
|

Sürdürülebilir evlenmeme!
İlhan Selçuk, geçtiğimiz cumartesi günkü "Pencere"sinde, benim evlilik ve aldatma konulu "Kıyıdan" (27 Eylül) şu alıntıyı yaptı:
"Evlilik öldü."
"Üretim ilişkilerinin yapısı, artık herkesin tek başına yaşayabileceği biçimde değişmiştir. Diğer bir deyişle, ekonomik olarak birlikte ayakta durmak fikrine dayanan evlilik kurumu, mesnetsiz hale gelmiştir. Evlilik ölmüştür! Bu yarı ölü kurumu yaşatmak için onu aşka dayandırmaktan başka çare kalmamıştır."
Bunun üzerine şöyle yazdı:
"Banka cüzdanındaki sayılarla en hızlı aşkların sıcaklığı harman edildiğinde, evlilik ve miras hukuklarının nikâh defterlerinde matematiğe dönüştüğü görülüyor; hesap, kitap, para, pul ve çocuklarla sürdürülecek holdinglerin kasalarında yatan bir çıkarsal gelecek...
Evliliğin ölmesi için bu düzenin yıkılması gerek..."
Bence de!.. Kimin kimden doğduğu belli olsun, malların aktarımında bir karışıklık doğmasın diye ikili halde yaşama zorunluluğunu kafamıza ve kalbimize bastırıp duran bu sistemin yıkılması gerekiyor... Ancak böylelikle sistemin bize "aşk" diye dayattığı sevimsiz hediyelik eşyadan kurtulabiliriz. Çünkü aşk, bugünkü haliyle, Sevgililer Günü adlı tüketim bayramında, kalp şeklindeki manasız yastıkların satılabilmesi için bir piyasa motivasyonu... Hiç düşmeyen bir hisse senedi... Fazla evcil bir süs köpeği... Karameladan ve çikolatadan yapış yapış olmuş bir "şirinlik"...
"Sürdürülebilir evlenme"
İlhan Selçuk, Turhan Selçuk’un bir karikatüründe yarattığı bir kavrama da atıf yapmış:
"Sürdürülebilir evlenme!"
"Sürdürülebilir" kavramı kaçınılmaz olana katlanılabilir bir hal vermek için kullanılıyor bütün dünyada: Sürdürülebilir kalkınma, sürdürülebilir dünya... Başka seçenek yok yani. Bunlar olacak da, hani bunu nasıl daha insanî hale getirebiliriz, mesele bu.
Ama evlilik için böyle bir mecburiyet var mı? Ya da evliliği önce mecburiyet olarak tarif edip sonra da onu katlanılabilir kılmak için bir enerji sarf etmeli miyiz? Evliliğe bu kadar inanıyor muyuz? Dürüst olanlardan ve insan doğasını reddetmeyenlerden kim evliliği bu kadar savunabilir? İnsanlık, insan ilişkisinde henüz daha iyi bir yöntem keşfedemedi diye niye bu kadar yapışalım evlilik kurumuna? Belki yüz yıl sonra yeni bir yöntemimiz olacak "meşru ilişki" için... Belki yüz yıl sonra daha insanî bir yöntem bulacağız... Kim bilir!
Sürdürülebilir evlenmeme!
O vakit, Turhan Selçuk’un yarattığı, İlhan Selçuk’un da işaret ettiği kavrama karşılık yeni bir şey atıyorum ortaya:
Sürdürülebilir evlenmeme!
"Gayri meşru" olmaktan çekindiği için kalbinin üzerine bastıranların olmadığı bir hayat... Emniyet kemerleriyle boğulmadığımız bir hayat seçeneği... Olanaklarımızı korkularımızla eksiltmediğimiz bir yaşama türü... Sonunda yalnız ölmeyi göze almak... İlişkilerin sadakat saplantısıyla "idare edilmediği" bir ilişkiler sistemi...
Çünkü iki seçenek sunuyor hayat insana. Ya yalnız kalıp "serserisi" olacaksın zamanın veyahut evlenip güvenliğin ılığını seçeceksin... Biri diğerinden daha kolay değil. Biri diğerinden daha doğru değil. Üstelik her iki seçeneğin bedeli de eşit ağırlıkta değil mi aslında? Düşünün bir kez...
ecetem@hotmail.com
SAYFA BAŞI

|
|

|