03 Ekim 2002 Perşembe


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Türk reklamcılığının panoraması

"Uzun Metin Sevenlerden misiniz?" Gökhan Akçura’nın artık bir klasiğe dönüşen "Ivır Zıvır Tarihi"nin 3. cildi. Kitap, reklamın bir tür teşhir; teşhirin de ayıp olduğu günlerden başlayarak Türk reklamcılığını masaya yatırıyor.

     MEHMET KENAN

     1964 Haziran’ında Milliyet Gazetesi’nde yayımlanan bir tıraş bıçağı ilanı. Fonda -gömlek ve ceket kolundan bir erkeğe ait olduğu anlaşılan- iki el görünüyor. Ellerin birinde "Pal" marka bir jilet, ötekinde de bir kıl var. İlana biraz daha dikkat ederseniz kesilmiş bir kıl parçasının da alt köşeden düşmekte olduğunu fark ediyorsunuz. Bütün bu manzaranın en üstünde de şu cümle yazıyor: "Pal hakikaten kılı kırk yarıyor!"...
     Türk reklamcılığının başlangıcı, gelişimi, kısa sürede kat ettiği büyük yol bugüne kadar nedense pek yazılıp çizilmedi. Oysa o "Kılı kırk yaran" tıraş bıçaklarından "Gözlere sihri füsun ilka eden" Hasan sürmesine, "aslanlı basma"dan "pehlivanlı pazen"e reklam sektörünün attığı o ilk adımlar Cumhuriyet ile birlikte başlayan toplumsal değişimin de en açık işaretiydi. Ya da şöyle söylemeli: Erken Cumhuriyet dönemi Türkiye’si artık "asri"leştiği, modern olmaya çalıştığı için sakal bırakmıyor, peçeden vazgeçtiği için "Necip Bey" kremi kullanıyor; tarıma başladığı için traktör istiyordu. İşin kestirmesi; talep artınca piyasa kızışmış, meydan da reklamcılara kalmıştı. Artık dönem "markalar, damgalar, armalar, alametler" dönemiydi.
     Sonra aradan yıllar geçti; markalara, damgalara alışıldı, reklamcılık Türkiye’nin önemli sektörlerinden biri oldu ama biz Erken Cumhuriyet dönemine ilişkin birçok şey gibi o günlerin tarihini de bir türlü öğrenemedik. Ta ki bu ay başında Gökhan Akçura imzasıyla yayımlanan "Uzun Metin Sevenlerden misiniz?" adlı kitaba kadar...
     "Uzun Metin Sevenlerden misiniz?" Akçura’nın artık bir klasiğe dönüşen "Ivır Zıvır Tarihi"nin üçüncü cildi aslında. Ve hemen söylemeli tıpkı ilk iki ciltte olduğu gibi bu "tarih" de hem eğlenceli bir metin hem de bir başvuru kitabı niteliğinde. Zira reklamın bir tür teşhir; teşhirin de ayıp olduğu günlerden başlayarak Türk reklamcılığının panoramasını çıkaran kitabın açısı öyle hoş ki; İhap Hulusi’den "Matbaacı Kirkor"a, ilk amblem ve logo çalışmalarından öykü tadında yazılmış ilan metinlerine sektörün erken yıllarına ilişkin her şey sızıyor o panoramaya... Ve tabii mevzuu reklam olunca; sinemalar, birahaneler, bankalar, Demokrat Parti, elektrik, yılbaşı gibi birçok "modern" ayrıntıyla imparatorluktan Cumhuriyet’e geçişin toplumsal yansımaları da... Eh, bu da yarım yüzyıllık yakın tarihine ilişkin "en ortak" bilgisi "10. Yıl Marşı" olan bir kamuoyu için bulunmaz bir nimet demektir.
     
     Uzun Metin Sevenlerden misiniz?
     Gökhan Akçura
     Om Yayınevi
     263 s.
     Fiyatı: 18.500.000 TL.
     







 KÜLTÜR & SANAT


Sanatçıların denizi
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
"Türk toplumu hızla budalalaşıyor"
Türk reklamcılığının panoraması
Gördüğünüze inanır mısınız?
Melodik sihir
Boş yok! Seçenek yok! İş yok!
Sırılsıklam aşk ve ölüm
İyi ki doğdun ve yaşadın
"Bütünün içindedir insan"
New York’un ilk seks müzesi
Ayasofya’da yenileme çalışmaları
"Resimlerim şöminelik değildir"
Ipanemalı bir kız sevdim!
Tavizsiz melodi ustaları
Doğu’dan Batı’ya müzikalite
Selda geldi. Hoşgeldi!
Hadi bakalım Loona!..
Fütüristik kara film
Nurgül Yeşilçay’a zorlayıcı bir rol aranıyor
Spielberg uyarıyor
"Herkes aşkı yaşayamaz!"
Sadakatsiz Safiye
Hayat atölyesi
Durun bakalım!..
Yeni yayınlar


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet