25 Eylül 2002 Çarşamba


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Sadakat, aşk ve kişilik

     Filmlerinde "ahlakçı" tanınan yönetmen Adrian Lyne’in Sadakatsiz filmine geçen hafta girmiş, çıkışı (yer darlığından) bu haftaya bırakmıştık. Tuzu kuru orta yaş güzeli kadın, kendini seven kocasını bir zıpır, kimilerine göre gizemli ve yakışıklı gençle niçin aldatır?
     Aman, aşk için deyip de aşka yazık etmeyin. O ilişkinin neresi aşk?
     Sevginin, saygının, daha binbir insani duygunun zaman içinde harmanlanmasıyla, paylaşılmasıyla oluşan o güzelim aşkı görebilsek, onun ardından doğal olarak seks gelse, buna saygı duyulur. Sadakatsizliğe, ancak, gerçek ve köklü bir aşk mazeret olabilir.
     "Sadakatsiz" kadın Joan’a "mazeret" olarak kocasının ilgisizliğini gösterenler var. Bizce kadının dramı buradan kaynaklanıyor. Hemen her kadında görülen "tercih edilme" ve dişiliğinin arzulandığını kanıtlama tutkusu, Joan’ı "kadınlarla oyuncak gibi oynayan" hinoğluhin kitapçının ardından sürüklüyor. Adama kendini kabul ettirmek, belki duygusal boşluğunu doldurmak için gidiyor, ama her seferinde de seksten öteye geçemiyor.
     Bir yorum: Kadının şanssızlığı, ilişkiye seksle başlaması. Genelde, kadınların sevmeden bir erkekle cinsel ilişkiye girmeyeceği, bunun erkeklere özgü olduğu söylenir. Joan, adama aşık olmadan sevişmeyi sürdürdüğü için bunalımlar yaşıyor.
     Bir başka yorum: Kadının ilişkisini sadece seks düzeyinde sürdürerek eşini aldatması, kişilik zaafından geliyor. Cinsel dürtülerine yenik düşüyor; onları bastıracak bir kişiliğe sahip değil. (Bu arada Dilek Tekin’in e - mesajına yanıt: Sadece kadınların değil, erkeklerin aldatmasını ve aşksız sevişmelerini de aynı biçimde değerlendiriyoruz. Ayrıca, sekssiz aldatma olduğunu da unutmayın. "Hinoğluhin" sözcüğü olumsuz bir tanımlama.)
     Joan’ın yine de olumlu bir yanı var; sevgisiz cinsel ilişkinin sürmesinden rahatsız oluyor. Yoksa, değme erkeğin pabucunu dama atan "çapkın" kadın sayısı hiç de az değil. "Ahlakçı" yönetmen, ileride Joan’u bu kadınlardan biri yaparak, ona ağır bir bedel ödetebilir.
     Evet, her şeyin bir bedeli var. Haşmet Babaoğlu’nun Vatan’da, film eleştirmeni Charles Taylor’dan aktardığı Joan hakkındaki şu saptamaya bakar mısınız: "Bu kadının öylesine tedirgin, sanki canı yanmış gibi bir gülümsemesi var ki; insana, kadınların en ufak bir mutluluk için bile çok yüksek bedel ödediğini anlatıyor."
     Yönetmen Lyne yine "ahlakçılığını" göstermiş. Ya kadın canı yanmış gibi değil de hayatı renklenmiş gibi gülümseseydi?..
     
Bir şiir
     Dizelerimiz Rıdvan Aydın’ın Eylül Bulutları’ndan:
     "Sensizliğe, / Meydan okuyamadım oldum olası / Yüzüme gözüme bulaştırdım işte neyleyim!.. / Senden sonra çıktı sonbahar bulutlarım. / Bu yağmur mevsimlerim / Sen gideli başladı."
     
     ngureli@milliyet.com.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
İran’da kesilen parmaklar

Çetin ALTAN
Sinematografik harika günler

Melih AŞIK
Komünistler!

Fikret BİLA
İzgi’den destek

Hasan CEMAL
Daha çok batmak yerine sandığın yolunu tutun!

Güneri CIVAOĞLU
400 ve 4 dönemeci

Abbas GÜÇLÜ
Trafik terörüne kim dur diyecek?

Hurşit GÜNEŞ
Yaşasın büyüyoruz galiba!

Nail GÜRELİ
Sadakat, aşk ve kişilik

Sami KOHEN
AB bunu da engel sayacak mı?

Mehmet Y. YILMAZ
Sandık korkusuna bağlı demokrasi aşkı

Meliha OKUR
Sezen Aksu’yla Avrupa turu

Meral TAMER
Görüşmek üzere...

Ece TEMELKURAN
Gitmek, yine...

Güngör URAS
Kıtırımız da yabancılara gitti

M. Ali BİRAND
Uyanın, Kıbrıs'ı kaybediyoruz (1)

© 2002 Milliyet