04 Ekim 2002 Cuma


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




Ne var, ne yok?

     Al bir kelimeyi, gönlünce doldur içini, olsun köfte-sevgili...
Sevgililer özel bir dil yaratıyor, dilden bir kale kurarak kendilerini dışarıdakilerden ayırıyor

     Ponçik! Ben anlamını bile bilmiyordum, üstü şekerli bir tür "şey" miymiş, neymiş. Sevgilisine, bir sevgi ifadesi olarak ponçik diyenler varmış. Ponçik, ponçiiiiik... Simit, kek, poğaça, ay çöreğiiii...
     "Köfte" diyor bir arkadaşım sevgilisine. Yok artık, patates! Yanında da piyaz?
     "Yavru kuşum" diyen var, Susam Sokağı tadında... Minik Kuş gibi bir nevi.
     Birlikte yaşayan insanların ortak dil kurması acayip değil. Türkler mesela Türkçe diye bir dil kurmuşlar. Kürtler Kürtçe konuşuyor, İtalyanlar İtalyanca...
     Sevgililer de kendilerine özel bir dil yaratıyorlar. Dilden bir kale kurarak kendilerini dışarıdakilerden ayırıyor. Kelimelerin tek başına bir anlamı yok ya, alıyorlar bir kelimeyi, içini gönüllerince dolduruyorlar; oluyor köfte.
     
     Gülben Ergen, Van kedisi mi?
     Ya da "pamuk" ya da "suyum" ya da "ötem"oluyor...
     Gülben Ergen, sevgilisi Metin Güneş’in ona "pamuk" dediğini söylüyor.
     Herkes Gülben derken sevgilisi ona Pamuk diyor. Böylece diğerlerinden farklı oluyor. Yoksa sanmıyorum ki Metin Güneş, Gülben Ergen’e Van kedisi muamelesi çekiyor.
     Kanuni Sultan Süleyman zatı şahaneleri ya, onu tek bir hitap sözü kesmiyor, Hürrem Sultan’a demediğini bırakmıyor:
     Celis-i halvetim, varım, habîbim, mâh-i tâbânım /
     Enîsim, mahremim, varım, güzeller şâhı sultânım
     Hayatım, hâsılım, ömrüm, şarâb-i kevserim, adnim /
     Bahârım, behcetim, rûzum, nigârım, verd-i handânım
     Bu daha şiirin başı. Sonlara doğru bir yerde "Nebâtım" bile diyor Muhteşem Süleyman.
     Ortak dil iyi de, kimi zaman komik oluyor. Kocasını ayı diye sevenler, karısına sıçan diyenler...
     Nefise Karatay’a da sevgilisi bazen "suyum", bazen "ötem" diyormuş. Suyum yaa, kimin aklına gelir? Murat Varol su problemi çeken Suriye’de mi büyümüş? Bu ikili, bu yaratıcılıkla kızlarına da bilmemnesu adını verirler kesin. Yine de suyum, sıçandan iyidir!
     
     Ötenin ötesi var, canın da canısı
     Peki ötem ne ola ki acaba?
     Hatırlar mısınız, hani "Canısı, canısı; gönlümün yarısı" ilk çıktığında bir muhabir İbrahim Erkal’a "Canısı ne demek?" diye sormuştu. Erkal’ın cevabının anısı bizim hafızalarımızdan kolay kolay silinmeyecek: "Ötenin ötesi var ya. Aynı işte! Canın da canısı var."
     Aşkın da aşkısı var! Tuba’nın Tubası var. Patronun patronusu var mı? Patronusu desem sevimli olur muyum? Aman tanrısı, bu yazısı oldu musu?
     
     Kadın değil mi? Hem ağlar hem aldatır...
     Geçen gün televizyonda, bir psikiyatr falan çağırmışlar ciddi ciddi, spiker soruyor: "Kadınlar da eşlerini aldatıyorlar mı?" Ee-eveet! Aldatıyorlar.
     Spiker inanamıyor, mütemadiyen soruyor: "Kadınlar da aldatıyor öyle mi?"
     Yok, bu spiker hazmedemeyecek bu bilgiyi, karısının onu aldatma ihtimali adamın sinirlerini iyice gerdi.
     Kadınlar insan değil mi? Uzaylı mı? Tanımlanamayan uçan obje mi? Neden kadınların da aldattığına / aldatabileceğine inanmak gerçek olamayacak kadar tuhaf geliyor erkeklere?
     Daha tuhafı, neden bir kadının aldatma sekansında bile boşrolü koca oynuyor?
     Şarkılarla arz edeyim müsadenizle:
     Aşkın Nur Yengi "Sonunda oldu, seni aldattım, içim kan ağlayarak" demişti. Sonra Gülşen "Sana bir ihanet borcum vardı, ödedim sonunda ağlayarak" dedi.
     İki şarkı arasındaki yedi benzerliği bulunuz bakalım. İPUCU: Ağlayarak!
     Kadınlar aldatır ama ağlayarak. Bu mudur? Yani aslında aldatmak istemezler, hatta diğer erkeği çekici bile bulmazlar, onlar kocalarına, ille de kocalarına aşıktırlar ama aynı zamanda kocalarına had bildirmeleri, hesap sormaları, onlardan intikam almaları gerektiği için MECBUREN aldatırlar. Görev gibi...
     Öyle mi? Nasıl yani? Niye ki?
     
