04 Ekim 2002 Cuma


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




"Muz gibi futbolümüz döndü çürük iğdeye"

     GülDiken’in yeni sayısı futbola ayrılmış. Yapıtların çoğu geçmişten alıntılar. Hakeme edilen en ağır hakaretin "Gözüne gözlük " olduğu günlerden...Dünya Kupası sona ereli çok oldu ama futbol gündemimizin ilk sıralarından inmedi. (Zaten kendimi bildim bileli hiç inmiyor ki.) Yaz aylarını İlhan Mansız’la, Nouma’yla, Laila’yla, Reina’yla, çeşitli saç modelleriyle geçirdik. Derken Solna’lar, Lokomotif’ler, Barcelona’lar sıralandı. Bu arada Lorant, gündemdeki "mümtaz" yerini hep korudu.Bazı yayınevleri için de futbol, ilk sıraya olmasa bile, önlere yerleşti. Bu konuda alışık olmadığımız sayıda kitap yayımlandı.Gerçekten de alışık olmadığımız sayıda... Futbola o kadar düşkünüz... Ama futbolu konu edinen kitapların sayısı bu düşkünlüğümüzle orantılı değil. Eh, ne de olsa okumaktan çok seyretmeyi seviyoruz. İşin içine spor girince, bu seyir keyfine dedikodu, kavga-dövüş, sövüp-sayma da karışıyor... Çift katlı ekmek kadayıfı.***Bu hafta bir kitaptan değil, bir dergiden söz edeceğim. GülDiken’in futbola ayırdığı özel sayıdan.Turgut Çeviker’in yönetiminde düzeyli bir gülmece dergisi olarak yayımlanan GülDiken’in tiryakileri arasındayım. Bugüne kadar yayımlanan 27 sayı da beni hiç hayal kırıklığına uğratmadı. Gündelik şaklabanlıklarla ilgilenmeyen, usta yazarların, çizerlerin yapıtlarını yayımladı hep. Daha da önemlisi, gülmece tarihimize eğildi. Unuttuğumuz sanatçıları yeniden hatırlattı bize. Ülkemizin yakın tarihinde keyifli yolculuklara çıkardı.
     Son sayısı bütünüyle futbola ayrılmış. İçinde bu konuyla ilgili yazılar, şiirler, konuşmalar, karikatürler var.
     Yapıtların çoğunu geçmişten alıntılar oluşturuyor. Onları okuyunca, hakeme en ağır hakaretin "Gözüne gözlük!" olduğu bir dönemle "Sahaya ineriz" çığlıklarının atıldığı günümüz arasındaki "seyirci farkı"nın
     futbol mizahına da yansıdığını anladım.
     O döneme göre futbolumuz elbette ilerledi. 1943’te Kırmızı-Beyaz dergisinde Mete imzasıyla yayımlanan bir şiirde "Muz gibi futbolümüz döndü çürük iğdeye / Şaşarım bu futbolu hazmedecek mideye" deniliyor. Çürük iğde yeniden muz oldu belki, ama seyir, hoşgörü, sportmenlik açılarından neye dönüştü, orasını bilemem.
     Gazetelerde, dergilerde yayımlanan eleştirilerden, yorumlardan, değerlendirmelerden söz etmiyorum. Ama gülmece açısından bakıyorum da, yakın geçmişin incelikli mizahının Lefter’i alkışlayan Galatasaray seyircisiyle, Baba Recep’i alkışlayan Fenerbahçe seyircisiyle, Metin Oktay’ı alkışlayan Beşiktaş seyircisiyle birlikte yok olduğunu görüyorum. Birkaç ayrıcalık dışında, o mizahın yerini bugünün seyircisini tatmin eden, ona ısmarlama gibi yakışan kaba çizgiler almış.
     ***
     GülDiken’de Muvakkar Ekrem Talu’ları, Tevfik Ünsi’leri, Eşref Şefik’leri okumak, Cemal Nadir’lerin, Necmi Rıza’ların,
     M. İhsan Garan’ların çizgilerini "seyretmek", bir futbolsever olarak büyük tat verdi bana. (Neredeyse bütün ömrünü spor karikatürleri çizmeye adamış Cafer Zorlu’nun da hakkını yemeyeyim.)
     Futbol hoşlanıyorsanız bu sayıyı alın derim. Futbolla pek ilginiz yoksa ama gülmece türüne yakınlık duyuyorsanız, yine alın. Hiç olmazsa, yakın geçmişimizin değişik bir kulvarda ter atmış ustalarını tanıyacaksınız.
     
     BİR DAKİKA ARA
Nasrettin Hoca’lar tribündeydi

     GülDiken’i okurken, Dolmabahçe’de tanık olduğum bir olayı, seyircinin Nasrettin Hoca’ya yaraşır bir çözümü nasıl bulduğunu hatırladım. Ama önce Galatasaray’ın efsane Baba Gündüz’ünün (Kılıç) bulduğu bir başka çözümden söz edeyim.
     Seyircilerin küfürlerinden yakınırdı Baba Gündüz. Bir arkadaşının küçük oğluyla maç dinliyormuş radyoda. Seyircilerin ünlü "terane"si başlamış. Çocuk, "Gündüz Amca, seyirciler ne diyorlar?" diye sormuş. Baba Gündüz, "Hakemin yönetimini beğenmiyorlar, yavrum" demiş. "Onu ilme davet ediyorlar, ‘İlme hakem!’ diye bağırıyorlar."
     ***
     Fenerbahçe’nin yabancı bir takımla önemli bir maçı vardı. Hangi takımla oynuyordu, şimdi hatırlamıyorum. Ama hakem de yabancıydı. Sahaya adımını atar atmaz seyircinin sempatisini kazandı. Tribünleri selamlıyor, yere düşenlerin kalkmasına yardımcı oluyordu. Faul yapanları, "Haylaz çocuk! Bir daha görmeyeyim!" gibilerden parmağını sallayarak uyarıyordu.
     Dakika başında da alkış alıyordu Fenerli seyirciden. Derken olanlar oldu. Hakem, kanaryaların hoşuna gitmeyecek kararlar vermeye başladı. Seyirciler ne yapacaklarını bilmiyorlardı. Öyle ya, biraz önceye kadar avuçlarını patlatırcasına alkışladıkları hakeme küfredebilirler miydi şimdi? Bir ters karar. Sessizlik. Bir ters karar daha! Sessizlik. Çözüm yeni açık tribünden geldi. Koro başladı: "Ya ya ya, şa şa şa, ilme hakem çok yaşa!"
     
     
     
     
     



 PAZAR


Dürümcünün TIR filosu
Marksist rock’çıların Türkçe pop eşliğinde tuhaf dansları
Aşık katiller bu kitapta buluştu
‘Tekneyle uçuyorum’
"İstediğim evliliği İngiltere’de yapamazdım"
Magazinin ve taraftarın "Hulki abi"si
Saltanat suya indi
‘Birçok şeyden fedakarlık yaparak başarılı oldum’
Konuklarınıza restoranda yemek pişiri
Şaraplık üzüm, kuru üzüme karşı
Alman meclisinin Türk kadınları
Gayya kuyusu Marmara
Zanzibar’da yemek keyfi
Gıdı gıdı skandalı
Sultan V. Mehmed Reşad
"Muz gibi futbolümüz döndü çürük iğdeye"
Anne-baba kandırmacaları
Dönüp bakın yazınıza hele bir...


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet