
|

Günyüzüne çıkan canavar
Ünlü hukukçular Barbaros ve Sema Çağa çiftinin 40 yıllık resim koleksiyonları, günyüzüne çıkıyor. İşte Çağa’lar ve onları ele geçirdiğine inandıkları için bir canavara benzettikleri koleksiyonlarının hikâyesi.
AYŞE SU SEL
Çağa koleksiyonu dev bir koleksiyon. İçinde yok yok. Ömer Uluç’un son 15 yılından Elif Naci’nin menekşe ya da biber çiçeği natürmortlarına kadar Türk resminin çok farklı serüvenlerini içinde taşıyor. Hiçbir zaman koleksiyoner olmak üzere yola çıkmadıklarını söyleyen Barbaros Çağa, eşi Sema Hanım ile birlikte Türk resmi satın almaya nasıl karar verdiklerini anlatıyor:
"1970’li yılların başında, evimizin salonunda bir repromuz vardı. Bir Goya reprosu. Bir gün oturuyoruz. Sema’yla birbirimize baktık ve şöyle sorduk: Niye bir repro ve niye Goya, niye İspanyol bir ressamın reprodüksiyonu duvarımızda asılı da bir Türk resmimiz hiç yok?" Bu soruyu birbirine soran çift, o güne kadar haşır neşir oldukları Alman resim sanatına ek olarak Türk resmiyle igilenmeye başlıyorlar. Çiftin evlerine aldıkları ilk resim Cumalı Sanat Galerisi’nden Necdet Kalay imzalı bir manolya natürmortu.
"Yıl 1974. Fiyatı tam 8 bin Türk Lirası," diyor Sema Çağa. O ilk resimle birlikte bir defter açıyor. Ve bu deftere o günden sonra aldıkları her resmin fiyatını, alındığı günün tarihini, galerisini not ediyor.
Plastik sanatlar dünyasında koleksiyoner olarak resmi, galerisinden başka bir yerden ve gerçek fiyatıyla pazarlık yapmadan almalarıyla tanınan çift, böylesi bir alışkanlığın nedenini şöyle açıklıyorlar:
"Evet, bütün resimlerimizi galerilerden aldık. Asla bir resmi ucuza kapatmaya çalışmadık. Bunu yaparsanız koleksiyoner olarak kendi bindiğiniz dalı kesersiniz. Galerici - sanatçı ve koleksiyoncu üçlüsünün arasındaki denge, piyasanın geleceği, sağlamlığı açısından çok mühim. Ayrıca da sanat gibi yücelttiğiniz bir şeyi niye daha ucuza almaya çalışırlar? Anlamamıza imkân yok."
Barbaros Çağa, bu üçlünün arasındaki dengenin bozulmasıyla bugün Türk resim piyasasının çok yıprandığını düşünüyor. Buna neden olarak da koleksiyonerlerin resimleri ucuza kapatma mantığıyla hareket edip galericiyi aşıp ressama yönelmelerini gösteriyor.
Barbaros ve Sema Çağa’nın 1974’te satın almaya başladıkları Türk resminin örneklerine giderek evlerinde, ofislerinde yer kalmıyor. Ama Çağa’lar "Bu bir tutku, bir adanmışlık" deyip, asla vazgeçmiyor. 1990’lar geldiğinde artık Çağa’lar değil, koleksiyon söz sahibi. Bu durumu Sema Çağa esprili bir dille şöyle anlatıyor:
"90’lı yıllar geldiğinde artık her yer resim olmuştu. Ve bir an artık dursak mı diye düşündük. Ama baktık ki artık durmak için çok geç. Bir yola çıkmışsınız artık. Bir canavar da büyütmüşsünüz. O bize fısıldıyor, emirler veriyormuş da biz gerçekten kendimizi kaptırmışız sanki. Bu sergi, Günyüzü de onun isteği zaten. Kitap istiyor, sergi istiyor. Biz de o ne isterse yapmaya çalışıyoruz."
"Canavar koleksiyon"un isterse ya da emrederse yerine getiremeyecekleri tek şeyin bir müze olduğunu sözlerine ekleyen Sema Çağa, müzesiz bir metropolde yaşamaktan yorgun, yılmış ve kızgın .
Çağdaş sanat müzesiz bir ülkede koleksiyoner olmanın koleksiyonlarına bambaşka misyonlar yüklediğini de belirtiyor. "Resim kitaplardan öğrenilmez. Resim başka resimlerden öğrenilir. Bakarak öğrenilir. Müze, o ülkenin sanatının Mekke’sidir. Bir ülkeyle ilgili en mühim gerçekler o ülkenin çağdaş sanat müzesinden öğrenilir," diyen Sema Çağa, sanatın öğrenildiği tek yer olarak gördüğü müze için mücadele edenleri savaş gazilerine benzetiyor. "Bu bizim savaşımız. Çok şehitler verdik, hâlâ da veriyoruz ama bir gün zafer bizim olacaktır," diyor.
Günyüzü’ne bir an önce gidin. Tutku denilen hastalıklı halin bir çifti, nasıl bu kadar güzel ve derinden etkisi altına aldığına önce hayret edecek sonra tutkunun böylesine şapka çıkartacaksınız.
KÜLTÜR & SANAT


Bıçak sırtı bir ruh hali
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
Öfkenin şiiri
"Yazarlığımın bittiği yerde ben erkeğim!"
Prenses olmayan masal kadınları
Gerçek ideal renkler
Günyüzüne çıkan canavar
Uluslararası bir buluşma
DJ Shadow kaldığı yerden
Özgünlük zekâ Patricia Barber
2002 model mahveden kadın
Merhaba Celil Bey!..
"Polisiye, edebiyatın piçi değil, kremasıdır"
Hakikat ile paranoya
Erkek erkeği ister aşk olur
‘Küresel köyün zorba şerifi’
Ömer Uluç’tan bir müze girişimi
Oda Projesi Deposu izleyiciye açılıyor
Feminist tel etekler
Video sanatına güncel bir örnek
Topraktan doğan bedenler
Kurt Cobain tartışması
Salkım söğüt serisine devam...
Alıp da ne yapacak, nerede çalacağız?
Yarından itibaren yüzümüz gülecek!
Lennie’ler ve diğerleri
Hayat atölyesi
Cumhurbaşkanı Edirne’ye niye gitti?
Yeni yayınlar
SAYFA BAŞI

|
|

|