
|

Seçim şimdi başlıyor
TBMM’nin 3 Kasım seçimleri nedeniyle ‘tatile girmesi’ sonucu siyaset anketlerden meydanlara taşınıyor.
Seçim şimdi başlıyor!
Küskünlerin 1 Ekim’de Meclis’te açık tutarak ‘seçimi erteletme’ girişiminin sonuçsuz kalması demokrasi adına sevindiricidir.
Türkiye’yi 2001 Şubatı’nda Cumhuriyet tarihinin en ağır ekonomik yıkımına uğratan kadrolar, zamanında göze alamadıkları ‘istifa’dan kaçınmanın bedelini 3 Kasım’da Meclis dışında kalarak ödeyecekler. 1999’da ‘Apo rüzgarı’yla gelenler, ‘Derviş rüzgarı’yla gidiyor!
2001 krizinin bedelini bu ülkede yaşayan her insan ağır şekilde ödedi. Ülke ekonomisi küçüldü, kişi başına ulusal gelir 2 bin dolara düştü, 2 milyondan fazla insan işini kaybetti, işyerleri kapandı. Sanayiciden çalışanlara herkes bedel ödedi. Sadece siyaset kurumu bu ‘hesaplaşma’nın dışında kaldı. Evet bu Meclis çok yasa çıkardı, AB üyelik sürecinin yolunu açtı. Ancak toplumu siyasetten soğutan pek çok yanlış icraata da gözünü kapadı. Yolsuzlukların üstü örtüldü.
Tek başına ‘af’ yasası bile Meclis’in ayıbı olarak yıllarca anımsanacak. Seçim yolu açık kaldıktan sonra mesele yok. Halk, sandık önüne gelince yetki verdiğini tasfiye etmesini de bilir.
Nitekim ‘küskünler’ hareketine yönelik kamuoyu tepkisi ‘öfkeli kalabalıklar’ın mevcut kadroları değiştirmek üzere bir an önce seçim istediğini gösteriyor. Türkiye’de seçim süreleri 1991’den bu yana giderek kısalıyor. İktidarlar ‘abartılı’ bir söylemle işbaşına geliyor.
Özal dönemi sona ererken, meydanlar ‘Kurtar bizi Baba’ sloganlarıyla inliyordu. 2001 krizi gösterdi ki, Türkiye’nin faiz - borç sarmalının miladı 1990’lar başıdır! Erbakan’ın ‘Adil Düzen’i’ 28 Şubat’la son buldu. Devlet ciddiyeti ve güvenilir liderliğiyle işbaşına gelen Ecevit’in bakanlarının Çankaya’da ‘Anayasa kitapçığıyla taltif edilecekleri’ kimin aklına gelirdi?
Siyasi kadroların bu kadar hızlı aşındığı kaç ülke var?
Daha sandık gözükmeden ‘yeni seçimden’ söz ediyoruz.
Çünkü her şeyi ‘seçimden’ bekliyoruz! Daha doğrusu ‘seçimden seçime’ oy kullandıkça, siyasal katılımı sandığa gitmekle sınırlı saydıkça ‘mucize çözümler’ beklentisine giriyoruz. Türkiye bir seçime daha, ‘abartılı vaatler ve beklentiler’le gidiyor.
Seçim ve siyasi partiler yasasında ‘lider oligarşi’sini kaldıracak önlemler alınmadı. Barajlar yine yüksek. Halkın seçimden sonra ‘bu benim milletvekilim’ deme şansı olmayacak. Çünkü listeler, genel başkanlarca hazırlandı. Adayları tanımıyoruz. Seçmenler bunlar arasında ‘tercih’ yapamayacak, ‘politbüro’ üyelerini onaylayacak.
Hazin olan, zamanında bunlara karşı çıkmak yerine ‘grup disiplini’ gerekçesiyle milletvekillerini ‘oy makinesi’ haline getiren kadroların Meclis’te ‘seçime hayır’ demeleriydi.
Halk bu oyunu görüyor.
Seçim şimdi başlıyor.
Asıl deprem 3 Kasım’dan sonra partilerde yaşanacak. Liderleri zor günler bekliyor.
dsazak@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|