22 Eylül 2002 Pazar


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Temizel’den Çiller’e yanıt gecikmedi

     Gazetecilerin başına sık gelen olaylardandır; öyle olur ki içinden kaçan bir soru vardır ve sen onu sorduğunda neler olacağını hissedersin, hatta olası gelişmeler beyninde dalgalanır.
     Aynen böyle oldu, Özdilek’ten kiralanan uçakla İstanbul’dan Kayseri DYP mitingine giden DYP Genel Başkanı Tansu Çiller ile konuşmamızda...
     Çiller, ekonomi yönetiminin son 3.5 yıldır Türkiye’yi Arjantin’den beter hale getirdiğini anlatıyor ve bu gidişatın baş sorumlusu olarak da Kemal Derviş ile arkasındaki hükümeti gösteriyordu.
     Evet... Türkiye düze çıkmadı. Kriz duvarına öyle çarptı ki, açlıkla yüzleşti.
     
     Tüneli tarife gerek yok
     Faizler yüksek, kapanan işyerleri açılmıyor, yeni yatırımı ağzına alan yok. Resmi işsizlik sayısı kimseye bir şey ifade etmiyor, herkesin istatistiği kendine yetiyor; her evde bir işsiz!
     İçinden geçilen tüneli tarife gerek yok; ha Çiller söylemiş, ha Ali, ha Fatma... Çiller’den duymak istediğim Türkiye’nin bu hale nasıl geldiği... Soru ansızın geliyor. O anda Çilller’in kafasında ekonomi kurmaylarıyla hazırladığı programını, hükümetin "devletçi ve sol" yaklaşımını anlatmak var.
     Soruyu biraz daha açıyorum: "Derviş Türkiye’ye geldiğinde karşılaştığı tablonun Arjantin’e benzediğini söylemişti, Türkiye bu batağa nasıl sürüklendi?"
     Çiller arkasına yaslanıyor, iç çekiyor ve anılarından bir demet çıkarıyor. Dün Kayseri notlarında okuduğunuz anıya...
     Dönemin Gelirler Genel Müdürü Zekeriya Temizel’in kendisine üç saat boyunca "nereden buldun yasası"nı çıkartması yönünde verdiği brifingi anlatıyor Çiller ve ardından ekliyor: "Bizim çıkartmadığımız bu yasayı Mesut Yılmaz’ın içinde olduğu hükümet çıkarttı ve Türkiye bu hale geldi."
     Açıkçası bu açıklamayı beklemiyordum. Türkiye vergi gelirleriyle ayakta duran bir ülke değil, bunu hepimiz biliyoruz. Demeç demeçtir yazdım. Tabii içime doğan telefon çaldı, arayan Maliye eski Bakanı Zekeriya Temizel’di. Temizel, söze şöyle girdi:
     "Çiller’in demokratik sol anlayışla aynı görüşte olmamasını anlayışla karşılıyorum. Ancak servetini, annesinin yastığı altından çıkmış çıkınla açıklayan bir başbakanın nereden buldun yasalarını çıkartmayacağını çok iyi biliriz."
     Nasıl yani bu görüşme olmadı mı?
     Temizel, "Olmadı, Sayın Çiller karıştırıyor" diyor ve ekliyor: "1993 Eylül ayında, yani 1994 krizinden 6 ay önce görevimden ayrıldım. Çiller ile üç ay çalıştım, kendisiyle yalnız bir kez toplantıda karşılaştım."
     Temizel’in hassas olduğu konu bu nereden buldun yasası. O nedenle sözü bitmiyor: "Çiller’e vergi düzenlemesi sunan Gelirler Genel Müdürü ben değilim. Ancak, ‘servet kıyaslamasından vergi salmaya olanak tanıyan’, 4008 sayılı yasada yer alan Vergi Usul Kanunu’nun 30’uncu maddesinin 7. fıkrası kendi döneminde çıktı."
     Temizel çocuğu gibi bağrına bastığı "mali milad"ı kolay kolay kimseye yedirmeye niyetli değil, devam ediyor:
     "Türkiye’den bu yasayla para çıkışı olmadı, tam tersine 5.5 milyar dolar döviz girişi oldu. Kayıt dışını kayıt içine almaktan dolayı da 25 milyar dolar gelir artışı sağlandı. Türkiye, Uzakdoğu’dan Amerika’ya kadar dünyayı etkisi altına alan krizden bu yasa sayesinde fazla etkilenmedi."
     
     Siyasi köklere dönüş
     Temizel, Çiller’e bu polemik sayesinde bir kez daha yüklenme fırsatı buluyor:
     "Bir başbakanın krizin nedenini bilmemesi çok endişe verici. Son 10 yılda 190 milyar dolar borç faizi ödendi. Krizin asıl nedeni kamu finansman açığını kapatmak, doğrudan borçlanmayı sürdürmekte. 1986 yılında Prof. Gülten Kazgan bu gidişe işaret etmişti. Tüketimle büyüyen Türkiye’nin, Körfez Savaşı’yla daha da kırılgan bir hale geldiği biliniyordu. İSO’nun 1999 yılında çıkardığı ‘500 büyük firma’ bilançolarına bakıldığında sanayi gelirlerinin yüzde 215’lere varan oranda faiz kaleminden sağlandığı görülür."
     Bu seçim dönemini sevdim.
     Bakın nasıl merkez, liberal, demokratik ve sosyal demokratik sol analizler yapılır oldu. Siyasiler köklerine kavuşuyor ve seçmen nereye oy atacağını daha iyi görmeye başlıyor.
     
     syilmaz@milliyet.com.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Çetin ALTAN
Havanda dövdüğümüz su, "demokrasi" oluyor mu?

Melih AŞIK
Kıyamet günü

Fikret BİLA
İbre Gül’den yana

Hasan CEMAL
Ölüm değil yaşam, savaş değil barış ama!

Güneri CIVAOĞLU
Parantez

Can DÜNDAR
İşgal, silah ve şiir

Abbas GÜÇLÜ
Ne olacak bu gençlerin hali?

Mehmet Y. YILMAZ
Pazarınızı zehredecek kadar ‘sıkı’ bir yazı!

Derya SAZAK
Yasaklı seçim

Meral TAMER
Her koleksiyon, sonu olmayan bir serüven...

Osman ULAGAY
Piyasalardaki sükûnet devam edebilir mi?

Güngör URAS
"Yok" derken şimdi de "çok" diye üzülüyoruz

Serpil YILMAZ
Temizel’den Çiller’e yanıt gecikmedi

© 2002 Milliyet