     Bira festivalleri art arda geliyor
     Münih’te 19 yıldır düzenlenen ünlü bira festivali Oktoberfest, İstanbul’a geliyor. Festival 6 Ekim’de Taps’te... (0212-296 20 20) 14-27 Ekim arasında da Hilton ParkSA’nın "Alman Bira Festivali" var. Zeytini Bar’da düzenlenecek bu festivale rezervasyon için (0212) 310 12 00 no’lu telefonu arayabilirsiniz.
     
     İki koku birden çıktı
     Dünyanın ünlü kozmetik ve kişisel bakım markası Oriflame’in yeni parfümü Believe piyasada. Parfüm; kehribar, ağaç kokuları, yasemin ve gül esanslarından oluşan Believe’in 50 cl.’lik şişesi 36 milyon 800 bin lira. Tel: (0216) 474 33 99
     Ekimde bir parfüm de Eczacıbaşı Avon’dan geliyor. Dreamlife EDP mimoza, frezya, paçulin, sandalağacı ve misk esansları içeriyor. Dreamlife 42 milyon lira ve çanta hediyeli. Tel: (0212) 212 34 60
     
     "Motorcu" stili kadın koleksiyonlarına da girdi
     "Bu kadınlardan korkulur" lafının somut ispatı var artık! Louis Vuitton’un 2002/2003 koleksiyonunda Alfred Hitchcock’un gerilim filmlerindeki kadın kahramanlardan esinlenerek hazırlanan kıyafetler var. Ayrıca bugüne kadar erkek koleksiyonlarında kullanılan "motorcu" stiline bu sezon kadınlar talip.
     
     Masaj mönünüzü görebilir miyim?
     Fast food zincirlerinde yıllardır uygulanan "hamburger mönüsü"nü takip eden "jean mönüsü" yeterince şaşırtıcıydı. Şimdi Divan Oteli buna "masaj mönüsü"nü ekledi. Otelin Fitness Club’ındaki programda spor masajı, dinlendirici masaj, selülit bakımı, jet lag masajı ve bölgesel masajlar uygulanıyor. Masaj mönüsünden faydalanmak için rezervasyon numarası Tel: (0212) 231 41 00
     
     Kırklareli’deki Yahudiler
     Erol Haker’in "Bir Zamanlar Kırklareli’de Yahudiler Yaşardı..." adlı kitabı, beş kuşak boyunca bölgede yaşayan Adato ailesinin hikayesini temel alarak Yahudilerin hayatlarını anlatıyor. Aile fertleriyle yapılan söyleşiler sonucu ortaya çıkan kitapta işgaller, savaşlar, cumhuriyete geçiş gibi dönemleri atlatan cemaatin Kırklareli’de yavaş yavaş ortadan kalkışının öyküsü var.
     
     Mutfak için her türlü malzeme
     Reklam sloganında "her şeyi düşünen" Tefal, kendi adını taşıyan mağazalarda da "mutfakta ihtiyaç duyulacak her şeyi" satıyor. En yeni Tefal Shop 14 Eylül’de açıldı. İstanbul’un Anadolu yakasının yeni alışveriş merkezi Naulitius’ta hizmete giren mağazada, evde ve mutfakta lazım olacak ürünler bir mutfak konseptinde sunuluyor. Tefal Shop’ta ayrıca Rowenta ve Moulinex & Krups marka elektrikli mutfak aletlerini bulmak da mümkün.
     Tel: (0216) 339 83 82
     
     Yeni kültür sanat sezonu
     Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’ndaki Art İstanbul’da bugün 14.00-16.00 arasında İtalyan profesör Simonetta Lux "Dizayn Teorisi, Tarihi ve Çağdaş Sanatla Etkileşimi" başlıklı bir konferans düzenliyor. İstanbul Kültür Sanat Vakfı standında 17.00’de Cana Gürmen ziyaretçilerle buluşacak. Yarın aynı yerde aynı saatte Kerem Görsev var. (0212) 231 30 21. Yine yarın saat 18.00’de İstanbul Yaya Sergileri 1 / Nişantaşı açılıyor. 21.00’de bir yaya partisi var. (www.yayaistanbul.com) İstanbul Büyükşehir Belediyesi de 1 Ekim Salı 18.00’de Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde Murat Belge ve Selim İleri’nin de katılımıyla Safiye Erol’u anıyor. (0212) 317 77 48-49. Aynı gün merkezin sinema salonunda da Gerard Depardieu ve Uma Thurman’ın oynadığı "Vatel" filminin gösterimi var.
     
     



 CUMARTESİ


SİNEMA
"En çabuk öğrendiği şey kalça figürleri oldu"
Yeni dostlar edindik
ÖSS’de başarı için flörte karşı birim
Yedi portakal, bir festival
Akbank Caz’ın Türk yıldızları
Ne var, ne yok?
İDRAK YOLLARI
Zuhal Olcay ve kel alaka
Al bir kelimeyi, gönlünce doldur içini, olsun köfte-sevgili...
Tarihte en ünlü sünnet düğünleri


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet