03 Ekim 2002 Perşembe


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




Gıdı gıdı skandalı

     Kurda sormuşlar "Ensen niye kalın?" diye. "Her işimi kendim görürüm de ondan!" demiş. Ama kendi kendini gıdıklayamamış. Çünkü bu dünyada gıdıklanan var, gıdıklanmayan var. Ama kendi gıdığına gıdıklanan yok. Gıdıklamak için de, gıdıklanmak için de mutlaka iki kişi gerekiyor. Dolayısıyla bu dünyada gıdıklanan kadar gıdıklayan da var.
     Ancak Fransa'nın First Lady'si Bernadette Chirac, bütün bunları bilmiyordu. Ahir ömründe kimseyi gıdıklamadığı gibi, muhtemelen kimse de onu gıdıklamamıştı.
     Sıcak bir yaz gecesi, tam olarak
     10 Temmuz saat 22.50’ de, Fransa Cumhurbaşkanlığı Sarayı Elysee'deki özel dairelerinde Jacques ve Bernadette Chirac yatmaya hazırlanıyorlardı ki, sokağın karanlığından korkunç bir kadın çığlığı yankılandı. Devlet başkanı ve eşi donakaldılar. Çığlık saraya bitişik Elysee sokağından geliyordu. Kan dondurucu feryat, boğazlanmakta olan bir kadın sesine benziyordu. Oysa saray bir ordu polis tarafından korunuyordu. Bunca polisin ortasında bir kadın nasıl ve kim tarafından boğazlanırdı? Yoksa bir suikastçı mı yakalanmıştı? Hiç görmedikleri için akıllarına "darbe" olasılığı gelmeyen Chirac çifti, normal bir çiftin yapacağı gibi pencereye koştular, açtılar ve sokağa baktılar.
     Gördükleri "şey", cumhurbaşkanı Jacques'ta nasıl bir infial yarattı bilmiyoruz ama Bernadette'i çileden çıkardığı kesin. Elysee Sarayı'nı korumakla yükümlü bir erkek polis, Elysee Sarayı'nı korumakla yükümlü bir kadın polisi, yan sokaktaki üç numaralı devriye kulubesinin önünde GIDIKLIYORDU. Nasıl çileden çıktıysa, kocası bile tutamadı ve cumhurbaşkanının eşi, alı al moru mor, soluğu ana sokaktaki bir numaralı devriye kulübesinde aldı. Elysee sokağındaki gıdıklama seansından haberi olmayan koruma görevlisini on dakika süreyle haşladı ve ertesi gün Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nı korumakla yükümlü Emniyet Müdürü'ne bildireceğini, böyle bir "gıdıklama" olayının bir daha olmaması için sarayı koruyan tüm garnizon personelinin değiştirilmesini isteyeceğini gıdakladı.
     Ertesi sabah 08.30'da tüm Fransız Emniyeti ayaktaydı ve devletin çarkları dönmeye başlamıştı. Elysee sarayını korumakla yükümlü polis memurları, nöbeti bitip evde uyuyanlar dahil, bir bir toplanıp sorguya alındılar. Asıl suçlular üç adetti: Gıdıklayan memur, gıdıklanan memure ve onların haline gülüp müdahale etmeyen meslektaşları. İtiraflar gecikmedi. Genç polis memuresi F.G., genç erkek meslektaşı E. tarafından "üç kez kalçaları hizasından gıdıklanmış", sonuncu gıdıkta bir adım sıçrayarak çığlık atmıştı. Gıdıkçı memur E. suçunu kabullendi, tanık memur ise "iki arkadaşın hiçbir kötü niyet taşımayan ve gıdıklamakla sınırlı kalan şakalaşmasına müdahale gereği görmediğini" itiraf etti.
     Altı müfettişin görevlendirildiği "gıdık" soruşturması sonucunda Elysee garnizonundaki dört polis memuru ve bir komiser görevlerinden alındıkları gibi, birkaç haftaya kadar disiplin kurulunda hesap verecekler.
     Ama olay kapanmadı. Çünkü son derece gizli yürütülen soruşturma tutanakları, hangi yollardan bilinmez, geçen hafta Fransa'nın en sivri dişli, güçlü ve bağımsız medyası, politikacıların kabusu, ünlü Zincirli Ördek (Canard Enchaine) gazetesine ulaştı. Zincirli Ördek gazetesinden Le Monde sütunlarına ve televizyon ve radyo kanallarına sıçradı.
     Ve Fransa kahkahaya boğuldu. Bütün millet gıdıklanmış gibi gülüyor ama gıdık kurbanı polislere değil, kahkahayı çığlık, gıdıklananı bıçaklandı sanan ve gece yarısı sokağa fırlayan Bernadette Chirac'ın işgüzarlığına!
     
     Yazara e-mail
     



 PAZAR


Dürümcünün TIR filosu
Marksist rock’çıların Türkçe pop eşliğinde tuhaf dansları
Aşık katiller bu kitapta buluştu
‘Tekneyle uçuyorum’
"İstediğim evliliği İngiltere’de yapamazdım"
Magazinin ve taraftarın "Hulki abi"si
Saltanat suya indi
‘Birçok şeyden fedakarlık yaparak başarılı oldum’
Konuklarınıza restoranda yemek pişiri
Şaraplık üzüm, kuru üzüme karşı
Alman meclisinin Türk kadınları
Gayya kuyusu Marmara
Zanzibar’da yemek keyfi
Gıdı gıdı skandalı
Sultan V. Mehmed Reşad
"Muz gibi futbolümüz döndü çürük iğdeye"
Anne-baba kandırmacaları
Dönüp bakın yazınıza hele bir...


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet