26 Eylül 2002 Perşembe


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




Zapçı Okan - 1

     İçinizde belki tanımayanlar vardır diye söylüyorum; "Zapçı Okan" MİÇO dergisinin en sevilen kahramanlarından birinin adı. Öylesine televizyon tutkunu biri ki, sanki uzaktan kumanda eline bir Japon yapıştırıcısıyla yapıştırılmış da, ona dokunmazsa her şey bitecekmiş gibi. Tabii yalnız Zapçı Okan değil, baba da, anne, kardeş de aynı Okan gibi birer zapçı.
     "Zapçı" sözcüğünün Türkçedeki karşılığının bence "şıppadanak izleyici" ya da "şıppadanakçı" olması gerekir. Ama yeni sözlüklerde karşılığı "geçgeçlemek" olarak belirlenmiş. Yine de hepimizin "geçgeçlemeköten haberimiz olmadığı için "zap" ve "zapping" olarak kullanmaya devam ediyoruz. Sonuna bir de "çı" ekleyip bir meslek daha ortaya çıkararak; saatçi, sütçü, muslukçu, kapıcı demek daha işimize geliyor.
     ***
     Geçtiğimiz sabah televizyon izlerken, gözüme TRT-1’de başlayan Pınar Altuğ’un sunduğu bir program ilişti. Ben de çocuklar gibi, Havuç’un annesi olduğu için hemen dikkat kesildim ve ilgiyle Pınar Altuğ’u izledim. Ertesi gün bizim gazetede, TRT yetkilisi Mustafa Gerçeker’in onun Türkçesiyle ilgili yaptığı eleştiriyi okudum.
     ***
     Bence Pınar’ın Türkçesinde eleştirilecek önemli bir yan yok. Üstelik çoğu manken gibi konuşma ve sözcük özürlü biri de değil o. Bütün günlerini yalnızca muhabbet ve keyif yapıp geçiren, magazin ekran ve sayfalarında boy gösteren biri de değil. Yediden yetmişe hepimizin çok sevdiği bir dizinin örnek annesi. Soruna böyle bakınca, magazin dünyasının dilimize soktuğu bazı sözcükleri özellikle kullanmaması gerekir. Ben Sayın Mustafa Gerçeker’in bu tür lümpen sözcükler konusunda bir eleştiri yapmasını beklerdim. Pınar’ın ilk iki programında Erdal Özyağcılar’la yaptığı konuşmada da, özellikle saydım tam dokuz kez "keyif" sözcüğünü kullandığını saptadım. (Bana inanmazsa kendisi de oturup sayabilir. Bana hak verecektir.)
     ***
     1 Haziran 2002 tarihinde, "Acaaip keyifli bir muabbet yaptık" başlığıyla yine bu konuda bir yazı yazmıştım. Tekrar olacak ama o yazımdan size bir bölüm aktaracağım.
     ***
     Keyf ya da keyif, bu iki sözcük de Arapça kökenli ve geniş açılımları olan sözcükler. Keyif için, Türk Dil Kurumu Sözlüğü’nde, "Alkollü içki ve başka uyuşturucu maddeler kullanıldığında insanda görülen durum," deniliyor. Evliya Çelebi, "Seyahatname"sinin bir yerinde şöyle yazar: "Yüz yirmiye yakın keyif verici otun adını bilirdim."
     Anadolu’da çok sık kullanılan bir deyim vardır; eğer birine, "Çok keyiflisin!" derseniz, size hemen şu yanıtı yapıştırıverir: "Estağfurullah, keyif eşekte olur." Eşeğin neşelenip yerde yuvarlanmasına da "keyif" denir. "Keyfi yerine gelmek," neşesini bulmak; "keyfi kaçmak", neşesi bozulmak; "keyfine bakmak," dilediğince, gönlünce, kimseye aldırmadan yaşamak; "keyfini çıkarmak," bir şeyden zevk alarak, tat alarak, ondan sonuna kadar yararlanmak; "keyif sürmek," rahat yaşamak; "keyif çatmak," eğlenceli zaman geçirmek; "keyif vermek," neşe vermek, sarhoş etmek...
     ***
     Aslında "keyif" sözcüğü kullanılırken söylenmek istenen şunlar: "Çok güzel bir söyleşi oldu", "Güzel bir sohbetti", "Mutluluk dolu dakikalar geçirdik", "Programımıza neşe kattınız", "Programımıza renk kattınız,", "Coşkuyla izledik sizi", "Sevinçler getirdiniz", "Hoş sohbet bir konuksunuz"...
     ***
     Dilimize giren yabancı sözcüklerin saptanmasında "zapçılık" mesleğinin büyük yararları var. "Bu da nereden çıktı?" diyebilirsiniz. Ama "Zapçı Okan"ın yarınki televizyon dizileri arasındaki gezisine siz de benimle birlikte katılırsanız, buna daha yakından tanık olacaksınız.
     ***
     Sürecek...



 CUMARTESİ


Türkçe rap’in sesi yükseldi
"Tarz 30’undan sonra oturur"
1000 bağlamacının senfonik şovu
Kore’den 4 film...
Resmin öncü kadınları
Spor salonunda yoga zamanı...
‘Bizimki disiplinli bir hastalık’
ABD’de İncil parodileri oynayan Türk
Ne var, ne yok?
Su var, çay var, şeker var...
Artık WC vatandaşı olmak istiyorum
Su var, çay var, şeker var...
Zapçı Okan - 1


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet