
|

Lennie’ler ve diğerleri
ZEYNEP AVCI
Lisede okuduğum yıllarda, yani dünya edebiyatıyla biraz daha bilinçli olarak ilgilenmeye başladığım sıralarda, John Steinbeck’in dilimize "Fareler ve İnsanlar" başlığıyla çevrilen "Of Mice and Men" adlı başyapıtını okumuştum. Yaşar Nabi Nayır çevirisiydi ve Varlık Yayınları’ndan çıkmıştı. O mini mini kitaptaki koca dünya beni çok etkilemişti. George ile Lennie arasındaki, hayallerle beslenen dostluk öyküsü yüzünden Salinas ırmağı kıyılarında dolaşmak, Soledad’ı görmek için yanıp tutuştuğumu pek iyi anımsıyorum. Hatta belki Lennie’ye göre bir tavşan çiftliği bile düşünmüşümdür, romanı bitirmeden önce. Ama asıl unutulmaz etkiyi Lennie’nin yumuşacık tüylü - tümü de güzel - şeyler karşısında kullandığı, sevgiyle yola çıkılsa da ölüme varan, şefkat dolu şiddet yaratmıştı. Öyle çok seviyordu ki okşamayı, okşadığı canlıyı boğuveriyor ya da boynunu, kafasını kırıveriyordu. Sonunda Curley’nin karısının saçlarını okşarken kadının boynunu kırınca, olanlar oluyordu...
Lennie’yi iri yarı, açık renk gözlü, hantal, yavaş hareket eden biri olarak anımsıyorum şimdi. Gerçekten iridir ama ne denli iri, ne denli güçlü olduğunu bilmez. Yüreğinde hiçbir kötülük yok gibidir. Tek kötülüğü gücünün farkında olmaması, bu aymazlık halinin içindeki şiddeti kolayca açığa çıkarmasıdır.
Aymazlık... Bireyin aymazlığını çok şeye bağlayabiliriz : Psikolojik bozukluk, bilinçsizlik, eğitimsizlik, büyük olasılıkla Lennie’de olanı gibi, zeka geriliği, vb... Ya da kişilik bozukluğu.
Pekiyi, topluca, kitlesel aymazlığı neye bağlayabiliriz?
Sözü medyaya getirmek değil yalnızca niyetim. Sözü medyanın da ötesine geçirmek.
Birilerini seviyor, yüceltiyor, yumuşacık tüylerini okşuyor, okşarken okşarken de boynunu kırmaya kadar gidebiliyorsak, hem de hep birlikte, toplumca, bu yalnızca medyanın işi olamaz. Hep birlikte diyorum, çünkü boyunları kırılmak üzereyken, birkaç cılız ses dışında, hiçbir itiraz da duyulmuyor!
Öncelikle - tırnak içindeki ve tırnağa alınması gerekmeyen - sanatçılara, yazarlara, çizerlere, sahnedekilere, toplumun dikkatini üstüne çeken yaratıcı insanlara sık yapılan bir şeyden söz ediyorum. Göklerde dolaşıyorlar, başımızın tacı oluyorlar, birer mücevher yapıp takıyoruz onları göğsümüze, pırıltılı tüylerini büyük bir şefkatle okşayıp duruyoruz, derken, güm! Kafalarına öyle bir darbe indiriyoruz ki, ölümden zor kurtuluyorlar.
Ölçü... Mahremiyet... Kutsallık... Saygı... Duyarlılık... Bunların izine bile rastlanmıyor Lennie’ce davranışlarda.
Haydi, aramızda Lennie’ler bol, diyelim. Peki hiç George’lar yok mu? O yumuşacık, kırılgan canların kıyımına karşı neden hiç tepki uyanmıyor? Çocuklar şiddetle yoğruluyor, pek alıştılar şiddete, diyoruz. Ya olgun gibi görünenler?
Gün geçmiyor ki, şurada, burada, tabii ki medyanın irili ufaklı köşelerinde Lennie’ler baş veriyor. Büyüyorlar, büyüyorlar, iri gövdeleri, ölçüsüz, hantal güçleriyle ortalığı kırıp geçiriyorlar.
Neredesin, ey okur, ey seyirci, ey toplum? Bir zamanlar kıymetli bilip bağrına bastığın, evinin en gizli köşelerine, yüreğinin en seçkin yerlerine yerleştirdiğin kırılgan canlar Lennie’lerin ölçüsüz şiddeti karşısında titreşip dururken, neden gıkın çıkmıyor?
O şiddet var oldukça herkes ona maruz kalabilir.
"Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın", öyle mi?
Ne ayıp!
zavci@hotmail.com
KÜLTÜR & SANAT


Bıçak sırtı bir ruh hali
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
Öfkenin şiiri
"Yazarlığımın bittiği yerde ben erkeğim!"
Prenses olmayan masal kadınları
Gerçek ideal renkler
Günyüzüne çıkan canavar
Uluslararası bir buluşma
DJ Shadow kaldığı yerden
Özgünlük zekâ Patricia Barber
2002 model mahveden kadın
Merhaba Celil Bey!..
"Polisiye, edebiyatın piçi değil, kremasıdır"
Hakikat ile paranoya
Erkek erkeği ister aşk olur
‘Küresel köyün zorba şerifi’
Ömer Uluç’tan bir müze girişimi
Oda Projesi Deposu izleyiciye açılıyor
Feminist tel etekler
Video sanatına güncel bir örnek
Topraktan doğan bedenler
Kurt Cobain tartışması
Salkım söğüt serisine devam...
Alıp da ne yapacak, nerede çalacağız?
Yarından itibaren yüzümüz gülecek!
Lennie’ler ve diğerleri
Hayat atölyesi
Cumhurbaşkanı Edirne’ye niye gitti?
Yeni yayınlar
SAYFA BAŞI

|
|

|