25 Eylül 2002 Çarşamba


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Uyanın, Kıbrıs'ı kaybediyoruz (1)

     Kıbrıs’ta bu yıl bir çözüm bulunacağını ve iki liderin gerçekleri görüp tarihe geçecek bir anlaşmaya varacaklarını sanmış, çok ümitlenmiştim.
     Yanılmışım.
     10 aydır görüşüyorlar.
     Şu anda ulaştıkları nokta, başta yola çıktıkları görüşlerinden daha farklı, daha ileri, ancak çözümden çok uzaktalar. Kimin haklı kimin haksız olduğuna karar vermek imkansız. Her iki toplumda, kendi perspektifleri, görmek istedikleri çözüm açısından haklılar.
     Ayrıntılara girersek, birlikte kayboluruz. Genel hatları ve gerekçeleriyle tarafların tutumlarını şöyle özetleyebilirim:
     TÜRK TARAFI: KKTC 1974 öncesi olayların tekrarlanması az bir ihtimal olsa dahi, yine de aşırı temkinli davranıyor. Rumlara hiç inanmıyor ve güvenmiyor. Türk toplumunun da zaman içinde eriyip yok olmasından korkuyor. Bütün bu gerekçelerle hareket edip, KKTC’nin egemenliğinde ısrarlı ve Rumlarla tam eşitlik ilkesini sürdürüyor. Bugünkü Kıbrıs Cumhuriyeti’nin lağvedilmesini, herşeyi ile yeni bir Kıbrıs’ın kurulmasını (yeni anayasa, yeni bayrak vs...) istiyor. Bu yeni Kıbrıs’ın zayıf bir merkezi hükümeti olacak ve en basit karar dahi eşit temsil ve eşit oy ile alınacak. Merkezi hükümetin kısıtlı yetkilerinin dışında kalan yetkililer, iç egemenliğe sahip Türk ve Rum bölgeleri tarafından kullanılacak. Her iki taraf kendi kendilerini yönetecek. Yani adı konmamış bir Konfederasyon.
     RUM TARAFI: Rum tarafı ise, Kıbrıs Cumhuriyet’ini lağvetmek istemiyor. Temelde bugünkü çatının bazı değişikliklerle sürmesinden yana bir tutum içinde. Merkezi hükümetin yetkilerinin, Türk görüşünün aksine daha kapsamlı olması, buna karşılık her iki toplumun içerde tam egemenliğe kavuşması öngürülüyor. Rum yaklaşımı, Türk toplumuna "eşitlik" vermiyor. Kendi kendilerini yönetmelerini kabul ediyor, ancak Kıbrıs Cumhuriyet’inin nüfusa göre yönetilmesinde, tek vatandaşlık, tek egemenlik konularında da ısrarlı. Rumların tek hedefi var. O da, çözüm isteyen taraf görüntüsünü kaybetmeden, AB’ye kapağı atmak. Bunu gerçekleştirebildikleri taktirde, avantajlı duruma geçeceklerini biliyorlar.
     
     HER İKİ TARAFTA KAYBEDECEK
     Aslında Dektaş’ta, Klerides’te eski tutumlarından epey ödün verdiler. Yaklaşımlarını değiştirdiler, ancak hala birbirlerinden son derece uzaklar. İşin daha kötü durumu, Uluslararası kamuoyu da şimdilik seyrediyor.
     Tehlike de işte buradan kaynaklanıyor.
     Anlaşmazlık sürer ve Kıbrıs’ın Güneyi AB’ye katılırsa, Türkiye çok zarar görecek. Ancak Rumlar da, rahat etmeyecekler.
     Bırakın seçimleri, Kıbrıs’ta çalan alarm çanlarına kulak verin.
     
BAHÇELİ KAĞITTAN OKUMAMALI...
     Devlet Bahçeli’yi Pazartesi akşamı Murat Çelik’in Star TV’deki "Yüzleşme" adı programında izledim. Şimdiye kadar konuşmalarını genelde son derece ciddi bir ifade ile yazılı metinlerden okumasına alıştığımız MHP liderinin soruları irticalen yanıtlaması ilginçti. Bambaşka bir Bahçeli gördüm.
     Rahattı, yine ciddi idi ancak topluma daha yakındı. Dedikodu yapar duruma düşmeden, koalisyonun çöküşü ve seçime gidilmesinden Mesut Yılmaz ile Kemal Derviş’in sorumlu olduğunu anlattı.
     Genelde inandırıcı bir izlenim yarattı.
     MHP lideri 99 seçimini kazandıktan sonra 32.GÜN’e çıkmıştı. O günden bugüne kamera karşısında çok değişmiş. Kendine güveni artmış. Soruları, sloganların dışına çıkıp yanıtladı. Bu tip söyleşileri ne kadar çok yaparsa, topluma daha çok yakınlaşacağı apaçık ortaya çıktı.
     Bu arada, Murat Çelik’in de, çok yönlü iyi bir söyleşi yaptığını söylemek gerekir. Bence bir soruyu ya sormakta sakınca gördü veya zaman bulamadı. O da, Genç Parti’nin MHP’yi rahatsız edip etmediği idi.
     Doğrusu, Bahçeli’nin ne yanıt vereceğini merak ederdim.
     
     mbirand@attglobal.net
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
İran’da kesilen parmaklar

Çetin ALTAN
Sinematografik harika günler

Melih AŞIK
Komünistler!

Fikret BİLA
İzgi’den destek

Hasan CEMAL
Daha çok batmak yerine sandığın yolunu tutun!

Güneri CIVAOĞLU
400 ve 4 dönemeci

Abbas GÜÇLÜ
Trafik terörüne kim dur diyecek?

Hurşit GÜNEŞ
Yaşasın büyüyoruz galiba!

Nail GÜRELİ
Sadakat, aşk ve kişilik

Sami KOHEN
AB bunu da engel sayacak mı?

Mehmet Y. YILMAZ
Sandık korkusuna bağlı demokrasi aşkı

Meliha OKUR
Sezen Aksu’yla Avrupa turu

Meral TAMER
Görüşmek üzere...

Ece TEMELKURAN
Gitmek, yine...

Güngör URAS
Kıtırımız da yabancılara gitti

M. Ali BİRAND
Uyanın, Kıbrıs'ı kaybediyoruz (1)

© 2002 Milliyet