26 Eylül 2002 Perşembe


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




Onlar için artık "Sezoş"

Sezen Aksu’nun küçük vokalistleri "Diyarbakır konserini izlediğimizde onun ulaşılmaz biri olduğunu düşünmüştük. Ama tanıştığımız zaman bizi çok iyi karşıladı. Kendisine ‘Sezen’ ya da ‘Sezen abla’ değil ‘Sezoş’ dememizi istedi" diyor

     YİĞİT KARAAHMET

     Sezen Aksu’nun "Türkiye Şarkıları" konserlerinde söylenen şarkılar kadar, Minik Serçe’ye eşlik eden Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Çocuk Korosu da ilgi gördü. Aynı koro Efes ve Aspendos konserlerinden sonra 20 Eylül Cuma gecesi Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’ndaki konserde de sahnedeydi.
     Yaşları 7-13 arasında değişen bu 12 çocuk ve öğretmenleriyle kaldıkları otelde konuştuk. Çocuklar konser günlerini, yaşadıkları heyecanı ve Sezen Aksu’lu kulis dedikodularını hep bir ağızdan anlattılar. Ortaya çıktı ki, Sezen Aksu’yu çok seviyorlar; fotoğrafları çekilirken beraberce onun şarkılarını söyleyecek kadar. Ama çekim uzadıkça biraz sıkılıp onun yerine Kürtçe bir türkü patlatmayı da ihmal etmediler.
     Çocukların çoğu Sezen Aksu’yu "Türkiye Şarkıları" projesinden önce Diyarbakır’daki Nevruz kutlamaları sırasında sahnede izlediler. "Onu görene kadar diğer şarkıcılar gibi kaprisli ve ulaşılmaz zannediyorduk" diyor Nujiyan: "Ama hiç öyle değil, çok cana yakın bir insan. O sahnede olmayı hayal bile edemezdik. Bizim yerimizde olmak isteyen bir sürü çocuk vardır."
     12 saat süren prova
     Çocuklar, Sezen Aksu’yla da ilk olarak Efes’te otelde karşılaştıklarında sanatçının onlara çok sıcak davrandığını söylüyorlar: "Bizi karşıladı, tek tek hepimizle ilgilendi, adımızı sordu, bizi öptü. Kendisine Sezen ya da Sezen abla yerine Sezoş dememizi istedi. Bize hiç o bildiğimiz ‘sanatçılar’ gibi davranmadı."
     30 Ağustos’taki ilk konserden önceki prova akşam saat 19.00’dan sabah 07.00’ye kadar uzuyor. "Provalarda en iyi şarkı söyleyen kimdi?" sorusuna cevap yine hep bir ağızdan geliyor: "Sezen Aksuuuu!" Yakup "Hayatını verdi canım bu işe, daha iyi söyleyecek tabii. Ama biz de çok çalıştık. Sezen Aksu, Kürtçe bölümlerinin telaffuzunda hocamızdan biraz yardım aldı. Biz çok heyecanlanınca da rahatlamamız için bize ‘Gülümse’yi söyledi" diyor.
     Korkudan şalvarları titredi
     Konser gecesi heyecan ve korku doluydu çocuklar için. Şilan "Her yer tıklım tıklım dolmuştu. Sahneye çıkar çıkmaz Efes’te bir alkış tufanı koptu. O kadar çok korktuk ki. Her yer doluydu merdivenler, yerler..." Ruken’in yorumu arkadaşlarını güldürüyor: "En son biz çıktık, assolist gibi."
     Üç senedir koronun şefliğini yapan ve çocukların tüm konserlere hazırlanmasında büyük emeği olan Dilek Alpaslan, o an çocukların şalvarlarına baktığını ve hepsinin zangır zangır titrediğini gördüğünü söylüyor. Çocuklar da birbirlerini sakinleştirmek için el ele tutuşup konuştuklarını...
     Efes konserinden birkaç gün sonra gelen Aspendos konserinde ise "artık tecrübe kazandıkları için" daha sakindiler. Ama orada da yağmur yüzünden sahnedeki ekipmanın patlaması onları korkuttu.
     Konserler bitip Diyarbakır’a döndüklerinde koro karanfillerle karşılandı. Rozerin "Biz şimdi meşhur olduk orada. O zamana kadar bizim yaptıklarımızla ilgilenmeyen arkadaşlarımız koroya nasıl girebileceklerini sordu. İnanamadık ya... Herkes bizi izlemiş" diyor.
     Cuma akşamki konser çocuklardan bazılarının ilk İstanbul ziyareti. İlyas daha gezmeye fırsat bulamadıklarını söylüyor: "Burayı pek tanımıyoruz. Taşı toprağı altın diyorlar ama insanın kendi memleketi gibisi yok" diye konuşuyor.
     Kürtçe sorusuna "Şşşt!"
     Çocukların hepsi Kürtçe biliyor. Bir kısmı sadece anlıyor, bir kısmı ise hem anlayıp hem konuşabiliyor. Ama hepsi günlük hayatlarında Türkçeyi kullandıklarını belirtiyor. Konserden sonra çıkan tartışmaların da farkındalar. Mesela Kürtçe konuşma konusu açılınca İlyas ellerini dudaklarına götürüp "Şşşt!" yapıyor. Cemil ise "Biz burada siyaset yapmıyoruz, bütün dillerin kardeş olduğunu söylüyoruz. Bizim amacımız Kürtleri tanıtmak değil. İsteğimiz, bu dünyada barış içinde yaşamak, kardeşçe türkülerimizi paylaşmak" diyor. Cümlesini bitirdikten sonra, korodaki arkadaşları Cemil’i alkışlıyor.
     
"Belediye başkanı da çocuğunu koroya sokmamı istiyor artık"
Baltaş korodaki çocuk sayısını azaltmak zorunda olduğu için bugünlerde sıkıntılı.

     "Çocuklar ilk başta çok heyecanlandı ama Sezen hanım çok ilgilendi ve bizi misafiri olarak kabul etti. Çocukları İzmir’den Antalya’ya kadar kendi özel aracıyla götürdü. Konserden sonra çocuklar istismar ediliyor dendi. Tam tersi, biz çocuklara bir şeyler katıyoruz. Bence toplumun bir kesiminin negatif etkisi bize pozitif olarak geri döndü. Ailelerin de desteği çok büyük. Belediye başkanımız bile artık çocuğunu koroya sokmamı istiyor. Ama bugünlerde bunalım geçiriyorum. Çünkü çocukların bir kısmını korodan çıkarıp 35 olan sayımızı 12’ye indirmek zorundayız."
     
yigitkaraahmet@hotmail.com     
     



 PAZAR


"Seviştikten sonra ‘Oyun bitti’ diyerek işkenceye başladılar"
Yaşamak... İnceden...
Onlar için artık "Sezoş"
Kafede ev hali
Bilgisayar oyunu milli takımı Kore’de
Karşınızda işadamları orkestrası
Erkekleri mat eden kadın...
Hamama giren eğlenir
LEZZET
Mevsimin parfüm rehberi
"Ağzı küs, sözü barışık!"
İzmir’de Avusturya usulü kafe
Evliliğe değer mi?
Dünya Kültür Bakanları toplantısı
Ruhu olmayan bankalar
"Şeytan Ayrıntıda Gizlidir"


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet