklı tepkiler gösterebiliyor.
     GS’nin eski golsüsü Metin Oktay’ın ölüm yıldönümünde yaşananlar gibi. Oktay, futbolundan çok, saha içi ve dışındaki kibarlığı, ciddiyeti ve sevecenliği ile sevilmişti. Sadece Galatasaraylılar değil, onu herkes severdi.
     Geçen haftaki GS-Kocaelispor maçı ölüm yıldönümüne rastladığı için klüp bir jest yaptı.
     Her golden sonra yapılan anons "Gol, 10 numara Metin Oktay" şekline dönüştürüldü.
     Bu ismi haykıranların belki yüzde 80’i Metin Oktay’ı görmemişti, ancak yine de onun anısını ayakta alkışladılar.
     Özhan Canaydın ve bu jesti örgütleyen arkadaşlarına büyük bir bravo... Bu ülkenin bir değerine sahip çıktılar.
     
     mbirand@attglobal.net
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
İdamlar...

Çetin ALTAN
"Bu ülkeye don biçenler..."

Melih AŞIK
İslam adına...

Fikret BİLA
Aleyhine işleme

Hasan CEMAL
‘Ben bu oyunda yokum!’ demenin riski...

Güneri CIVAOĞLU
Elmalar ve armutlar

Can DÜNDAR
Kezban AB’de...

Abbas GÜÇLÜ
ÖSYM hatalar zinciri (7)

Sami KOHEN
Almanya’da Türk oy gücü

Mehmet Y. YILMAZ
Medya ahlakı ve Werther Etkisi

Derya SAZAK
3 Kasım sonrası AKP

Meral TAMER
AB fonundan, iki SİAD’a 246 bin euro

Tamer HEPER
Suçlu cenneti

Güngör URAS
Alev Hanım 40 yıldır çanak yapıyor

M. Ali BİRAND
Batı AKP’ye farklı bakıyor

© 2002 Milliyet