
|


Adını koyalım
Siyaset kızışırken basit bir isim bile sorun olmaya aday. AKP mi, AK Parti mi? Tepkiler yoğun. Konuya açıklık getiriyoruz
Adım adım seçimlere gidilirken, siyasi ortam da yavaş yavaş kızışıyor. Medya, bu süreçte çok önemli bir işlev görecek yine: Bireyin kendisi ve en yakın çevresi için en doğru, en sağlıklı demokratik kararı alabilmesi için elinden gelen ve geçen tüm bilgileri ona aktaracak, propagandayı sorgulayacak, analiz yardımıyla siyasetin resminin herkes tarafından net görülmesini sağlayacak.
Meşru alandaki tüm siyasi partilere, "aktörlere" eşit mesafede durarak... Şu ya da bu siyasi hareketin yanında veya karşısında durmadan, sadece doğruları ve kamunun bilme ihtiyacı duyduğu gerçekleri okura, izleyiciye aktararak...
Seçim süreçleri simgelerin ve sloganların, yalan ve propagandanın, gerçekleri çarpıtma çabalarının iyiden iyiye havada uçuştuğu zaman dilimleri. Gazetecinin işini hakkaniyetle yapmakta daha bir zorlandığı dönemler. Siyasi gerekçelerle, hislerle renklenmiş şikâyetlerin ötekilere iyice baskın çıktığı, "taraflı yayıncılık!" suçlamalarının birbirini kovaladığı günlere gebeyiz yine.
İlk işaretlerini daha şimdiden almaya başladık bile.
Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğindeki Adalet ve Kalkınma Partisi, malumunuz, gündemin üst sıralarında. Milliyet’teki haber ve yorumların bazılarında partinin anılma biçimi, geçen hafta pek çok okurumuzu rahatsız etti. Şikâyet dalgası, çok basit bir tanımlamayı adres gösteriyor: AKP’den, kimi okurlara göre, "ısrarla", AK Parti diye söz edilmesi. Milliyet’in bir yanlışa düşerek propagandaya alet olduğunu öne sürenler var.
İzmir’den Haluk Benli, "Bazı köşe yazarlarınızda bu dikkatsizliği gördüğümde gazetenin ciddi analiz geleneğine yakıştıramamış, belki de gelir geçer bir durumdur, diye düşünmüştüm" diyor. "Ama devam ediyorsunuz. AK Parti denilerek, ‘bizim partimiz aktır, ötekiler değil’ sloganı yayılmak isteniyor. Bu kasıtlı çabalar, öteki partilere karşı haksızlığa yol açıyor."
Nedim Önener: "Neden ısrarla AK Parti diye yazarak bu parti ‘aklanıyor’ da diğer partiler yazılırken örneğin ‘CH Parti’ veya ‘ANA Parti’ şeklinde bir yazılıma gitmeyip CHP veya YTP gibi kısaltmalar kullanılıyor? Doğru yazım şeklinin AKP olması gerekmez mi?"
Refik Arık: "AK Parti diye bir parti yok. Olmayan bir partiyi yazıyorsunuz."
Acaba okurlar haklı mı? Konuyu gündeme getiren 40 kadar okurumuzun kuşkularına açıklık getireyim:
Adalet ve Kalkınma Partisi, AK Parti tanımında ısrarlı. Hatta, partinin lideri Recep Tayyip Erdoğan, ‘A - Ke - Pe" telaffuzlu soruları "Hayır, AK Parti" diye düzeltiyor. Partinin başkan yardımcısı Murat Mercan, şu açıklamayı getiriyor: "14 Ağustos tarihinde İçişleri Bakanlığı’na verdiğimiz kuruluş dilekçesinde, partinin adının kısaltması AK Parti şeklindedir. Partimizin tüzüğünün birinci kısım genel esaslar birinci maddesinde ‘..partinin adı Adalet ve Kalkınma Partisi’dir..’ ve genel esaslar 3. maddesinde ise ‘..partinin kısaltılmış adı AK Parti şeklindedir..’ denmektedir. Ayrıca.. genel seçimlerde kullanılacak oy pusulasında partinin amblemi altında AK Parti kısaltılmış adı, onun altında da Adalet ve Kalkınma Partisi açık adı yer alacaktır."
Peki, gerçekten öyle mi? Partinin anlatımı doğru mu? Hem İçişleri Bakanlığı hem de YSK’dan araştırdım. Mercan’ın bilgileri her iki merci tarafından da aynen doğrulandı.
Dolayısıyla, resmi kayıtlara uygun olarak ya parti adının tüm açılımı ya da AK Parti kısaltması kullanılmalı. AKP kullanımı da hayli yaygın. Ama, gerçeğe sadakat önemliyse, tam doğru kullanım değil.
Madde 16
Gerçeğe bağlılık ve denge, haberde öncelikle gözetilmesi gereken hususlar. DMG Yayın İlkeleri’nin 16. maddesi büyük önem taşıyor. Bu maddenin a şıkkında "Yayımlanan haberde suçlanan tarafın görüşlerine yer verilir. İlgilinin yanıt vermemesi veya kendisine ulaşılamamış olma hali aynı haberde belirtilir" şeklinde yer alan ifade, "haber nesnelerine eşit mesafeyi" düzenliyor.
8 Eylül tarihli Milliyet’in Pazar ekinde yer alan bir röportaj, bazı okurların eleştiri ve uyarılarına yol açtı. Röportajın konusu, İstanbul’da Çırağan Kempinski Oteli’nde faaliyet gösteren Q Jazz Club adlı eğlence mekânıydı.
Konu üç yöne doğru yayılmıştı: Kulübün lanse ettiği - ve medyada büyük ilgi gören - "Q Girls" adlı dansöz grubu, kulübün popüler olmasının nedenleri ve otel yönetimi ile kulüp işleticileri arasındaki hukuki boyutlu ihtilaf.
Okurların itirazı, sonuncu bölüme ilişkin: Mahkemeye ve medyaya yansımış bir ihtilafa röportajda ayrılan yerde, Q Club tarafının iddialarına yer verilirken, otel tarafının görüşüne hiç yer verilmemesini habercilik açısından doğru bulmuyorlar.
Okurlara katılıyorum. İhtilaflar, " dengede" özel bir titizlik istiyor. Aksi halde okur, kolayca, bir tarafın "aklanmaya çalışıldığı" izlenimine kapılıyor, haberin üzerine koyu kuşku gölgeleri düşüyor. En yoğun okur şikâyetleri de bu tür haberlere geliyor. Editörler, dikkat!
SAYFA BAŞI

|
|


Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma ve yayma özgürlüğünü içerir.
İnsan Hakları Evrensel bildirgesi
Madde 19 |

| Okur Temsilcisi,
Milliyet gazetesinin içeriği (haber, yorum, fotoğraf, başlık, spot, sayfa düzeni, baskı, kağıt vs.) ile ilgili olarak okurlardan gelen şikayetleri ele alır; bunları basın etiği (doğruluk, denge, tarafsızlık, adil yaklaşım...) ve temel kalite ölçütleri açısından inceleyerek görüşlerini okurlarla paylaşır.
Görüşleri kendisine aittir.
Okur Temsilcisi, Milliyet'in gazete ve internet içeriği ile ilgili tüm şikayetlerinizi bekliyor.
Tel: (90) 212 505 68 40
fax: (90) 212 505 68 09
posta: Yavuz Baydar, Milliyet, Doğan Medya Center, Mahmutbey, 34554 Istanbul |
|