
|

Ömer Uluç’tan bir müze girişimi
Türkbükü’nde hiper-modern bir stüdyo-atölyeyi hayata geçiren Uluç, burayı uluslararası bir açıkhava müzesine dönüştürecek.
AYŞEGÜL SÖNMEZ
Bir müze girişimi için neden Bodrum’un en "in" koyu Türkbükü’nü, seçtiniz?
Ben bir kültür adamı değilim, ben bir sanatçıyım. Ama maalesef Türkiye’de sanatçılar çoğu zaman kültür adamlığı da yapmak zorunda kalıyorlar. Mesela müzelerini kendileri kuruyorlar. O yüzden bu girişimimin içinde böyle bir çelişki var. Böylesi bir müze oluşturmak istememe gelince... Burada monoton, yapışkan bir yaz var. Birbirine benzeyen binlerce insan, bu sahillerde yiyip içip her akşam aynı şekilde eğlenerek vakit geçiriyor. Böylelikle yaz, gayri tabii bir hale geliyor. Bu çılgın kalabalık, yazın doğasını gayri tabii bir hale getiriyor. Yanlış anlaşılmasın! Bundan şikayetçi değilim. Bir anlamda bu çılgın kalabalık benim hoşuma gidiyor. Benim yaratıklarımı görüyorum. New York’taki sergim için yenilerini de kafamda oluşturuyorum; deniz kenarı cinleri, sahil canavarları, sahil cinleri serisi gibi...
Nasıl bir müze olacak burası?
Bugüne kadar yaptığım resimlerimin çoğu dünyanın dört bir yanına dağılmış durumda. New York’ta, Paris’te, İstanbul’da... Bu müze resimlerimin her birinin kayıtlarını tutacak, kimliklerini hazırlayacak. Nerede, kimde, ne resmim var? Şu an bilmiyorum. Bu da bir sanatçı için çok kötü bir şey. Zaten dağınık resimlerim, onları kimlikleriyle bir araya getirmenin en iyi yolu bir müze kurmak. Bu girişimin kurumsallaşması zaman alacak ama bu günlerde bunun stratejisini belirlemeye çalışıyorum.... Çok kişisel bir girişim olduğu için tüm kararları ben veriyorum. Şu anda var olan mekânın en büyük özelliği büyük resim, heykel ya da diğer görsel sanatları sergilemeye elverişli yapısı. Aktif bir Ömer Uluç Müzesi olana kadar önümüzdeki yazdan itibaren burada uluslararası sanatçılara sergiler yapmaya karar verdim.
Peki böylesi bir mekân bu çılgın kalabalığa ve yaşadıkları bu sahillere neler getirebilir?
Bu sahiller eski büyük kültürün sahilleri. Ve bu sahillerin haritalarına baktığımızda eski antik şehirlere ilişkin kültürel noktalara rastlıyoruz. Çağdaş bir açıkhava müzesi her şeyden önce bu haritalara bir nefes getirir. Çünkü bu kıyıların bir çağdaş sanat boyutu yok. Ev, araba, beach club ve diskotek yığını boyut var. Bu yığına bir takım imgesel ışıklı uçuş noktaları gerek. Tıpkı İspanya sahillerinde ya da Fransa’da olduğu gibi... Yarımadanın beni en çok etkileyen tarafı bu kayalar oldu. Bir kısmını boyayarak kayadan heykeller - resimler yapmak istiyorum. Özellikle kuzey sahillerinde başka türlü bir doğa var. Çok sert, çok sürprizli.
KÜLTÜR & SANAT


Bıçak sırtı bir ruh hali
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
Öfkenin şiiri
"Yazarlığımın bittiği yerde ben erkeğim!"
Prenses olmayan masal kadınları
Gerçek ideal renkler
Günyüzüne çıkan canavar
Uluslararası bir buluşma
DJ Shadow kaldığı yerden
Özgünlük zekâ Patricia Barber
2002 model mahveden kadın
Merhaba Celil Bey!..
"Polisiye, edebiyatın piçi değil, kremasıdır"
Hakikat ile paranoya
Erkek erkeği ister aşk olur
‘Küresel köyün zorba şerifi’
Ömer Uluç’tan bir müze girişimi
Oda Projesi Deposu izleyiciye açılıyor
Feminist tel etekler
Video sanatına güncel bir örnek
Topraktan doğan bedenler
Kurt Cobain tartışması
Salkım söğüt serisine devam...
Alıp da ne yapacak, nerede çalacağız?
Yarından itibaren yüzümüz gülecek!
Lennie’ler ve diğerleri
Hayat atölyesi
Cumhurbaşkanı Edirne’ye niye gitti?
Yeni yayınlar
SAYFA BAŞI

|
|

|