
|

İşadamının Karaoğlan anısı
Kayseri’de milletvekili adayı Muharrem Eskiyapan "İşadamları siyasete ne kazandırır" sorusuna yanıt verirken siyaset ve iş dünyası ilişkilerinde nereden gelindiğini anlatmaya başladı ve 1974 yılına gitti. Dönemin başbakanı Bülent Ecevit’i halkın "Karaoğlan" diye bağrına bastığı yıllara... TÜSİAD yeni kurulmuş, SİAD gibi iş dünyası kuruluşları ise henüz yoklar.
TOBB Başkanı, Adalet Partisi’ne yakın bir isim olan Sezai Diblan. Siyaset ile iş dünyası ilişkileri ‘taraftara imtiyaz’ şekline bürünmüş. Ekonomi devletin elinde, döviz tahsisleri TOBB tarafından yapılıyor. Bir grup işadamı durumdan rahatsız. TOBB’un iş dünyasının taleplerine iletmekte yetersiz olduğunu ve partici davrandığını görüyor ve ayrı bir örgütlenme modeline gidiyor.
O günlerde Adana Sanayi Odası Başkanı Sakıp Sabancı ve beraberindeki 8 oda başkanı ‘sanayi odaları birliği’ adıyla resmi olmayan bir kuruluş oluşturuyor. Eskiyapan’ın hatırladığı kadarıyla İstanbul’dan Nurullah Gezgin, Eskişehir’den rahmetli Mümtaz Zeytinoğlu ve Bursa’dan Ali Osman Sönmez, İzmir’den Yılmaz Adıgüzel gibi sanayi odaları başkanları bu grubun içinde.
Kayseri heybesi örneği Kıbrıs Barış Harekatı sonrasında Türkiye, Rumlardan kalan sanayi tesislerini "sanayi holding" çatısı altında birleştirmiş ama ne makineler dönüyor, ne de tarladaki ürün toplanabiliyor. Bu duruma bir çare üretmek üzere Ankara Sanayi Odası (ASO) görev üstleniyor ve Girne’de 1 hafta kalıp, durum saptaması yapıyor. ASO’nun o dönem başkanı olan Eskiyapan anıya girdi:
"Sabancı başkanlığında 9 oda başkanı hazırladığımız ‘Kıbrıs Raporu’nu sunmak üzere Ecevit’e gittik. Bizi başbakanlıkta karşılamadı, parti binasında kabul etti. Ayakta duruyoruz, çay bile ikram etmiyor. "Sabancı raporumuzu sunmak istedi, Ecevit ‘siz 5590 sayılı kanunla kurulmuş bir oda değilsiniz, illegal bir kurumsunuz raporunuzu almam’ dedi. Sabancı ısrarlı, Ecevit’e bizim Kayseri’de kullanılan heybeleri anlattı. Omuza atıldığında bir yüzü sırta, öbür yüzü ön tarafa gelen heybeleri örnek göstererek, ‘Size önerilerimizi anlatalım. Beğendiğinizi ön göze, beğenmediğinizi arka göze koyarsınız’ dedi, Ecevit kabul etmedi, biz de çıkıyoruz..."
Ecevit kapıdan çıkarken bana (Eskiyapan) seslendi ‘Nuh’un Ankara Makarnası için günde 4 kez reklam veriyorsunuz. Reklamları azaltıp, fiyatı düşürseniz daha iyi olmaz mı?’ dedi. Ben de o yıllarda yalnızca TRT 1’in yayında olduğundan reklam parasının devlete gittiğini ve rekabet etme şartlarımızı anlattım, çıktık."
Bu kadar lafı Eskiyapan niye anlattı, ben niye yazdım? İş dünyası ile siyaset arasında kurulan "toplum aleyhine kişisel menfaat" ilişkisine duyduğumuz tepkiden. TOBB kendini "başbakan ihraç etmeye" odakladığı bir dönem yaşadı. Bu dönemler hem siyasetin yapılanmasında, hem de ekonomik hayatta atılması gereken adımları geciktirdi. İş dünyası siyaset yapacaksa açıkça ortaya çıkmalı, devletin olanaklarını dağıtarak veya kullanarak iktidarda kalma yoluna gitmemeli.
Ve tabii Ecevit’in bile (‘bile’ ifadesinin kullanılma nedeni, Ecevit’in demokratik sol siyasetin temsilcisi olduğunu vurgulamaktır) TOBB’un çarpık da olsa resmi yapısını liberal ve demokratik işleyişe tercih ettiğini göstermesi açısından yazdım...
syilmaz@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|