
|

Irak’ta az zarar çok zarar hesabı!
Bir yanlış anlamaya meydan vermemek için bu notu yazımın başına koyuyorum. Aşağıdaki yazı Amerika’nın Irak’ı vuracağı varsayımına göre yazılıyor. Keşke buna gerek kalmasa... Bölgenin başına bela olan Saddam sorunu keşke başka yollardan çözülebilse...
Irak Başbakan Yardımcısı Tarık Aziz’in Ankara’ya getirdiği mesajlarda bir sürpriz yok. Amerika’nın yanında yer alırsa, Türkiye’nin birçok bakımdan zararlı çıkacağını söylüyor Saddam’ın temsilcisi.
Haklı, zararlı çıkacak.
Peki tersi olursa, yani Saddam’ın istediği gibi Türkiye ABD’ye hayır derse, bu işten karlı mı çıkacak?
Türkiye 1991’deki Körfez Savaşı’nda ABD’nin yanında yer almış ve zararlı çıkmıştı. Ekonomiyle, güvenlikle, demokratikleşmeyle ilgili kayıpları büyük olmuştu. Kuzey Irak’taki otorite boşluğundan yararlanan PKK özellikle 1992, 1993 ve 1994’te Türkiye’yi fena halde kanatmıştı.
Peki, Türkiye 1991’de Amerika’ya hayır demiş olsa karlı mı çıkacaktı?
Bu sorunun yanıtı da olumsuz.
Kerkük - İskenderun petrol boru hattı çalışsa, ambargo olduğu için o petrolü alan çıkmayacaktı. İncirlik Üssü’nü kullandırmasak da Amerika Irak’ı vuracaktı. Irak’la ticari ve ekonomik ilişkilerimiz ister istemez duracak, üstelik bu defa ekonomik kayıplarımızın karşılanmasında Amerika’nın desteğinden de yoksun kalacaktık.
Kuzey Irak’taki Kürt oluşumlarıyla PKK faaliyetlerine karşı 1990’larda askeri operasyon düzenlemek mümkün olmayacaktı. Çünkü Amerika’yla İngiltere’yle ters düştüğümüz için BM Güvenlik Konseyi’nden çıkacak kararlarla Türkiye’nin Kuzey Irak’a girip çıkması engellenecekti.
Evet, 1991’de Amerika’yla birlikte olduk, zararlı çıktık. Ama Saddam Hüseyin’le saf tutsaydık ne olacaktı?
Karlı mı çıkacaktık? Hayır.
Çok daha zararlı çıkacaktık.
Bugün durum farklı mı?
Sanıyorum, Washington şimdi Ankara’ya aynı hesabı gösteriyor. Bir başka deyişle, az zarar, çok zarar hesabı yapıyor. "Benimle birlikte olursan az zararlı, hayır dersen çok zararlı çıkarsın" demeye getiriyor belki de. Bu hesabı elbet Ankara’da yapanlar da var.
Akla takılan noktalara gelince:
(1) Türkiye hayır dese de Amerika güneyden, Katar’dan, Kuveyt’ten, Basra Körfezi’nden vuracak ve bu kez Saddam’ı devirmeden durmayacak.
(2) Türkiye hayır dediği için Saddam sonrası Irak’ıyla ilgili düzenlemelerde söz hakkı son derece sınırlı olacak. Kuzey Irak’ta Kürt oluşumu, Irak’ta federasyon, Kerkük’ün durumu, Irak’ta Türkmenler gibi konularda konuşmak için Saddam sonrası masasında sağlam bir sandalye kapamayacak.
(3) Bir başka deyişle Irak’ın bölünmesi, Kuzey Irak’ta Kürt devleti kurulması, Irak’ta son derece gevşek bir federal devletin sahneye çıkmasına ilişkin seçenekler karşısında Türkiye’nin eli zayıflayacak.
(4) Türkiye askeri harekatın dışında da kalsa, ekonomik ve ticari açıdan yine zarara uğrayacak. Çünkü petrol fiyatları yükselecekse yine yükselecek, turizm olumsuz etkilenecekse yine etkilenecek, faizler artacaksa yine artacak. Üstelik Türkiye bu kez zararlarının karşılanmasında Amerikan desteğinden yoksun kalacak.
(5) Türkiye sırtını döner, Türk - ABD stratejik ortaklığı, Türk - Amerikan ilişkileri bozulursa, bu durum AB, Kafkaslar ve Orta Asya, Doğu - Batı enerji koridoru, Ortadoğu gibi alanlarda Türkiye’nin konumunu, çıkarlarını olumsuz etkileyebilecek.
Liste daha uzatılabilir.
Ama gerekmiyor.
Artılar eksiler orta yerde.
Savaş korkutuyor haklı olarak.
Eski Mısır Dışişleri Bakanı Amr Musa, Amerika’nın Irak’ı vurmasına karşı çıkarken, bölgede "Cehennemin kapılarını açar!" demiş... Baba Başkan Bush’un Ulusal Güvenlik Danışmanı Brent Scowcroft da kıyametin başlangıcı diye nitelemiş... Fakat ABD Başkanı Bush dinleyecek gibi gözükmüyor.
Vurursa ne yapacağız?
Sanıyorum bu sorunun yanıtı Ankara’da şu sıralar en çok Dışişleri’yle Genelkurmay’da Türkiye’yi düşünen beyinleri uğraştırıyor.
Hayırlısı!
h.cemal@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|