
|

Seçimler olacak mı?
DSP bu seçimde sıkıntılı... Barajı aşamayacağı konusunda kamuoyu araştırmaları var.
Dün eski Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk’le görüştüm. Kendisi DSP Trabzon adayı. Buna rağmen seçimlerin 3 Kasım’da yapılmasını savunuyor. "Seçimlerin ertelenmesini isteyenler iyi kulis yapmış, hava hoş değil, endişeliyim" diyordu.
İşte kişi ve parti olarak seçilme endişesiyle değil, ülke yararı ile, siyaset ahlakı ile, ilke ve hukukla düşünen itibarlı bir politikacı örneği...
Türk diyor ki:
- Seçimler ertelenirse ülke büyük bir belirsizlik girdabına yuvarlanır. Şimdiki hükümet seçim hükümetidir, seçimler ertelenirse yeni hükümet gerekir o da kolay kolay kurulmaz, çünkü Meclis’teki parçalanma artmıştır. Bu kritik dönemde ülke hükümetsiz kalır...
Hem ekonomi kritik, hem Irak, AB ve Kıbrıs meseleleri sebebiyle dış politika kritik...
***
MECLİS Başkanı Ömer İzgi de hukukçudur. O da itibarını kamuoyuna kabul ettirmiş bir isimdir. Ne yapacak? Eskiden Meclis Başkanı Necmeddin Karaduman’ın yaptığı gibi "seçimi ertelettirme amaçlı dilekçe iyi niyetli değildir, işleme koymuyorum" mu diyecek?
Dün kendisiyle konuştum. Seçimlerin yapılmasını isteyen partilerin Danışma Kurulu’nu toplantıya çağırdığını, bunun iyi niyetli bir girişim olduğunu anlattı.
Demek ki "Karaduman örneği" şimdiki olayda geçerli değil.
Danışma Kurulu’nda seçimi istemeyen partiler de var. Belli ki görüş birliği olmayacak ve "olağan süreç" işleyecek...
Meclis Başkanı "geçen dönemden yarım kalmış konular"a öncelik verecek... Seçimi ertelettirme önergesi Anayasa Komisyonu’na gidecek... vs... vs...
Neticeten, Sayın İzgi diyor ki:
- İçtüzük hükümleri uygulandığında yapılacak o kadar çok işlem var ki, seçimlerin ertelettirilmesine ilişkin önergeye öyle kolay kolay sıra geleceğini sanmıyorum. Seçimlerin 3 Kasım’da yapılacağı kanaatindeyim.
Evet, çok açık değil mi?
***
SEÇİMLERİ erteletmek için vakit çoktan geçmiş olduğuna göre, bu nafile girişimlerle kamuoyunda yıpranmanın anlamı var mı?
İdealistler için illa da Meclis’e girmek mi gerekir?!
İşte bu noktada Prof. Türk’ün tavrını çok iyi bir örnek olarak görüyorum. Partisinin çok ciddi bir baraj sıkıntısı olduğu halde, "ülke zarar görür, Anayasa’nın 78. maddesinin ruhuna da aykırı olur" diye seçimlerin ertelenmesine karşı çıkıyor.
Prof. Türk’ün çeşitli görüş ve icraatı eleştirilebilir. Ama daima hukuki kanaatiyle hareket ettiği ve yargıyı siyasileştirme girişimlerine karşı çıktığı, hukuku üstün tuttuğu kesindir. Bu seçimleri partisi sebebiyle kaybetse bile, Türk itibarını, saygınlığını kaybetmeyecektir.
Ama "küskünler" için bunu söylemek mümkün mü?
Meclis dışında kalma riski ile karşı karşıya olan kişi ve partiler, bence, üç dört ay daha kazanma "fırsat"ının peşinde koşmakla kamuoyunda itibar kazanmıyorlar, aksine yıpranıyorlar.
Halbuki, siyaset, sonuçta ancak itibar işidir. Seçimleri erteletmek hem Türkiye’nin hem ertelettirenlerin itibarına zarar verecektir.
t.akyol@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|